Yazı Detayı
15 Kasım 2017 - Çarşamba 11:02 Bu yazı 314 kez okundu
 
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Cengiz Aytmatov Kırgız edebiyatının dünyaca ünlü yazarlarındandır.

 

Kalemi, soyut bilgiden somut gerçekliğe, hayatın orta yerinde cereyan eden adaletsizliklere, ahlakı ve insanı tüketen uygulamalara mürekkep tüketen bir edebiyatçıdır Aytmatov.

 

Birçok ünlüde olduğu gibi Aytmatov’un sanatsal yeteneklerinde de babaannesi Ayıkman’ın anlattığı ninniler, masallar ve efsaneler vardır. Aytmatov metinlerini mitler, efsaneler ve halk hikayeleri ile okunur kılan bilginin kaynağında bir babaanne vardır.

 

Rusların meşhur Pravda gazetesinde yazmaya başlayan Aytmatov,  1957’de Sovyet Yazarlar Birliği’ne kabul edilir. Eserleri yüzlerce dile çevrilen Aytmatov 2008’de hayata veda eder.

 

Somut gerçekliğe, fıtrata aykırı uygulamalar ile insanı tüketen ahlaksızlıklara toplumsal kaygı ve aydın endişesi ile yaklaşan Aytmatov romanlarında ‘tipik insan’ üzerine çalışır.

 

Bozkırın derinliklerinde tarih ve kültürleri ile kaynaşarak kendilerince bir renk, bir yorum olmak isteyen, gelenekleri ile barışık, modernitenin buharlaştıran burgacından sükut üzere devam edip giden 'herhangi hayatların hikayeleri' ile gerçekliği yakalamaya çalışır.

 

‘Gün Olur Asra Bedel’ romanı 1979-80’de yazılır.

 

SSCB döneminde yaşanan ve fıtratın sınırlarını zorlayan zorbalıklara değinir roman. KGB’nin yaşattığı korku, kaos, panik ve dehşetin yanında ekonomik sıkıntılarla belleri bükülmüş, son derece mütevazi hayatlara tutunmuş aileleri ve kişileri işler. Akılsız ve ahlaksız uygulamalar ile güç sarhoşluğunun yaşattığı dayatmaların içe dönük ve görünmeyen hikayelerine ses olur. Sosyalizm baskısı ile yüzlerce yıllık manevi hatıraların, sembollerin, mekanların ve inançların nasıl buharlaşmaya mahkum edildiği üzerine kalem oynatır. Otoriter ve totaliter yönetimlerin hafıza ve tarih kavramlarını nasıl fütursuzca yok saydığını ve geçmişe saygıyı zihinlerden nasıl ve hangi araç ve yöntemlerle kazıdığını anlatır. Bu dönemde torpilsiz iş yapılmaz… bu dönem buharlaşan ailelerin ve yabancılaşan kardeşlerin hikayeleri ile doludur…

 

Romanın başarılı yönlerinden de biri aşk konusunu hayatın ve tipik insanın gündeliği içinde değerlendirmiş olmasıdır. Aytmatov, aşkı, akıp giden hayatın içinde sorgulanabilecek yakın bir konuya dönüştürür. Derinlemesine tahlil edilen ve su gibi berrak, güneş gibi sıcak aşklar üzerinden ’yaşayamadıklarımızı yaşanabilir kılmak için savaşmak’ mesajları ile doldurur çerçeveyi. Okuyucu, hikaye devam ettikçe duygu dünyasındaki hemen bütün gözeneklere dair gıdasını alır satırlardan ve geriye bir şey kalmadı hissiyle uzaklaşır sayfalardan.

 

Romanın içinde kurgulanan gerçek hayattan sarsıcı gerçeklikler ile bilim kurgu fantazisi ve bunun içinden ya da milyonlarca ışık hızı öteden bu hayata dair değiniler, öneriler, eleştiriler romanın adeta iki farklı kafa ile yazıldığı intibaını verir. Fantastik kurgusu ile Aytmatov bizi kendimizle yüzleştirir ve ‘para, devlet, savaş’ kelimelerinin ne kadar çirkin ve çekilmez bir hayat yarattığını sunar.

