Ucu kime değerse değsin operasyonlara devam edilmeli
AK Parti İl Başkanı Güler: ‘Son Çekim’ ve tefeci operasyonları hakkında ucu kime değerse değsin devam edilmeli
753 defa okunmuş - 08 Temmuz 2019 - Pazartesi 12:59

AK Parti Bingöl İl Başkanı M. Hanefi Güler, fuhuş çetesine yönelik düzenlenen ‘Son Çekim’ operasyonuna dair açıklamalarda bulundu. Güler, operasyonun Bingöl’de ilk kez düzenlendiğini ancak bu tip operasyonların Türkiye’de birçok örneğinin olduğunu söyledi. Operasyonlardan önce bu duruma nasıl gelindiğinin sorgulanması gerektiğini vurguladı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran ‘Son Çekim’ operasyonu ile ilgili birçok söylenti gündeme gelmişti. AK Parti Bingöl İl Başkanı M. Hanefi Güler, operasyonların sonlandırılması iddiaları, şüpheli ve mağdur isimlerinin sızması, hemen ardından düzenlenen tefeci operasyonunun algı değiştirmeye yönelik mi yoksa bir rastlantı mı olduğu sorularını yanıtladı. 
 GÜLER: SÖZ YARGIDADIR
Söz yargıda diyen Güler, ‘‘Bu bizim ilimizde yeni bir operasyon olabilir ama Türkiye’de üzülerek söylemek gerekirse birçok örneği olmuştur. Devletin kurumları var, devletin kuruluşları var. Devletin bazı ihbarları değerlendirmek için teknik takipleri vardır, devletin savcıları vardır bunları takip ediyorlar. Bunların denetimleri yapıyorlardır. Devletin emniyet güçleri bunların peşinden gidiyorlardır. Söz yargıdadır, bu takıldı bu suçludur, bu suçsuzdur, bu geldi bu gitti benim hiçbir insan hakkında olumlu veya olumsuz yorum yapma hakkım yoktur.’’ dedi.
‘‘OPERASYONLARI AK PARTİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR DEMEK AKIL TUTULMASI’’
Kamuoyunda operasyonların üstü kapatılmaya çalışıyor söylentilerini değerlendiren Güler, ‘‘Bazı gafil gruplar Avrupa’da burada şurada oturup bilinçsizce yayın yapanlara söylüyorum; bu icranın başında kim var hükümet var. Hükümetin başı kimdir AK Parti Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı peki bu bürokratları kim atamış, kime bağlıdır hükümete bağlıdır. AK Parti iktidarında, AK Parti hükümetinde nasıl böyle bir tezat olurda hem operasyon AK Parti zamanında oluyor hem AK Parti operasyonları engellemeye çalışıyor. Bu bir akıl tutulmasıdır, bu garabeti cahil olan anlamaz. Buna gülüp geçmek lazım. AK Parti iktidardadır, hükümettir. Operasyonu da başlatan hükümete bağlı kurum ve kuruluşlardır. Nasıl oluyor hem hükümet operasyon yapıyor, hükümete mensup siyasiler, partinin başındaki isimler operasyonu savsaklamaya çalışıyorlar böyle bir tezat dünyada yok.’’ dedi.
Şüpheli ve mağdur listelerinin kamuoyuna sızmasını da değerlendiren Güler, ‘‘Ben teknik bir adam değilim. Bu işin uzmanları var, emniyet birimlerinin uzman kadroları var. Başsavcı var, deneyimli hukukçular var, emniyet birimleri vardır. Böylemi olmalıydı şöylemi olmalıydı bilmiyorum ama internet sitelerine düşen isimler noktasında burada hatalı kimdir tahmin edersem hem emniyet hem adli birimler bunun takipçiliğini yapıyorlardır. Bununda peşini bırakmayacaklar. Bunlar art niyetli paylaşımlar mıdır hangi teknik birimden çıkmıştır bununla ilgili çok ciddi bir teknik bilgiye sahip değiliz. Yapılması gereken bir operasyon mudur, bence yapılması gereken bir operasyondur. İki nokta da ahlak erozyonudur. Bence ikisinin de üstüne sonuna kadar gidilmelidir. Ucu kime değiyorsa, dayanıyorsa fak etmemelidir.’’ dedi.
‘‘TEKNİK OLARAK NİYE PEŞ PEŞE OLDU BUNU EMNİYETE SORMAMIZ LAZIM’’
İki operasyonun peş peşe yapılması konusuna da değinen Güler, ‘‘Teknik olarak niye peş peşe oldu bunu emniyet birimlerimize de sormamız lazım ihbar mıdır, şikâyet midir? Bu tip operasyonların çoğu vatandaşın ihbarı üzerine yapılıyor. Canı yanan insanlar olmuştur. İlgili birimleri uyarmışlar, şikâyette bulunmuşlar. Bence ilgili birimlerde şikâyetleri değerlendirmek üzere belki de tevafuk olmuş tarihler denk gelmiştir. İlin hürriyetiyle, kimliğiyle ili karalamanın da bir manası yok.  Ben halen bu kanaatteyim bence temiz bir toplumumuz vardır. Muhafazakâr, mukaddesatçı, örf adet geleneğine bağlı bir toplum yapısına sahibiz.
