Bingölʹden ʹSürece destekʹ
Akil İnsanlar Heyetiʹnin Sivil toplum örgütleriyle yaptığı toplantılara sürece destek çıktı
408 defa okunmuş - 14 Mayıs 2013 - Salı 12:29
Çözüm sürecinin bir parçası olan Akil İnsan Heyeti’nin Doğu Anadolu Bölgesi Grubu, Bingöl’de yaptıkları toplantıda Bingöl halkının sürece olan duyarlılığından dolayı memnuniyet duyduklarını ifade ederek, devletin artık halkıyla barışmak istediğine dikkat çektiler.

Akil İnsan Heyeti’nin Doğu Anadolu Bölgesi Grubu, Bingöl’e gelerek, bir takım temaslarda bulundular. Grup, ilk önce Bingöl Üniversitesi’nde öğrencileri dinledi. Daha sonra grup, STK’lar ve vatandaşlarla bir araya geldi.
Başkan Paker beraberinde üyeler Sibel Eraslan, Ayhan Ogan, Mehmet Uçum, Zübeyde Teker, Abdurrahman Kurt ve Mahmut Arslan ile Saray Mahallesiʹndeki Şelale Parkʹta bazı sivil toplum kuruluşu ve kanaat önderleriyle bir araya geldi. Heyet, Kürt sorunu ile ilgili halkın talep ve önerilerini rapor haline getirip, Başbakan Erdoğan’a sunuyor. Heyet, konuşma yapmadan önce sözü STK temsilcilerine ve kanaat önderlerine bıraktı.
Toplantıya katılanlar, çözüm sürecine destek verdiklerini dile getirdi. Bazı vatandaşlar ise yaşanan süreçte Müslümanların zulüm gördüğünü Kuran kursu dersi verenlerin cezaevlerine atıldıklarını söyleyerek, devletin özür dilemesini istedi.
STK temsilcileri, 90 yıllık tarihte yaşanan olaylarda Şeyh Sait ve İskilipli Atıf Hoca gibi isimlerden devletin özür dilemesini istediler.

MORSÜMBÜL’ÜN SÖZLERİ ERARSLAN’I AĞLATTI
12 Eylül darbesinde gözaltına alınan oğlunun öldürüldüğünü belirten Fatma Morsümbülʹün "Oğlum 18 yaşındaydı, bir gözü görmüyordu, karıncayı dahi incitmemişti. 12 Eylülʹün ikinci haftasında almışlardı, işkence ederek öldürdükten sonra Genç İlçesi tarafına götürmüşler. Ben oğlumun kemiklerini arıyorum" sözleri damgasını vurdu. Morsümbülʹün anlattıkları dinleyen heyet üyesi Sibel Eraslan, gözyaşlarını tutamadı.

PAKER: SİYASİ İKTİDAR BU SÜREÇTE BÜYÜK RİSK ALDI
Konuşmalardan sonra söz alan Başkan Paker, kendisinin hiçbir siyasi parti üyesi ve yetkilisi olmadığını, siyasi iktidarın bu süreçte büyük risk aldığını kaydederek, şöyle konuştu:
"Yani bu işi barışa götürmek için daha sonraki siyasi hayatını risk etmektedir. Burada bunu düşünelim. Yani yarın birtakım inişler ve çıkışlar olduğu zaman ʹEvet bizi kandırıyorlar yine iş döndüʹ gibi fikirlere kapılmayın. Bu ciddi siyasi risk kazandırır. ʹO zor geçitten geçerken ki adımlarıdırʹ diye düşünün. Çünkü Türkiyeʹde yaşayan insanlar objektif olarak barışı istiyor. Yani bundan sonra hiçbir siyasi iktidar barıştan geri dönemez."
Türkiyeʹyi son yıllara kadar atanmışların yönettiğini belirten Paker, "Bugüne kadar yaşadığımız ender bir olgunlukla karşılandık. Çeşitli fikirler aynı çatı altında bir birinin sabırla dinledi. Umarım Türkiyeʹnin her yeri Bingölʹü örnek alır. Türkiyeʹde devlet kuruluşundan itibaren 85 yıllık bir süre askerler ve bürokratlar tarafından yönetildi. Halkın seçtiği temsilciler 1950 yılından sonra siyasi partiler olsa da, siyasi partiler siyasete karar veremediler. Son zamanlara kadar atanmışlar Türkiyeʹyi yönetti. Tüm siyasete atanmışlar karar verdi. Seçilmişlerin iktidar olmaya başlamaları son seneler içersindedir. Biz bu barış sürecine seçilmişlerin ağırlığının atanmışlara göre çok arttığı için ancak girebiliyoruz. Şunu unutmayın, eski devlet şekli kalaydı bu barış süreci başlayamazdı. Türkiye 85 yıl askerler ve atanmışlar tarafından yönetilirken hepimizi iki tehlikeden koruduklarını söylüyorlardı. Onların varlık nedeni iki sorundu, bölücülük ve irticaydı. Yani bir mesele Kürtler, ikinci mesele Müslümanlar bu 85 yıl sürdü" dedi.

