Haber Detayı
21 Ocak 2016 - Perşembe 12:10 Bu haber 1114 kez okundu
 
Eğitimli bir nesil yetiştirelim
Bakan Yılmaz, “Dünyaya açık, eğitimli, donanımlı bir nesil yetiştirelim, beceri kazandıralım. Bu bizi amaçlarımıza götürür” dedi.
Gündem Haberi


Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Kanal A’da Fatin Dağıstanlı’nın sunduğu Türkiye’nin Seçimi programına konuk oldu.

Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Bakan Yılmaz, önümüzdeki dönemde gençlere ve kadınlara yönelen projelere öncelik vereceklerini söyledi. Şöyle konuştu: Son 13 yılda muazzam yatırımlar yaptık, bunun da karşılığını görüyoruz, ama terör büyük bir darbe vuruyor. Yatırımlar yapıyoruz, birileri bakıyorsunuz topluma gidip eski Türkiye’nin alışkanlıklarıyla; bak, devlet burayı ihmal ediyor, yeterince hizmet yapmıyor diye propaganda yapıyorlar. Aynı çevreler yatırımlara, şantiyelere saldırıyor, bölgeye yatırım olmasın diye gayret ediyorlar. Bir taraftan da bunun propagandasını yapıyorlar çok samimiyetsiz bir şekilde. Verdiğimiz bu kadar teşviklere rağmen terör örgütü yatırımları engelliyor. Güven ortamı olmayan yere yatırımcı gitmiyor. Aksine bölgenin işadamı, o bölgedeki sermaye batıya, başka illere kaçıyor, nitelikli eleman başka illere kaçıyor. Bölge kaynaklar açısından sıkıntılı bir hale geliyor. Terörün aslında en büyük ekonomik maliyeti de bu bana göre. Bir doğrudan maliyeti var, binalar yıkılıyor, arabalar tahrip ediliyor, yani doğrudan ekonomik maliyetleri var, bir de dolaylı maliyeti var. En büyük dolaylı maliyeti, özel sektörün yatırımlarına, ticaretine vurduğu darbe. Buna turizm dahil, tarım sektörü, ticaret, sanayi, bütün alanlara baktığınız zaman terör en büyük zararı o bölgeye veriyor aslında ve o bölgede yaşayan insanlar nihai olarak bunun bedelini ödüyorlar. Özellikle de gençler, özellikle de yoksul kesimler bu terörün oluşturduğu ortam nedeniyle ekonomi darbe yiyor. Ekonomi darbe yediği için, özel yatırımlar darbe yediği için de işsizliğe yol açıyor bu, yoksulluğa yol açıyor ve insanlar bunun ekonomik bedelini sonuçta ödemiş oluyorlar.

Artık yeter demek lazım

40 yıldır insanlar terör belasıyla iç-içe yaşıyorlar. 70’li yıllarda işte sağ-sol terörüyle başladı bugünlere kadar geldi. Artık yeter demek lazım, gerçekten Türkiye’de terörün hiçbir dayanağı olamaz, hiçbir bahanesi olamaz. Bunu yapanlar, eline silah alıp terör yapanlar o halkın aslında düşmanlarıdır, halka en büyük zararı veren kesimlerdir. Bunu söylerken hani farklı siyasetlere, farklı fikirlere kapalı olalım anlamında söylemiyorum. Türkiye demokratik bir ülke, kimin ne derdi varsa gelir meşru siyasi kanallar içinde bu sorunlarını ifade eder, hükümeti eleştirecekse eleştirir, halka gidip yeni bir politika ortaya koyacaksa, yeni planlar-projeler ortaya koyacaksa bunu halkın önüne getirir, bunun için bütün kanallar açık dediğim gibi. Burada terörün artık hiçbir şekilde hiçbir ortamda bahanesi yok, ama özellikle de demokratik bir ortamda, siyaset kanallarının açık olduğu bir ortamda hiçbir mazereti olmaz terörün. Burada hepimizin, hangi siyasi görüşten olursak olalım hepimizin teröre karşı ilkesel bir şekilde durması lazım. Ama-fakat demeden, hiçbir şekilde terörü meşrulaştırmadan terörün karşısında olmamız ve terörü lanetlememiz lazım. Kim yaparsa yapsın dini gerekçe de kullansa, mezhebi gerekçe de kullansa, etnik gerekçe de kullansa, hangi gerekçeyle hareket ediyor olursa olsun bütün terör eylemlerini ve terör organizasyonlarını lanetlememiz lazım. Bunun bedelini biz çok ağır ödedik, inşallah bu beladan da kurtulup çok daha farklı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.