‘‘TEŞKİLATIMIZDA AKTİF OLARAK İSMİ GEÇEN VEYA ŞÜPHELİ OLAN KİMSE YOK’’
‘‘Kişinin kendisini bağlayan, nefsi bir durumdur. Seküler, komünist sitelerin partimizi isim vererek eleştirmeleri oda bir garabettir. Bizim şu anda il teşkilatımızda, merkez ilçe teşkilatımızda, gençlik kolları teşkilatımızda, kadın kolları teşkilatımızda resmi olarak görevli olan hiçbir arkadaşımızın ne ismi geçiyor, ne bir iddiada ismi vardır. Partimiz memlekette yüz bin oy alıyor. Ben hangi vatandaşa diyeceğim ki sen oyunu bana vermeden önce ben senin bir sabıka araştırmanı yapayım sen nasıl yaşıyorsun, nerden kazanıyorsun, ne yiyip ne içiyorsun? Ondan sonra bana oy ver öyle bir dünya yok. Ben burada adli bir birim değilim, ben burada siyasi bir partiyim herkese kapım açık. Her vatandaş partimize gelebilir üye de olabilir. İşini, sıkıntısını da getirebilir. İşimiz vatandaşa yardımcı olmak, hizmet etmektir.’’
‘‘BATIDAN ALINAN NORMLARI İSLAM MİRASIYMIŞ GİBİ İSLAM TOPLUMLARINA GİYDİRMEYE ÇALIŞTILAR’’
‘‘Batı İslam medeniyetinden bilim, sanat, siyaset ve kültüre dair bazı şeyleri alarak reform hareketlerini gerçekleştirdi. Köklerinden kopup batı devrimlerine yüzünü dönen İslam milletleri ise batı ideolojilerini zelilce kurtuluş zannettiler. Batıdan alınan normları İslam mirasıymış gibi İslam toplumlarına giydirmeye çalıştılar. Resurullah sallallahu aleyhi ve sellem bu tarz tahrif ve tezyifin olacağını bizlere bildirmekle beraber ıslah ve tecdidin nasıl olacağını da beyan etmiştir.  Ümmetimiz içerisindeki gaflet, dalalet cehalet ve zillet için mahzun olsak bile tedirginliğimizi teskin edecek vaatlerle ümit var olmaya da devam edeceğiz. Bu dine kimse galip gelemez. Hak batıl mücadelesi kıyamete kadar devam edecek. Garipler hep az olacak o garipler eliyle hak zahir olacak ve galip gelecek. Herkes meylettiğine yol alır. Samiri kılıklı ideologlar İslam’ın hakikatlerinden malzeme çalarak heva ve heveslerden tahkim edilen düşünce ve felsefeleri pazarlamak için podyumlarda fazlasıyla şöhret devşirdiler.  Eğer bunların gayretleri kadar bir çabamız yoksa kendimizi hak ehli görmek bizi aldatan bir vebal olarak yetecektir. İslami toplumlar son zamanlarda korkunç bir çözülme, değer kaybı, idealler tahribatı, aile yıkımları, evlatlarla kuşak çatışması vs birçok sosyal problemler ile karşı karşıyadır. Bu dejenerasyonun en önemli zayıf halkası da evlilik vakasında cereyan ediyor. Evlilik normları değişti. Kaygılar ayyuka çıktı. Cahil hayatlar Müslümanların ailevi yaşantılarından çok daha iyi gidiyor ama bu asla bizleri acaba demeye sevk etmemeli çünkü şeytanın en büyük hedefi Müslüman aileleri dağıtmak için kendini vazifedar görmesidir. Müslümanlar nikah gibi bir ibadeti Allah’ın rızası için inşa ediyorsa bunun devamı olması için en büyük şart hak ve sorumluluk düzleminde her sorunu Allah’a ve Resul’üne götürmek olmalı ve dinin aile hukuku önce kullukta sonra hürmette karşılık bulmalıdır. Hiçbir şey tek taraflı yürümüyor. Eşler birbirlerini Allah’a teşvik ve motive ettikçe şeytan girecek kapı bulamayacak. Aile çözülürse bireyler ifsad olur. İfsad olan bireyler toplumu tarumar eder. Belde belde helak olan islam toplumları küfrün saldırı ve tasallutuna açık hale gelir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmî bir kurum olması hasebiyle standartların üstüne seçkin bir yeri vardır.  Diyanet hiyerarşik ve hizmet kadrosunda çok kültürlü ve çoğulcu bir yapıya sahip olsa da dinin muhkem ve zahir esaslarına hurafe ehlinden daha çok ilmi hassasiyetle mutabık olduğunun da farkındayız. Diyanetten beklentimiz en azından genel esaslar çerçevesinde itikat, fıkıh, tefsir ve hadis usulüne aykırı hareket eden kişi kurum ve cemaatlerin yazılı görsel neşriyatlarını cerh edip halkı bunlara karşı uyarmalıdır. Bunu yapmadıkları takdirde bu ülkede dinin hak ve aydınlık yüzünü karartan sömürücülerin önlerinin açılmasında en büyük vebale sahip olacaktır. Diyanet tarafından gayri ilmi ve tehlikeli görülen meal ve yazılar üzerine yapılan tahkikat gayet yerinde olduğunu takdirine binaen bu tarz güzel ilmi ve adil duruş ile çoğalmasını umut ediyorum. Takva, edep ve haya sahibi hanımların Allah’a haşyet ve tevekkülü bence erkeklerden daha fazla oluyor çünkü bayanların kalbi fitri olarak daha nayif ve yumuşak olduğu için bu fıtratı Allah ile irtibat halinde besledikleri sürece onlardan gelecek olan hayırlar bazen erkeklerin bile ıslahına vesile olacak ve motive edecektir. Aileyi oluşturan kadındır. Kuranı Kerim’de hidayet örnekleri anlatılan kadınlar, Annemiz Havva, Firavun eşinin güzel ahlakı, Hz Musa’nın annesinin tevekkülü, sebe melikesi Belkıs, Hz  Meryem’in teslimiyeti ve iffeti en güzel örneklerdir. İlk sorumluluk ise erkekte başlamalı. İlk adımı atan o olmalı. Adamlık önce erkekte icra olunmalıdır.’’

Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...