Yazı Detayı
24 Ağustos 2015 - Pazartesi 17:42 Bu yazı 1499 kez okundu
 
BENDEKİ NOTLAR -2-
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Paralel evrenlerden yansıma bir zaman aralığı. Kıvrılmış uzay boşluğunda dikey eskitmeler. Varlığın boy aynasında iğde çiçeklerinden kekremsi kelimeler, sancılı sözler. 

 

Sacları paslanmış ve alüminyum pulları arasından çivileri geri kaçmış deprem konutu barakanın ardında boş bir saha ve sahada büyük kaya parçaları. Göktaşları çocuklar için mi vardı? Çocuklar taşlardan mı dünyayı okumaya başlarlardı? Dinlenmek için taşlar, saklanmak için taşlar, kale kazanmak için taşlar ve kına yakmak için taşlara kazınmış küflerden oyunlar için taşlar. Merkezinde taş olan bir dünyaya mı uyanıyordum? Yoksa taşlaşmış insanlarla dolu bir dünyada mı uyuyordum?

 

Mahallenin ilk televizyonu Süslü Memed’in evinde miydi? Etrafı dikenli iğde ağaçları ile çevrili bahçenin dışından tek katlı eve, evden odaya, odadan da televizyonun parıltılı cazibesine mi meftun olurduk? Ateş ve cırcır böcekleri ile geceyi paylaşmaya dair protokoller mi yapardık? Korsan seyirlerden birinde çizgiden yapılma bir filme leopar sessizliğinde odaklanmışken evin kızından sırtıma sopa darbeleri ile salya sümük evin yolunu mu tutmuşum?

 

Grundıg marka siyah beyaz bir televizyon misafirimiz mi olmuş? Misafir değil de evin asıl sahibi mi olmuş? Yoksa nesne özneleşmiş, özne nesneleşmiş miydi? İlk programda İzzet Altınmeşe ‘Maden Dağı’nı mı söylemiş? Kenar mahallenin köylüsü, akrabası, taalluku anlamsız bir sevinç içinde ve ibadet tadında seyirlere mi dalmış? Kısa süre sonra toplum konuşmayı mı unutmuş? Köyden şehre taşınan anlatılar böylece kutlu taşıyıcıların hafızasında mezara götürülecek kutsal bir emanete mi dönüşmüş? Televizyonun aküsü mü bitmiş, yükseltici almış mıyız? Alüminyum antenler Foucault’cu iktidarın neresinde durur?

 

Yan yana dizilmiş taş duvarlı toprak damlar, damlarda demir halkalar geçirilmiş ağır loğlar, tavanda ahşap kirişler, mertekler ve çiçek figürlü dantellerin süslediği derin pencereli evler mi vardı? Evlerin avlusunda acemiden yapılmış üzüm asmaları mı olurdu? Bir defasında üç kardeşten birine ait üzüm asmalı evde iken bir cinayet mi duymuştum? Büyükler uzman cümleler eşliğinde olay yeri incelemesi mi yapıyorlardı? Bir anne ve baba barut kokuları arasından bembeyaz bulutlara mı yükselmişti?

 

Minibüs komşu köyde neden fazlaca bekliyordu? Yasin amcanın eski model mavi taka’sı yokuş yukarı tırmanamaz mıydı? Yolcular temmuz sıcağında bahçelerden kestirme yürüyerek mi tepeyi çıkmıştı? Geniş kastaldan süt gibi akan Alzek suyunun serinliği, kavurucu sıcakta buhar olmuş da homurtulara mı dönüşmüştü? Beyaz gömlekli memur mesaiye yetişmekten, ceza yemekten mi endişe ediyordu? Devlet kimdi, mesai ne tür bir yiyecekti? Gecikirse memura ne yaparlardı?

 

Tacirler gelir miydi köyümüze? Yüzlerinde köle ticaretinden kalma izleri neden yalnızca ben görürdüm? Ahırdan çıkarılan ineklere, camuşlara, koyunlara, kuzulara bakışlarında neden merhametten eser bulamazdım? Afro-Amerikan flaşlar mı patlardı zihnimde? Katıklarına baldıran eklemek mi geçerdi içimden? Hangi kültür havzasının adamlarıydı bunlar? Biz kimdik ve bu hal neyin nesiydi ‘Necip’ adam?