Sivil insanlar zarar görsün, istismar edelim anlayışı var

Bakın silahlı insanlar sivil alanlara girmiş durumdalar şu anda. Sur’da, başka birtakım ilçelerimizde elinde silahlı insanlar sivil halkın içine girip terör eylemi yapıyorlar ve bir anlamda da bilinçli bir şekilde yapıyorlar. Bu sivil insanlar zarar görsün, bunu da istismar edelim diye yapıyorlar”

Akademisyenler, Örgütü meşrulaştırma peşinde

Bildiriye imza atan akademisyenlerle ilgili soru üzerine Bakan Yılmaz şöyle konuştu: “Sadece hedefine devleti, Hükümeti koymuş bir yaklaşım. Ha devlet, Hükümet eleştirilemez mi? Her zaman eleştirilebilir, ama her şeyde bir adalet vardır, bir denge vardır. Gerçekten gerçeği bir görürsünüz, gerçeklik içinde bir hükümet görevlisinin, bir kamu görevlisinin yaptığı bir yanlış varsa, bir hata varsa, gerçekten insan haklarıyla ilgili, evrensel hukukla ilgili yanlış bir uygulama varsa elbette bir aydın olarak bunu eleştirisiniz. Biz de Hükümet olarak hiçbir zaman bunu tasvip etmeyiz ve zaman zaman sahadaki bazı yanlış uygulamalardan dolayı soruşturmalar, işte birtakım adli, idari süreçler başlattık. Dolayısıyla işin bu tarafı gayet meşru bir taraf, ama bu bildirge maalesef bu nitelikte değil. Son derece dengesiz, gerçeklerden kopuk ve bugün yaşadığımız olaylara ilişkin olarak aslında bize bir yol göstermeyen bir belge. Tam aksine tek taraflı ve adeta terörü meşrulaştıran, işte örgütün diyelim meşruluğunu arttırmaya dönük bir bildirge diye görüyorum açıkçası.  Bu ulusalcı dediğimiz hani bir grup var Türkiye’de, bunların Kürtlerle aralarının çok iyi olmadığını biz biliyoruz geçmişte. Bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde aslında bu zihniyette olan insanların yaptığı yanlışlar var, geçmişte yaptıklarını hepimiz biliyoruz. Bugün bu Kürt sevgisi nereden geliyor diye sorgulamak mümkün diye düşünüyorum. Ve bunun da altında ben şunu görüyorum doğrusu: AK Parti’ye, AK Parti hükümetlerine o kadar karşı ki bu insanlar, ya bunun için herkesle ittifak yapmaya hazırlar. Türkiye’nin dış dünyadaki düşmanlarıyla da, içerideki terör odaklarıyla da yan yana gelmekten hiç çekinmiyorlar, yeter ki Hükümeti işte zor duruma düşürelim gibi bir anlayış görüyorum” dedi.

Neden Ak Parti hükümetlerine düşmanlar, bu düşmanlığı nereden geliyor?

Halkı, milleti yönetime ortak ettik. Yani geçmişte daha dar bir kesim Türkiye’yi idare ediyordu. İşte elit diye olumlu bir kelime söyleniyor, ama elit mi diyelim, işte başka bir şey, bir zümre, yani küçük bir zümre ülkeyi idare ediyordu. Ülkenin temel meselelerine onlar karar veriyorlardı. Ve halktan kopuk bir yönetim anlayışı vardı açıkçası. Sivil siyasete de bir alan çizmişti bunlar, o alan içinde sadece işte sivil siyaset sadece belli bir alanda anlam ifade ediyordu. Yüksek politika, dış politika, işte temel birtakım meselelerde siyaset fazla söz söyleyemiyordu.  Nasıl olur da işte Anadolu’dan birileri gelir beni idare eder diye bakıyor mesela; bir psikolojik boyutu da bu işin. Dolayısıyla bir taraftan sosyoekonomik durum, çıkarlar, alışkanlıklar, bir taraftan geçmişten getirilen psikoloji, ama çok şükür Türkiye bunları büyük oranda aşmış durumda. İnşallah yeni anayasayla bunu taçlandırırız. Türkiye artık tamamen sivil, millet egemenliğinin, millet iradesinin tam anlamıyla hakim olduğu, özgürlükçü, daha demokratik, daha güçlü bir hukuk devletine sahip bir ülke olma yolunda ilerlemeye devam edecek inşallah.