 

Bozkırın Raymalı Aga gibi abdallarını vagonla, ip ince uzanan raylarla halaya kaldıran ve şarkılar söyleten Aytmatov, üstün bir yetenek olarak aynı anda farklı bir mekansallık örneği ile romanı zenginleştirir. Roman boyunca okuyucuya yaşatılan zaman içinde zaman ve mekan içinde mekan örnekleri ile roman klasik batı metinlerinden farklı bir karakter ile bize benzemeye başlar.

 

Zulmün ve mütevazi direnişlerin abartısız, yalın, dokunulabilir kareleri bir yandan acıyı ilmek ilmek işlerken diğer yandan zulüm ile abad olunmayacağını ve onurlu duruşların daima muzaffer olduğunu iletir okuyucuya.

 

Dostoyevsky’den, Tolstoy’dan, Balzac’tan hiçte geri kalmayan betimlemeler, tasvirler, teşbihler hayran bırakıcıdır; ‘tilki, içki, bozkır, ufuk, deve, dönenbay kuşu, tren, serpilen kar, iliklere işleyen soğuk ve ışıklı canavara benzetilen tren’ yazarın kaleminde bir harikaya dönüşür. Sayfalarca süren ama bıktırmayan, aksine, sürükleyen, rüzgar, dalga ve gökyüzü gibi tasvirler hak ettiği ilgiyi görmemiş bir usta ile muhatap olduğunuzu hatırlatır durur.

 

Olaylar Sarı Özbek bozkırında bulunan Boranlı istasyonunda geçmektedir.

 

Hikaye son derece trajik. Yürek burkan, kelimeleri boğaza düğümleyen iç hikayeler. Sessiz bir çığlık gibi bozkırın derinliklerine gömülen aciz bırakılmışların, zulme uğramışların hikayeleri.

 

Yedigey’in ve kader arkadaşlarının Kazak bozkırlarının derinliklerinde bir istasyonda süren macerası Sovyet rejiminin yüklediği sıkıntılar ile çekilmez düzeydedir. Bozkırın sakin ve mütevazi akışı, teknolojiyi otoriter yorumlarla hayatın kabusu kılan uygulamalarda kesintilere uğrar.

 

Efsaneler bir edebiyatçının kaleminde bu kadar hatırlatıcı ve öğretici olabilir. Mezarlık efsanesine dair ayrıntılar, halkın duygu dünyasındaki izdüşümleri ile imgelem haritası  ve Mankurtlaşma üzerinden geliştirdiği hikaye dili, inandırıcı ve ikna edici karelerle unutulması imkansız efektlere dönüşüyor.

 

Aytmatov postmodern okuma biçimlerinden olan metinlerarasılık yöntemini ustaca kullanarak geleneğin metinlerini modern anlatıların arasına serpiştirir. Modern bir pasaj olarak Uzay istasyonu kurgusu ile geleneksel bir aktarım olan Nayman Ana efsanesi romanda postmodern uygulamanın güçlü bir örneği olarak durur.

 

Can dostu Kazangap'ın naaşının götürüldüğü Ana-Beyit mezarlığı, adını Nayman Ana adlı efsanevî bir kadının orada gömülü olmasından alır. Aytmatov, Nayman Ana ve oğlu Coloman’ın hikâyesini verirken, dünyaya “mankurt” kavramını hediye eder. Mankurt ile söylediği şudur: ‘kişiliğini kaybetmiş, geçmişini bilmeyen köle, hafızası ve hatıraları alınmış ve komutlarla hareket eden biyolojik makine.’ Aytmatov’un bir konuşmasında dediği gibi mankurt, “düşünme yeteneği olmayan veya muhakeme yürütemeyen, farklı manevi değerleri kabul etmeyen biri”dir.

 

Gördüğü işkenceler sonrasında artık atasını, yerini ve yurdunu hatırlayamayan ve annesine boş gözlerle bakan oğlunu görünce Nayman Ana’nın dudakları titrer ve ağlayarak, “Bir insanın elinden malı-mülkü, bütün zenginliği hatta hayatı bile alınabilir, ama insanın hafızasını almak gibi bir cinayet işlenir mi? Ey rızık veren Tanrı! Eğer varsan, insanların aklına böyle bir şeyi nasıl getirirsin? Yeryüzünde zulüm, kötülük az mı ki!” diye haykırır.

