Kalkınma Kongresi Başladı
Uluslararası Bölgesel Kalkınma Kongresi Üniversite’de başladı.
602 defa okunmuş - 16 Ekim 2015 - Cuma 11:05

Fırat Kalkınma Ajansı ve Bingöl Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen Kongrenin açılışı Üniversite’nin yeni yapılan konferans salonunda yapıldı.

Demokratikleşme ve Sürdürülebilir Kalkınma temasıyla başlayan kongreye, Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Vali ve Ajans Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Selim Köşger, Belediye Başkanı Yücel Barakazi, Üniversite Rektörü Gıyasettin Baydaş, Tunceli Üniversitesi Rektörü ve Ajans Kalkınma Kurulu Başkanı Ubeyde İpek, Fırat Üniversitesi Rektörü  Kutbeddin Demirdağ, akademisyenler, yerli ve yabancı pek çok misafir katıldı. Kongreye üniversite öğrencilerinin de yoğun katılım gerçekleştirdikleri gözlendi.

 

3. Uluslararası Bölgesel Kalkınma Kongresi’nde ev sahipliği yapan Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Doktor Gıyasettin Baydaş ise yaptığı konuşmada, konferansın gerçekleşmesinde katkısı olan herkese teşekkür ederek, başarılı ve verimli bir konferans olması temennisinde bulundu.

 

 

Vali Köşger: İlimiz son yıllarda büyük gelişme gösteriyor

 

Kongre açılışında konuşan Vali Yavuz Selim Köşger, Ankara’da hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet, yaralılara şifalar diledi. Son dönemde şehit olan güvenlik güçlerini yad etti. Konuşmasında ilimiz hakkında genel bilgiler verdi: ‘’ Bu tarz organizasyonların yapılması ilimizi son yıllarda üniversite, havaalanı, duble yollar gibi kamu yatırımları ve özel sektör yatırımlarıyla hızlı bir şekilde geliştiğinin bir göstergesidir. 3-5 sene önce ne kurumsal kapasite ne ulaşım altyapısı ne de konaklama imkanları itibariyle ilimizde uluslararası bir organizasyon yapma imkanı söz konusu değildi. İlimizde bu gelişmeleri sağlayan herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum. İlimiz 2013’te faaliyete geçen havaalanı, 2007’de açılan ve hızla gelişen Üniversitesi, bir çok işletmeye ev sahipliği yapan Organize Sanayi Bölgesi ve Küçük Sanayi Siteleri, tümüyle yenilenen Belediye altyapı yatırımları ve üstyapı çalışmaları ile son yıllarda yatırım altyapısını tamamlamada önemli mesafeler kat etmiştir. İlimiz doğal güzellikleri, yeraltı kaynakları, mera hayvancılığına uygun sahaları, gelişmiş insan gücü, coğrafi konumu Bingöl’ün kalkınmada öne çıkan unsurlarıdır. Tekstil, İnşaat malzemeleri, madencilik, turizm ve imalat sanayi yatırım fırsatları mevcut alanlardır ve bu alanlarda yatırımlar sürmektedir’’ dedi.

 

Kongre açılışında konuşan Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kalkınmanın 4 bileşeni olan ekonomi, sosyal yapı, çevre ve yönetişim unsurlarını paylaştı.

 

İlimizin dışa açık olması lazım

Konferansta konuşan Başbakan Yardımcısı Yılmaz, kalkınma modeli ve sürdürülebilir kalkınmanın önemine vurgu yaptı. Yılmaz, “Ülkelerin de, illerin de değişmesi için dışa açık olması lazım. Dışa ne kadar açık olursanız o kadar aslında ufkunuz genişler, kalkınma yolunda gelişme yolunda da ilerlersiniz. Aslında bu insanlar için de geçerli, gruplar için de, kurumlar için de geçerli. Çevresine açık olan yapılar, dışarıdan gelecek etkilere açık yapılar, her zaman daha fazla gelişirler. Ama içine kapanan, sadece kendi iç tartışmalarıyla meşgul olan kurumlar, yeterince gelişemezler. Yöreler de böyle, bölgeler de böyle. Ne kadar etkileşimi artırırsanız, dış dünyayla, çevresiyle ne kadar kanallar oluşturursanız, o kadar gelişme yolunda ilerleme kaydedersiniz” diye konuştu.

Kalkınma; ekonomik, sosyal ve çevre boyutludur

İnsan odaklı kalkınmanın çok boyutlu olarak tarif edilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, bütün dünyanın sürdürülebilir kalkınma kavramı etrafında kalkınmayı tarif ettiğini, sürdürülebilir kalkınmanın da ekonomik, sosyal ve çevre boyutu olduğunu söyledi.

