Ali BAZENCİR Ağaç, Pranga, Çığlık.
Yazı Detayı
11 Şubat 2021 - Perşembe 15:36 Bu yazı 469 kez okundu
 
Ağaç, Pranga, Çığlık.
Ali BAZENCİR
 
 

Kim hangi amaçla seni fotosentezden mahrum bırakmak isteyebilir ki, ya da hangi nedenle güneş ışınlarından yoksun bırakmak için gövdenin dört tarafını metal ile çevreleyip etrafa güzellik saçmanı engellesin ki, en kötü ihtimal ile düşünerek söylüyorum ki, bazıları İçin bunca betonlaşma içinde etrafa görüntü kirliliğine neden olduğundan bu uygulamaya maruz bırakıldın. Farz edelim. Onca yıl nasıl böyle bir unutkanlığa kurban olarak sözde görüntü kirliliği oluşturabilirsin.

 

Eğer dut ağacı isen hiç mi o şirin meyvenden yapılan pekmez ile kahvaltılarına hedonik tad vermedin? ceviz ağacı isen özünle kadayıf telleri arasına uyumunu nasıl görmezden gelerek akıl etmediler, söğüt isen yorgunluk sonrası eşsiz gölgende Gewran kahvesinin çayını sohbetler paralelinde yudumlarken düşünemediler mi?, elma-armut ağacı isen kak kurutulmuşları ile zemheri soğuklarını atlatmak için kaynatılarak vitamin destekli suyun soğuk algınlığına karşın grip aşısına mecbur bırakmayan nedeni üzerinde hiç mi durmadılar.

 

Boyunun uzunluğuna, gövdendeki yıllık halkalarının tahmini kalınlığına bakılırsa, Bingöl evlatlarının siyasi güç dengeleri ve alan kapmaca oynayanların ekmeğine yağ sürmek için figüran olarak 70 li yıllarda bir birlerine düşmanlık ettirerek telafisi olmayan yanlış tohumların bu topraklara ekildiğine yakinen tanıklık eden, aynı şekilde ülke genelinde kahramanmaraş ve Sivas olaylarına benzer olayların yaşanmasının kıl payı teğetlendiğini herkes gibi unutmayarak taze hafızanla bu topraklarda yaşayan insanlara geleceğini aynı temelde şekillendirmelerinden anlıyoruz.

 

Ceberut dayatmalara prim verilmeden özgür iradeleri ile 12 Eylül darbe mantığı ürünü anayasa oylamasında ülke geneli ezici farkla red etme cesaretini göstererek hemşerilerinin göğsünü kabarttığını, ilkbaharları yapraklarının gür açtığından anlayabiliyoruz. 1970, 2003 depremlerinde de bu insanların yanında olarak güzel görüntünle acılarını unutmaya destek olduğunu görmezden gelemeyiz, demokrasilerin vazgeçilmez tamamlayıcı unsuru ilimize has renkli seçimlerinin en ince detaylarının konuşulduğu seçim bürolarına kulak misafiri olduğunu sırtındaki kamburdan kederlenerek katlandığını gizleyememişsin.

 

Özal ı, tepesinde ellerini kovuşturarak insanlara 4 eğilimle elektrik, telefon ve çoklu haber alma medya serbestisini ve daha bir çok tabu dan ülkeyi dünya ya entegre etmeye çalışan kısa ömrüne sığdıramayacağına, Ecevit in sırtından mavi gömleği, elinde güvercinle doğuda heyecana neden HALKLAR kavramını Rahşan hanımla birlikte köylüyü, emekçiyi dürüstlüğüyle haberdar ederken de oradaydın, aynı şekilde Erbakan ın insanlardan baş parmağını kaldırarak bütün açık hava toplantısı katılımcılardan faizi, krediyi iktisadi döngüsünden def ederek milli görüşü tesis etme sözünü alırken de çok uzaklarda değildin, Süleyman Demirel inde popülizmin ve barajların duayeni olarak bu topraklarda sulanmayan hiç bir karış toprak ve 24 saatin siyasette çok uzun bir süre olmadığı gerçeğini pratik ederken izleyicisi bulunduğun gövdende ki kabukların derinliklerinden anlaşılıyor, Alparslan Türkeş in yer sofralarında minderlerde oturarak atalarına göndermelerle ortak payda oluşturma temelleri atarken de kulak kabartarak dinlediğini biliyoruz.

 

Doğumundan son bulmasına kadar kaç kişinin aşkına kavuşup/kavuşmamasına şahadet ettin, daha kaç aşkı eskiteceksin. Kaç dilenciye acıyarak baktın, kaç ayakkabı boyacısının parmaklarının emeğinden nasıl temizleneceğini merak ettin, yanından geçen kaç yetim çocuğun başını okşamak İçin kendini zor tutarak hıçkırıklara boğuldun, kaç öğrenciye gerçek hayatın doğaya saygılı olmanın gerekliliğinden geçtiğini söylemek istedin, ne olacak bunların hali dünya döndükçe sorun ve sıkıntılar hep mi var olacaktı, her kesin huzurlu ve istediğine minnetsiz ulaşacağı bir dünya çok mu imkânsız, dediğini duyar gibiyiz.

 

Hani her şey önce hayal sonra gerçek oluyordu.

 

Hiç mi iyiliği, güzelliği hayal eden yoktu koca şehirde.

 

Az kaldı, çok değil, son ağacın kesilmesi, son balığın avlanması, son suyun kurumasına az kaldı hatta PARANIN YENİLEMEYEN BİR ŞEY OLDUĞUNU HİÇ BİR ÖNEMİNİN KALMADIĞINI ANLAMAYI, ensenizde hissetmeye çok az kaldı.

 

Ben ağacım ağaç, Wan Gogh un boyaya batırılmış fırça darbeleri ile tuvale karaladığı göz boyaması yeşillik değilim, vaktiyle geleceği çok iyi gören, elinin altındaki bütün varlığının sadece gelecek kuşaklara en iyi şekilde teslim edilmesi gereken emanet olduğu bakış açısına, MERHAMET DUYGUSUNUN ANLAMINA sahip birileri tarafından ana vatanım olan toprakla tohumumu buluşturmuşlar, her canlı, cansız gibi bana yüklenen sorumluluğu tabiat manzumesi içinde en iyi şekilde icra etmek istiyorum, yüksek müsaadeleriniz ile. Hepimizin, herkesin, insanlığın, kurtuluşu ve iyiliği için. Gölge etmeyin, güneşimizi engellemeyin yeterlidir.

 

Neden mi bahis ediyorum?

 

Her Bingöl ünün bildiği hükümet konağına komşu hastane caddesinde bulunan ağacın gövdesinin yıllardır metal saclar ile kapatılıp gün ışığından mahrum bırakılmasından elbette.

 

 

 
Etiketler: Ağaç,, Pranga,, Çığlık.,
Yorumlar
Haber Yazılımı