 

Köyün camisi köyün içinden mi geçerdi? Cami kulleteyninin bir gözü dünyaya diğeri ahirete mi bakardı? Kulleteyn başında, çoraplarından saman çöpleri dökülen, yelekleri güneşten sararmış,  pantolonları yamalı, avuçları nasırlaşmış, kahverengi tenli köylüler dedikodu mu yapardı? Abdestini tamamlayan minik kürsülerde oturur, sırtını kireçle boyanmış kerpiç duvara yaslayıp gaz lambasının altında tabakasından sardığı bir dal cigarayı muhtar çakmağı ile tüttürüp ezanı öyle mi beklerdi? Girintili çıkıntılı kerpiç duvarlarda esmer dalgalar mı oluşurdu? Münadi, nidası esnasında elini sağ kulağına mı götürürdü? Tütün tabakaları elden ele dolaştıkça kaliteye dair hışırtılı, cızırtılı yorumlar sohbeti alır götürür müydü? Muş ovasında biten altın sarısı kocaman tütün yapraklarını burada mı duymuştum? İnekler fasulye tarlalarına mı dadanırmış? Nöbeti olmadığı halde suyun ağzını daraltıp bahçelere helalden olmayan sular mı akıtılırmış? Tarlalar karış karış sağa sola, aşağıya yukarıya mı büyütülürmüş? Cami, cemaat, bahçe sahipleri ve mülkiyet travmaları arasında gezinen gergin harfler, kalaylı heceler, asabi cümleler, buz gibi kulleteyn suyu eşliğinde bana ötelerden bir şeyler mi fısıldardı?

 

Cuma vaazları Zaza’ca mı olurdu? Hutbede Zaza’cadan ve Türkçeden eser yok muydu? Arapça dayanılmaz ruhsal bir enerjinin kuşatan sesi miydi? Bilmesek de anlar mıydık? Anlamasak da ağlar mıydık?

 

Köyün altında elma ağaçları, yukarılarda ise yaban armutları ve alıçlar mı olurdu? Neden bal armuduna değil de avuçlarımı ve dudaklarımı mora boyayan dutlara ve hamutu ile götürdüğüm yaban armuduna ilgi duyardım? Bahçelerde cennetten bir koku, salatalık, kıtti ve domates kokusu bayıltır mıydı beni? Gılgıl zülüfleri yüreğime takılır mıydı? Serin söğüt ağaçlarının köpük köpük saçları rüzgarla oynaşır, Dımıli valsi yapar mıydı? Sivrisineklerin vızıltısına ve acımasız ısırmalarına dayanamaz,  gece yarısı soluğu bir yastıkla serin Çölek bahçelerinde alır mıydım? Çocuk korkar tedbiri ile amcam büyükleri ardımdan bahçeye gönderir miydi?

 

Sahi, amcam mı vardı benim? Baktığımda içimden babam akan; dağlarımda kartal gibi uçan, saban ile toprağın kalbine hayat kabarcıkları, agos bırakan amcam. Romatizmalarım için adak adayan amcam mıydı? Bakır kazanlarda cömertlik kaynatan, dudağı damağına yapışık yarım adam, amcam mıydı?

 

Ninelerim var mıydı benim? Babaannem yetmişbir depreminde ablam ile zamanın çağıltısına nokta mı koymuştu? Üç ayları hoşaf ekmekle geçiren yiğit kadın, boynunda her biri farklı renklerde doksandokuzluk tespihi ile kirlenmiş çağın içinden tertemiz bir yol ile rabbine  lebbeyk mi demişti? Anneannem bir kadersiz miydi? Annemi yani tek çocuğunu meleklere teslim edip sevkara, yabancı dağlara, kardelen çiçeklerine kanat mı çırpmıştı? Elaziz hastanelerinde ince hastalıktan tedavi gördüğünde tabipler devrimci torunundan haberdar mıydılar?