Yılmaz, , “Ne kadar demokratikleşirseniz, temel hak ve hürriyetleri ne kadar genişletirseniz, insanları ne kadar karar alma süreçlerine katarsanız, toplumun tabanını ne kadar yönetime yansıtırsanız, milli iradeyi ne kadar güçlendirirseniz, kalkınma süreçlerini de o ölçüde güçlendirmiş, geliştirmiş olursunuz” diye konuştu.

Milli gelir 500 dolardan 109 bin dolara çıktı

Son 13 yıllık iktidarları döneminde sürdürülebilir kalkınma konusuna önemli mesafeler alındığına işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti: “Türkiye’nin kişi başına gelirini bin 500 dolardan, 10 bin dolar seviyesine çıktığını belirtti. Türkiye’nin ihracatını ve üretim kapasitesini artırdı ve ekonomik alanda gerçekten bir başarı sağladı. Bu boyutu itibariyle sürdürülebilir kalkınmayı önemli oranda gerçekleştirdiğini ifade edebilirim. Sosyal boyuta baktığımız zaman, Türkiye’ye son 13 yılda ekonomisini büyütürken, sosyal adaleti de artıran ender ülkelerden bir tanesi oldu. OECD üye ülkeleri arasında baktığımız zaman gelir dağılımını son 13 yılda düzelten nadir ülkelerden bir tanesi Türkiye oldu. Bizim Türkiye İstatistik Kurumu olarak yaptığımız yoksulluk ölçümleri var. Buraya baktığımız zaman, satın alma gücüne göre söylüyorum, dünyayla mukayese edilebilir rakamlar bunlar. 1 doların altında günlük harcaması olan nüfusumuzu sıfırladık. Dünyada 1 milyara yakın insan, maalesef günde bir doların altında bir harcama ile yaşamak zorunda. Türkiye çok şükür böyle bir sorunu ortadan kaldırdı. 2 dolar 15 sent altında yaşayan nüfusun 2002 yılında toplam nüfusumuzun yüzde 3’ü civarındaydı. O da bugün itibariyle sıfırlanmış durumda.”

Halkın iradesine dayalı yönetimlerin güçlenmesi lazım

Konuşmasında terör hadiselerine de değinen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunları yaşayan bölgemizin daha geniş çevremizin bu girdaptan çıkmasının yolu da aslında sürdürebilir kalkınmadır. Orta Doğu’nun, yakın coğrafyamızın bu içinde bulunduğu durumdan çıkması, daha iyi istikrarlı bir hale gelmesi için de mutlaka kalkınma sürecinde farklı bir noktaya ulaşması lazım. Bu bölgelerimizde halka, halkın iradesine dayalı yönetimlerin güçlenmesi lazım. Bu bölgemizin de artık refahı konuşması lazım. Kaba ideolojilerin, etnik çatışmaların, mezhep çatışmalarının, din inanç çatışmalarının ötesine geçerek, farklılıkların bir arada yaşadığı, temel hak ve özgürlüklerin geliştiği, hukuk devletinin güçlendiği bir ortamda bölgemizin istikrar kazanması lazım. Bu konuda hepimize büyük görevler düşüyor. Özellikle, akademik dünyaya, sivil topluma büyük görevler düşüyor. Biz tornadan çıkmış gibi birbirinin aynı, birbirinin kopyası insanlar olmak zorunda değiliz, farklı olmak durumundayız ve farklılıkta güzel bir şeydir. Farklılık kötü bir şey değildir. Farklılığı bir çatışma konusu haline getirdiğiniz zaman farklılık kötüdür. Bunu bir çatışma konusu değil, birbirini tanıma, birbirimizi anlama, farklı noktalardan belli hedeflere katkıda bulunma haline dönüştürdüğünüz zaman farklılıklar bir berekete dönüşür. Bir arada yaşama ama farklılıklarımızı muhafaza etme son derece önemlidir. İşte bunu başardığımız zaman aslında üretkenliğimiz de, sosyal adaletimiz de birçok gelişme sağlayacağız.”

Kongre’ye Türkiye’nin değişik illeri ile Malezya, İsveç, İrlanda, Singapur, Litvanya ve İngiltere gibi 12 ülkeden gelen 20 dolayında davetli konuşmacının katıldığı konferansta 109 bildiri tam metin olarak sunulacak.

Kongre 4 farklı salonda 20 dakikalık anlatılarla bugün de sürecek. Kongre’de bugün Kentleşme ve Çevre sorunları, Sivil Toplum ve Bölgesel Kalkınma, Bölgesel Eşitsizlik ve Sosyal Politikalar, İşgücü Piyasaları Eğitim ve İnsan Kaynaklarının Rölü, Üniversitelerin Bölgesel Kalkınmada Rölü, İş Etiği gibi konular konuşulacak.

 

Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...