 

Romanın kahramanı Yedigey kocaman bir kültürün taşıyıcısı ve sözcüsü, arkadaşı Kazangap ise bozkırda filizlenmiş bir karakter abidesi olarak can buluyor.

 

Yedigey zamanın ruhunu taşıyan bir sürdürücü olarak dünün ışığını bugünün toprakları ile buluşturan bir kahramandır.

 

Yedigey’in ölümü karşılama tarzı ve ölüye saygı tutumu ile ölüye dua etmek, Yasin okumak, kefenlemek, kabeye dönük gömmek ve cenaze aşı uygulamaları inanç ve kültür coğrafyasına dair önemli ayrıntılardır.

 

Yedigey, Kazangap’ın çocuklarına ölüm haberini verir ve dostunun gelenek ve göreneklere göre defnedilmesi için çalışır. Çünkü Kazangap da milli değerlerine bağlı ve atasını bilen biridir. Bu sebeple de Yedigey’e Ata-Beyit mezarlığına gömülmeyi vasiyet etmiştir.

 

Kazangab’ın oğlu Sabitcan benliğine yabancılaşmış bir gençtir. Her türden gelenek ve ritüele karşıdır. SSCB okullarındaki eğitimle zihni ve ruhu yabancılaşmış bir komünisttir. Atasını ölüm anında bir makine soğukluğu ile karşılayan;hasret, üzülmek, kaybetmek, yanızlık, ayrılmak gibi duygulara elveda demiş bir partizandır Sabitcan. Aslında o bir mankurttur.

 

Abutalip ise mankurtlaşma karşıtı bir figürdür. Teslim olmak yerine çocuklarına hikayelerle bilinç yükleyen mücadeleci bir öğretmendir. Çiçekler, oyunlar, çizgiler, resimler üzerinden kültür yüklemesi yapar; neslin amorf ve bohem taarruzlardan korunması için çırpınır. Tercihini, gri ve soğuk odalarda çatık kaşlı memurların uyduruk sorularına verdiği nafile ifadeler sonrasında canıyla öder.

 

Yazar, Abutalip’in hikayesini ‘Cengiz Han’a Küsen Bulut’ eseri ile ayrıca ama tamamlar.

 

Kazaklara Rusça konuşma baskısı sahnesi vardır mezarlık alanında. Dili tek’leştirmek bütün buyurgan, imha ve inkar edici sistemlerin ortak özelliğidir. Zira dil yani ayet sayısı ne kadar fazla olursa zulmün deşifre edilmesi ve zulme karşı duruşun dili o kadar etkin ve yetkin olacaktır. Zira dil, anlamanın ve tanımanın imkanıdır. Dil zayıf düşerse anlam da, anlama da çoraklaşır, zayıflaşır.

 

Bir zamanlar Türkiye’de de Kürtlere Türkçe konuşma baskısı veya 1930’lu yıllardaki  ‘Vatandaş Türkçe Konuş’ kampanyaları bu türden totaliter uygulamalar idi.

 

Bir cenazenin mezara götürülmesini dört yüz sahifeye yayan hikaye, iç anlatı tarzı olarak Ali Sabahattin’in ‘Kürk Mantolu Madonna’ adlı romanı ve Metin Önal Mengüşoğlu’nun ‘Yerler Mühürlendi’ adlı romanına benziyor. Olaylar belli bir süre içinde bir gün ya da bir gece gibi naklediliyor. Acı-tatlı hatıralar, evlerin içine hatta kalplere nüfuz etmeye çalışan baskıcı rejim örnekleri. 

 

"Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi..." serlevhası ile bir toplumun kaderini resmeder roman boyunca Aytmatov. Tekdüzelik, donukluk, statiklik içinde nefes alıp vermeye yeten dinamizm. Algılar, kelimeler, çevre, bilgiler, çehreler hep sınırlı ve bağışlandığı kadar.

 

Kitap yüzlerce farklı dile çevrilmiş. Kanaatimce Dostoyevski romanlarından eksiği yok.

 

Aytmatov kendi başına bir ekol. Dili, kurgusu, tasviri ile özgün bir soluk.

 

Aydın toplumun vicdanıdır. Aytmatov da ait olduğu toplumun vicdanı olarak kulakları patlatan bir sesle acıyı, çileyi, inkarı, imhayı haykırıyor. Zulme sessiz kalmayarak şeytanlaşmaktan berileşiyor.