ERASLAN: BİNGÖL MERTLİĞİYLE BÜTÜN TÜRKİYEʹYE ÖRNEK OLDU

Heyet üyesi Sibel Eraslan, gözyaşları arasında konuşmasını yaptı. Eraslan, "Biz buraya sizleri dinlemeye geldik. Konuşamıyorum, keşke sizin buradaki seslerinizi kaydediyoruz, keşke götürebilseydim. Sizin yüzlerinizi, dağlarınızı da alıp Ankaraʹya götürmek isterdim. İnşallah bu süreci heba etmeyelim, tabi bizlerinde gayret göstermesi lazım. Bingöl halkı inançla direndi, hepimize örnek alacak bir cesaret sergilediniz. Hem 82 anayasasında, hem 2010 referandumunda Bingöl mertliğiyle bütün Türkiyeʹye örnek oldu. Şimdi bizde bu cesaret örneğini, yeni bir aşamayla toplumsal barış için, toplumsal selamet için inşallah taşımakla iletmekle görevliyiz" dedi.

TEKER: HERKES ACI ÇEKİYOR
Heyet üyesi Zübeyde Teker, toplumda anneler kadar her kesimin acı çektiğini belirterek, "Bu toplum içersinde Kürtler, Aleviler, İslamcılar herkes acı çekiyor. Allahʹın yarattığı bütün kullar kendi kimlikleri ile 90 yıldır ağır bir biçimde ödeyerek devam ettiler, böylesi bir süreç oldu. Ama bir noktaya geldik, mücadele ettik, tüm kesimler mücadele ettiler. Ama şu ayrıntının da bilinmesini istiyorum, en çokta mücadeleyi Kürtler etti" dedi.

KURT: HEPİMİZ BU SÜRECİN MUHATAPLARIYIZ

Heyet üyesi Abdurrahman Kurt, Bingölʹde yaptıkları toplantının olumlu geçtiğini ifade ederek, Erzincanʹda yapılan toplantıda konuşmacıların müdahale ettiklerini söyledi. Kurt, "Bu kadar acıdan sonra bu kadar gözyaşından sonra, sizler bizleri dinledikten sonra sizler teşekkür ediyorum. Türkiyeʹnin geleceğinin bundan örnek almasını istiyoruz. Biz daha yolun başındayız. Bu yolun başında yaptığımız şey çatışmaları durdurup omuz omuza bir şeyler yapmak istiyoruz. Bu sürecin çatışma noktasında muhatabı devlettir ve örgüttür, çatışmayı bunlar yapıyor. Ama demokrasi açısından hepimiz bu sürecin muhataplarıyız" dedi.

UÇUM: SORUNLAR, DEMOKRASİ EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLI
Grup Üyesi Uçum ise, "Sorunlar neden kaynaklı? Demokrasi eksikliğinden kaynaklı. Ama birde 21. yüzyılın yarattığı bir ihtiyaç var. O ihtiyaçta, yeni demokrasi ihtiyacıdır. Yani biz sadece 20. yüzyıldan aktardığımız sorunları tasfiye etmek için demokrasi eksikliğimizi tamamlamak durumunda değiliz. Yakaladığımız fırsat, bu aynı zamanda bu yüzyılın önümüze koyduğu yeni demokrasi ihtiyacını karşılayabilecek durumdayız. Türkiye, bu yeni siyasal demokrasi ihtiyacına yanıt verirse, bu dünyadaki genel olarak siyasal demokrasi krizine karşı bir modeldir. O yüzden bu fırsatı değerlendirebilecek bir pozisyondayız. Bu fırsatı değerlendirmenin yolu da toplumsal iradenin süreçte belirleyici olmasından geçiyor."

Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...