Yazı Detayı
05 Aralık 2014 - Cuma 14:00 Bu yazı 2968 kez okundu
 
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Aklını başına al/mak’ deyimini hepimiz biliriz.

 

Muhatabımızı makul olmaya davet etmek, genel geçer akıl kurallarına uymayı hatırlatmak veya aba altından sopa gösterip  tehdit etmek istediğimizde bu ibareyi kullanırız.

 

Ancak bizim prospektüsten farklı okumalar yaparak yukarıdaki deyimi kullananlar da var.

 

Mesela bazılarına göre aklını başına almak akla hiza vermektir ki bu dışsal ve bir üst yeteneği gerekli kılmaktadır.

 

Aklı başa almak harici marifetlere kapı aralıyorsa ruh ve cin gibi meşru ve dominant figürleri hatırlamamak mümkün mü?

 

Aklı yine akıl ile başa alıyorsanız parçalanmış ve bir kısmı diğerine hükmedebilen, bir kısmı iyi bir kısmı kötü (Zerdüştlüğü, Ahura Mazda’yı hatırlayalım) bir akıl mı var?

 

Bu anlamda aklı başa almak deyimi Kartezyen aklın ve öznenin (Gazali’yi, Descartes’i, Zizek’i anımsayalım) sürdürücülerinden birer nefes midir?

 

O halde bu deyim, batılı parçalanmış aklın bizim mahallede gezen casusu olabilir mi?

 

Başa alınmamış akıl nerededir acep? Mayın gibi etrafta seğirten ve olmadık yerlerde infilak ederek cana ve mala zarar verebilecek bir bomba mıdır mesela? (Anarşistlerin ‘burdayız’ dediğini duyar gibiyim.)

 

Aklımızı kendi başımızdan alarak bir başka varlığın başına koysak ne olur ve bu durumu gen bilginleri nasıl açıklar acaba?

 

Başta olmayan aklın sorumluluk, ahde vefa, emaneti koruma ve eşyayı yorumlama gibi konularda duruşu nasıl olur acaba?

 

Kaçak akılları tarayan ve yakaladıklarını kozmik kulelere tıkayan illuminatilerimiz var mıdır?

 

Başa alınmamış akıl bu anarşist duruşuyla muhalif çıkışları, itirazları, red ve inkarları mı temsil eder?

 

Akıl başa alınmadıkça başın hükmü nedir? Omuzlar üzerinde duran estetik tamamlayıcı ve üçüncü kemik türü olmaktan öte bir şey midir?

 

Akıl başa alınınca taş gediğine konulmuş ya da bir delinin kuyuya attığı ne olduğu belirsiz bir taş akıllılarca çıkartılmış olur mu? Ve bunun sonrasında delinin tezine antitez üretmiş olmanın dayanılmaz hafifliği felsefi yoğunluklardan cisme dönüşebilir mi?

 

Baştaki akıl ahbarileri/nakilcileri, başa alınmamış akıl da usulileri/reycileri mi temsil etmektedir?

 

Akıl başta olmaksızın da kullanılabilir mi? Aklı işlevsel kılan illaki baş mıdır?

 

Yoksa akıl-mekan ilişkisinde akıl bağımlı eleman olduğundan hassalarını ancak ve illaki boş mekansalıkta mı izhar edebilir?

 

Aklını başını devşirmeyenler hukuken ölü sayılırlar mı? Aklı başında olmayanlar için fukahanın yasak ve serbest çizgileri ya da had bantı nedir?

 

Başı yitirmiş akıl ‘güzel konular ticarethanesi’ ne (Mengüşoğlu) uğrayabilir ve buradan alışveriş yaparak nasiplenebilir mi mesela?

 

Başı yitirmiş akıl uzaktan sevmek misali uzaktan düşünebilir mi? Ya da mekansızlık illeti ile malul ve ayakları yere/zemine/arza basmayan bir akıl düşünmeyi göze alabilir mi?

 

Günün birinde baş akla dönüp ‘Akıl Sen Neden Burda Değilsin?’ (İ.Özel) der mi acaba?

 

Başta olmak ya da başta olmamak hallerindeki bir aklın isabet grafiği nedir? Akıl evinde kiracı bir akıl mı yoksa yoksa yararlı ürünler sunan seyyah bir akıl mı daha evladır?