Ahlaki değerleri savunmayan bir toplum oluşturmak istiyorlar

Dini sembollere, dini tarihteki figürlere, kişiliklere dönük olarak da hep aşağılayıcı bir dil kullandılar geçmişte. Sur’da bir caminin yakılması, içinde kutsal kitabımızın zarar görmesi, bütün bunlar aslında şunu gösteriyor: Bu örgütün hiçbir ölçüsü yok, yani kutsallığı yok. İnsana zarar vermek, insanın maneviyatına, değerlerine zarar vermek bunlar için gerçekten kolayca yapılabilecek bir şey. Ama bir taraftan da kalkıp başka noktalarda başka propagandalar yapabiliyorlar maalesef. Bunları görmemiz lazım. O toplumu ayakta tutan birtakım değerlere, ortak acılara, ortak sevinçlere saygı duymayan, onları tahrip eden bir örgüt. Bunun sonucu ne oluyor peki? Bunun sonucu aslında edepten, adaptan yoksun bir toplum oluşturuyor. Ve serseri mayın gibi nereye gideceği belli olmayan, kültürü olmayan, geçmişiyle bağlı olmayan, belli ahlaki ilkelere göre hareket etmeyi başaramayan bir grup insan oluşturma yönünde bir çaba maalesef. İşte en tehlikeli şeylerden biri bence bu. Yani silahla verilen zararın yanı sıra en önemli zararlardan biri; toplumun bu kültürel değerlerine, manevi değerlerine dönük oluşturdukları tahribat. Bu tahribatı da gerçekten görmemiz lazım ve buna dönük bir çaba sarf etmemiz lazım. Hâlbuki bu Doğu, Güneydoğu dediğimiz bölgeler çok ilmi geleneği güçlü bölgeler. Geçmişte birçok alim yetiştirmiş, önemli medreselere ev sahipliği yapmış, çok önemli, gerçekten hem ülkemize, hem dünyaya değerler yetiştirmiş bölgeler. Ama maalesef bu örgüt adeta buraları kültürsüzleştiren bir çalışma içinde” dedi.

Dünya gündemine hakim bir nesil yetiştirmek istiyoruz

Türkiye iddialı bir ülke, sıradan bir ülke değil. Hem bu yaşadığı bölgenin genel istikrarı adına, hem de vatandaşımızın huzuru, refahı için bizim güçlenmemiz lazım. Bunun için de benim özellikle altını çizmek istediğim şu: Kim ne derse desin biz insanımızı iyi yetiştirelim, iyi bir eğitim verelim gençlerimize, donanım sağlayalım. Dünyaya açık bir şekilde neyin ne olduğunu iyi takip eden bir nesil yetiştirelim, beceri kazandıralım. Bu bizi zaten amaçlarımıza götürür diye inanıyorum”

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Eğitimli, bir, nesil, yetiştirelim,
Haber Videosu
Yorumlar
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
53
0
3
8
15
26
2
Başakşehir FK
53
0
3
8
15
26
3
Galatasaray
50
0
4
8
14
26
4
Sivasspor
49
0
5
7
14
26
5
Beşiktaş
44
0
8
5
13
26
6
Alanyaspor
43
0
7
7
12
26
7
Fenerbahçe
40
0
8
7
11
26
8
Göztepe
37
0
9
7
10
26
9
Gaziantep FK
32
0
10
8
8
26
10
Denizlispor
31
0
11
7
8
26
11
Antalyaspor
30
0
10
9
7
26
12
Gençlerbirliği
28
0
12
7
7
26
13
Kasımpaşa
26
0
14
5
7
26
14
Konyaspor
26
0
10
11
5
26
15
Yeni Malatyaspor
25
0
13
7
6
26
16
Çaykur Rizespor
25
0
15
4
7
26
17
MKE Ankaragücü
23
0
13
8
5
26
18
Kayserispor
22
0
14
7
5
26
Arşiv