 

Reisler de öldürülür müydü? Belediye reisi bir suikasta kurban mı gitmişti? Pusu kurmak Ehli Sünnet akaidinde caiz miydi? Yeşil sarıklı ulu hocalar siyasetin şerrinden sakınmaya yeminli miydiler?

 

Yaşam ne tür bir akıştı? Caddeler neden sağa sola bölünürdü? Çarşı suları mazgallardan bölünerek mi geçerdi? Darbe üstüne darbe yiyen toplumda kılcal damarlar hala atar mıydı? Solcu gençler yeşil parkalar içinde ölüme göz kırpar mıydı? İdam, sorgulayan gençlerin; sürgün, hayır diyebilen kalender adamların yazgısı mıydı?

 

Vali konağı bahçesinden kiraz, erik ya da Lazların kırmızı boyalı binasının köhne çatısından güvercin tırtıklarken etrafı kolaçan mı ederdim? İstanbul’a kaçan çocukları Mucur’da mı enselerlerdi? Çapakçur gençleri Üsküdar’daki sabahçı kahvesinde mi buluşurdu? Yeşilçam hatıraları bitmez tükenmez askerlik anıları gibi kulaktan kulağa dolaşır mıydı?

 

Saatleri ‘sağır’ mı tamir ederdi? Tüpü bitenler Karakuş’a mı koşardı? Tenekeci Nihat neden çay şekeri de satardı? Ramazan toplarını Hacı Ahmedi mi patlatırdı? Ali Çakmak yoğurdun alış ve satış fiyatlarını karıştırır mıydı? Bütün berberler şişman ve adları da Ahmet miydi? Otelleri yıldızlarıyla anmadığım zamanlarda en lüküs otel balkonları yazlık sinemaya nazır Sancak oteli miydi? Sebze ve meyve halindeki en işlek bakkal iki kardeşin çalıştırdığı Mersin Pazarı mıydı? Kasap Ömer mis kokulu sucukları çengellerde kurutur muydu? Ali Rıza Bey yabancı sigaralar mı içerdi? Ademoğluna neden ‘Ademci’ demişlerdi? Fötr şapkalı ve Ayhan Işık bıyıklı amca Atalay mıydı? Sonraları ‘siyaset sokağı’ denen caddenin başındaki nalburiye dükkanında Nalbant Halil mi otururdu? Sabah namazlarında ilk saftaki aksakallı dedelerden biri caminin banisi Hacı Hıdır mıydı? Doktor Halit Rıza, Avukat Haydar, Başhekim Hüseyin… Terzi Rüstem, Gazeteci Hakkı, Şirin, Gülüm Zeki, Çitçi Osman, Bakkal Hurşit, Kahveci Islah ve daha nice ayet bir film şeridinin siyah beyaz kareleri olarak arzın bize düşen parçasına mı aksederdi?

 

Seksen darbesi sokakta görünür müydü? Devriyeler yaşlı amcaların başından takkelerini habersizce alırlar mıydı? Seyda’lar yargı konusu olurlar mıydı? Kitaplar bodrumlarda, çatılarda saklanır da yapış yapış nem kokarlar mıydı? Evlerde ruhsatsız tabancalar için ihbar sağanakları yaşanır mıydı? Gözaltılar, hapisler, sürgünler ve idamlar gazetelere düşer miydi? ‘Üç onlardan üç bunlardan’ gafleti ile toplumda onulmaz yaralar açılır mıydı? İş yerlerinde üniformalı beş asker tabloları ticaretin zorunlu aparatı olur muydu?

 

Küskün bulutlar ve acı yağmur suları yaşananlara muhalefet mi ediyordu? Dağlar daha onurlu, ağaçlar daha özgür ve türküler daha candan mı duruyordu? Siyasi tarihimizin ikinci referandumu mu yapılmıştı? Çapakçur Anadolu’nun en fazla ‘hayır’ diyebilen diyarı mı olmuştu? ‘solahan, dara hıni, kani reş’ el ele vermiş, militarist düzeneğin yollarına ahlaktan ve hukuktan bariyerler mi örmüştü?