 

Bu karşı koyuşun, feryadın ve çağrının arkasında köklerini kendi öz suyundan alan bir umut ile yarınlara bakan bilinç vardır. Sosyal ve kültürel aidiyetlerin dirilten gücü ve keskin şuurlar yükleyen kelimeleri bu umudu daima diri tutacaktır.

 

Roman, günümüz dünyasında da farklı yöntemlerle devam eden mankurtlaştırma konusuna dikkat çekmekte, baskıcı sistemlerin gayrı fıtriliğini gözler önüne sermektedir.. Çünkü hala yeryüzündeki birçok halkın dilinin ve kültürünün yasaklanarak, tarihlerinin tersyüz edildiğini ve hafızalarının yok edilerek asimilasyona tabi tutulduğunu görüyoruz. Bu nedenle Aytmatov’un literatüre kazandırdığı mankurt kavramı bugün de güncelliğini koruyan bir metafordur. Bu nedenle eser, inkar ve imha politikalarıyla muhatap olmuş kavimlerin kendilerinden çok şeyler bulabilecekleri önemli bir çalışmadır.

 

Roman boyunca okuyucunun düşünce arşivine ana başlıklar misali notlar düşülür. Mesela, Kazakça’da geçen ‘saydın sayı bar’ yani ‘saygıya saygı var’ ifadesi Kur’an’daki ‘hürmetler karşılıklıdır’ ayetini hatırlatır. Ayrıca, ‘Ölüm hayatın nasıl geçtiği ile ilgili olarak değerli ya da değersiz olur’ ifadesi ile de ‘insanı anılmaya değer kılan amelleridir’ anlayışı işlenir. ‘Onur maldan yücedir’, ‘Sorgulanamaz olan yalnızca yüce Allah’tır’, ‘Bütün çelişkileri uzlaştıran yegane güç Allah’tır’, ‘Savaş daima kötülük ve ölüm getirir’, ‘Umut daima üstün olandır’, İnsanlar çaresiz kalınca Allah’a başvuruyorlar’ gibi ifadeler de Aytmatov ruhunun ve düşüncesinin derinliklerinden sayfalara yayılan hikmet şuaları gibidir.

 

Sorgulama yöntemi, konuların işlenme tarzındaki özgünlük, gelişmeler hakkında tutarlı bilgi örgüsü, folklorik öğelerin sanatsal anlatımı, zamanda yolculuk ve kullanılan imgeler, insan ve doğa ilişkilerini yakalayan derinlik, çevreye karşı bilinçli duruş, totaliter sistemlere dönük algı güncellemesi ve değer evreninde insanı merkeze alan yaklaşımlar açısından eser bir başyapıt niteliğinde.

 

Özetle;

 

Eser, Aytmatov entelektüalizmi ve edipliği üzerinden okuyucuya, baskıcı yönetimlerin Bozkır derinliklerinde yarattığı çileli hayat ve onun içinde geçen saf ve samimi tecrübelere, paylaşımlara, direnmelere, aşklara, tipik insan karakterlerine, inancın ve köklerin gücüne dair bellek tazeleyen mesajlar veriyor.

 
Etiketler: Aytmatov’dan, Bir, Nefes:, ‘Gün, Olur, Asra, Bedel’,
Yorumlar
Diğer Yazılar
NE YAPMALI?
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
32
33
3
2
10
15
2
Medipol Başakşehir
30
25
3
3
9
15
3
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
4
Göztepe
27
28
4
3
8
15
5
Beşiktaş
27
23
2
6
7
15
6
Kayserispor
27
23
2
6
7
15
7
Trabzonspor
25
31
4
4
7
15
8
Bursaspor
24
27
5
3
7
15
9
Sivasspor
22
20
7
1
7
15
10
Akhisarspor
19
20
6
4
5
15
11
Kasımpaşa
18
24
7
3
5
15
12
Alanyaspor
17
26
8
2
5
15
13
Yeni Malatyaspor
16
18
7
4
4
15
14
Osmanlıspor FK
14
22
9
2
4
15
15
Atiker Konyaspor
14
15
9
2
4
15
16
Antalyaspor
14
15
7
5
3
15
17
Gençlerbirliği
12
19
9
3
3
15
18
Kardemir Karabükspor
8
13
11
2
2
15
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.