 

Başı terk etmiş bir akıl vur emri çıkmış, yargısız infaza aday bir cüzzamlı mıdır? Alternatif mekansallıklar ile çoğulcu söylemlere kitabeler diken akıl başları akılsız bıraktığı için toplumu din, mezhep, ırk ayrımı ile tehdit ettiği için sürgün edilir mi?

 

‘Başa veda’ diyen aklın ahlak ve vicdan ile münasebeti kopar mı? Ya da ser-siz aklın ahlaksız ve vicdansız olduğu söylenebilir mi?

 

Akılsız baş oluyorsa nitekim başsız akıl da olur elbet. Türk aklı, emekçi aklı ve sanatçı aklı bir parça böyle yani başsız akıl örnekleri değil midir?

 

Tam bu noktada; deliler, akıllarına mekan/uygun baş arayan ‘akıllı’lar olamazlar mı?

 

Foucault’cu hapishane metaforu aslında başları akılsız bırakan modern disipliner hegemonyayı deşifre eden müthiş bir kromatografi olamaz mı?

 

Aklı kullanmak için onu başa hapsetmek şart mıdır? Aklı başa almak statikliği ve geleneksel bir konumlanışı ve aklı baştan almak ise dinamizmi ve çağdaşlığı temsil etmez mi?

 

Baştaki akıl mı yoksa baştan ayrılmış akıl mı özgürdür?

 

Başı terk eden akıl efendi mi olur yoksa yersiz yurtsuz, köksüz kulpsuz bir köle mi olur?

 

Başı terk eden akıl başa karşı vefasızlık etmiş olur mu?

 

Başı terk eden aklın ‘insan adam’ yani mümin, Müslim, Muhsin, muttaki, muvahhid, said, sadık olma şansı ebediyen bitmiş midir? Başın içinde kalan akıl dinazorlaşır mı? Yoksa aklı terk etmek kişiyi ‘hayvan adam’ yani nankör, kafir, fasık, zalim, cahil, şaki ve müfsid mi kılar?

 

Aslında şu da tartışılabilir; aklın başta kalması hesapçı pragmatik, statükocu, sağlamcı bir profesyonelliktir. Baştan ayrı bir akıl ise sürgünleri, ötekileştirmeleri, faili meçhulleri, kuduz köpek gibi kovalanmaları, deli gömleği giydirilmeleri göze almış bir amatörlüktür.

 

Çünkü, terk etmek keşfetmenin diğer yüzü ise başı terk etmemiş bir aklın öteler metaforu ya da metafizik sistemler ile buluşması muhal durmaktadır.

 

Kısaca; aklını başını al diyenler aklı mı yüceltiyor yoksa klasik düşünce tarzlarının mekanı olan başı mı yüceltiyor sorusu bütün yakıcılığı ile orta yerde duruyor?

 

Bu sorunsal muvacehesinde, ‘akıl dinamizmi baş da muhafazakarlığı mı temsil ediyor’ suali geliştirilebilir.

 

Talebe bu sualler anaforunda aklın mekansallık hallerini modern ve geleneksel prizmalardan süzerek, haline dair fetvanın niceliğini güncelleyen bir mecraya ‘merhaba’ der böylece.

 

Vesselam…

 

 
Etiketler: AKLIN, MEKAN, İLE, İMTİHANI,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
19
0
2
1
6
9
2
Başakşehir
18
0
1
3
5
9
3
Kasımpaşa
18
0
3
0
6
9
4
Antalyaspor
16
0
3
1
5
9
5
Göztepe
15
0
4
0
5
9
6
Beşiktaş
15
0
2
3
4
9
7
Trabzonspor
13
0
3
1
4
8
8
Konyaspor
13
0
2
4
3
9
9
Ankaragücü
13
0
4
1
4
9
10
Alanyaspor
12
0
5
0
4
9
11
Yeni Malatyaspor
12
0
3
3
3
9
12
Sivasspor
10
0
3
4
2
9
13
Bursaspor
9
0
2
6
1
9
14
Kayserispor
9
0
4
3
2
9
15
Fenerbahçe
9
0
4
3
2
9
16
Çaykur Rizespor
8
0
3
5
1
9
17
Bb Erzurumspor
5
0
5
2
1
8
18
Akhisar Bld. Spor
5
0
6
2
1
9
Arşiv