 

Matematik derslerine Suzan Rodos mu gelirdi? Misafir öğretmenlerden Nebi Erdoğan hangi ortaokula gideceğimi sorduğunda ilk mektep beşte miydim? ‘İmam-hatip’ deyişimin ardında yatan okyanus dalgasını bir ömür tutarlı kılmaya mı çalıştım? Kendimden kaçışlarım ve kendime sığınışlarım, vahyin ihya ve inşa eden soluğu olmasa bir okey masasında ya da Bafra dumanında tükenir miydi?

 

Yüzbaşı Tommiks ve arkadaşları Doktor ile Konyakçı bir gün karşıma çıkar mıydı? Zagor ve şişko arkadaşı Çiko bildiğim ormanlarda mı yaşardı? Sihirbazlar Kralı Mandrake nemenem bir adamdı? Kızılmaske, gerçekten bizler gibi bir yüze sahip miydi? Öyleyse hangi macerada hazretin siması ile müşerref olacaktım? Tarkan ve kurt neden sempatik değillerdi? Kara Murat’ın bir gülüşü çoşkun ırmak olur içimden mi akardı? Çelik Blek’ten bozgun yiyen İngiliz askerlerine neden mutlu olurdum? Kaptan Swing kancalı ve tek gözlü her korsanı avladığında dağlarımdan bir eşkıya mı eksilirdi?

 

Siyah önlüğümün ceplerinde avucum ve avucumda madeni harçlığımla ilk fırsatta Gi-Ma’ya koşar mıydım? Boyumu aşkın raflar arasında uzun uzadıya dolaştıktan sonra tuzlu bisküvileri birer birer çay ya da limonata eşliğinde götürür müydüm? Ders aralarında babamın iş yerine koşar, çeyrek ekmek arası kuru fasulye zevki ile sınıfa döner miydim? İşçilerden Necmettin abiyi mi severdim? Bu sevginin köklerinde okuma yazma bilmemesi mi vardı? İşçilerle babam arasındaki her elektrikli diyalogda, işçilerin safında olmam emeğin fizikötesi anlamına dair tutkulu inancımın bir eseri miydi?

 

Çarşılardan aşağıda olanını mı desteklerdim? Camilerden Isfahan Bey'i mi tutardım? Dükkanların tahtadan darabaları mı olurdu? Darabaların bir ucundan diğerine uzanan kalın siyah demirler mi vardı? Evim Bakkaliyesi gelecek zamanlardan alınmış bir avans mıydı? Spor Toto oynayanlar 0,1 ve 2 rakamlarından başkasını bilmez miydi? Dörtyol’da yumurta tokuşturan kayıt dışı gençler mi vardı?

 

Sağına şehrin akasya ve çam ağaçları ile dolu tek ve en büyük parkını, Şalvar’ın parkını alan Dörtyol’daki bankada balık dolu bir akvaryum mu vardı? Güneşin tepemize çivilendiği aylardaki ilk oruç deneyimlerimde bedava akvaryum seyirleri vazgeçilmez serin bir sığınak mıydı?

 
Etiketler: BENDEKİ, NOTLAR, -2-,
Yorumlar
Diğer Yazılar
İLAHLAR ÇOCUKLARIMIZI TÜKETMESİN
GÖSTERİ TOPLUMU
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
34
0
2
4
10
16
2
Yeni Malatyaspor
28
0
4
4
8
16
3
Antalyaspor
26
0
6
2
8
16
4
Kasımpaşa
26
0
6
2
8
16
5
Galatasaray
26
0
4
5
7
16
6
Trabzonspor
26
0
4
5
7
16
7
Beşiktaş
26
0
4
5
7
16
8
Atiker Konyaspor
24
0
4
6
6
16
9
Sivasspor
24
0
4
6
6
16
10
MKE Ankaragücü
20
0
8
2
6
16
11
Bursaspor
20
0
4
8
4
16
12
Göztepe
19
0
9
1
6
16
13
Kayserispor
18
0
8
3
5
16
14
Alanyaspor
17
0
9
2
5
16
15
Akhisarspor
16
0
8
4
4
16
16
BB Erzurumspor
15
0
7
6
3
16
17
Fenerbahçe
15
0
7
6
3
16
18
Çaykur Rizespor
12
0
6
9
1
16
Arşiv