Yazı Detayı
15 Ekim 2019 - Salı 15:02 Bu yazı 579 kez okundu
 
BENDEKİ NOTLAR -9-
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Mazra-i Faki’den Yenişehir Mahallesi’ne bir yeni yürüyüş.

 

Zelda’dan Üvercinka’ya uzanır gibiyim.

 

Elim ellerinde...

 

Gözbebeklerimde Piri Reis haritası dönüyor. Ümit Burnu’nu keşfeden Bartolomeo Dias gibiyim. Yamuk yumuk, yamru yumru kaldırımlar, kesme taş ile döşenmiş inişli çıkışlı caddeler.

 

Esnafı seyrediyorum. Aşina yüzler. Lokantacılar, kahveciler, fırıncılar, manifaturacılar, mozaik ve kireç satanlar, kundura tamircileri, marangozlar, nakliyatçılar, bakkaliye dükkanları…

 

Esnaf temaşa-i alemde. Siyah beyaz hercai zamanlar. Uzun kıvırcık favoriler, burulmuş pala bıyıklar, arkası kırılmış yüksek topuklu sivri burun ayakkabılar.

 

Sonraki zamanlardan bir dejavu enstantanesi gibi her cenah. Esnaf sabah akşam tekmil ile başlıyor ve bitiriyor işlerini. Apoletli beş kızgın adam. Beşi bir arada. Big Brother tecessüsü. Bir çift merak.

 

‘Anten olmuş her sese kulak kabartmış köpek.’

 

Şehir ve iktidar örüntüsü.

 

Beton kesilmiş betondan öte adamlar, adımlar.

 

Gökyüzü sabit, renkler sabit, bulutlar sabit…

 

‘İkimiz de bir boydayız’ diyor taş duvardan, toprak damdan loğlu evler.

 

Evlerde şeytan kutusundan tezvirat yayılıyor etrafa. Gavur icadına sırtını dönen dedeler, teyzeler… Kötülüğe arkasını dönen kesin inançlılar.

 

Bir yeni yürüyüşün ilk adımları ile heyecanlanıyorum. Neydi mektep mesela. Öğretmenler kimdi, sınıf neme nem bir şeydi. Okuyacak, büyük adam olacaktı. Elektrik Yüksek Mühendisi olmuştu falanca. Bayramlarda bile dışarı çıkmaz sınavlara hazırlanırdı. ‘Okulu bitirdiğim gün benim bayram günümdür’ derdi.

 

Elim ellerinde…

 

Metan suyu azizliğinde berrak ve serin sular akıyor ayaklarımızın altından. Yürümüyoruz, yol göçüyor. Belkıs misali eteklerimiz ıslanmasın deyu paçalarımızı mı sıvasak? Tertemiz bir zaman, billur bir zemin, rafine sözler.

 

Böğürtlen kokusu süzülüyor genzimden. Meşe dallarında kurumuş palamutlar saçılmış her yana. Beyaz naylon papuçlar içinde ayaklarım, kesilmiş kuru buğday köklerine takılıyor. Taşlar yuvarlıyorum bayır aşağı. Keklikler parlıyor aniden. Gümüş renkli bir güneş sokuluyor beslenme çantama. Hazan şavkı akıyor çatılardan. Halkbank önündeki akasya ağaçlarına sığınmış bir karakuşun son valsi seriliyor kaldırımlara.

 

Paslı tenekelerden yapılmış, yamalı bohça misali mahalle tandırı yakınından geçiyoruz. Arkeolojik bir kayıt gibi duruyor tandır. Odun ateşinde pişmiş lavaşlar, yağlı katalar iştah kabartıyor. Şeker ve diğer katkı maddelerinden uzak ekmeğin kokusuyla doyuyoruz.

 

Eğitilmeye, öğütülmeye akıyorum.

 

‘Turna Nereden Gelirsin’ diyor ak saçlı, pembe yanaklı bir dede. Sırtını duvara değil de asırlık ömrünün damıttığı tecrübelere dayamış bir bilge gibi sakin ve umarsız. Tahta iskemlesinde oturmuş, kanı çekilmiş damarlı elleriyle, kenarlarını kıvırdığı beyaz bez çuvaldan bardakla iğde satıyor. Siyah önlüklü, beyaz yakalı bir ilkokul öğrencisi duruyor her gün önünde. Terlemiş avucunda kuruşlar.  

 

Elim ellerinde...

 

Adımlarını taklit ediyorum. Rengarenk tülleriyle ahşap pencerelerin önünden geçiyoruz. Kapılarının önünü süpüren örtülü anneler. Sokakları yalayan perdeler. Evlerin bahçesinde alüminyum kapların tıkırtıları. Badanalı duvarlarda kirli fırça izleri. Kapı aralıklarından kaçak bakışlar. Eskitme kilimler, ibrişimler…

 

Paris düşmüş mü, Troçki Meksika’da kazmayla öldürülmüş mü, Hama katliamı duyulmuş mu, Sezai Karakoç ‘Masal’ı ya da Nazım Hikmet ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’nı yazmış mı hiç bilmiyorum.

 

Ceplerimde alıç kümesi. Çöpüyle birlikte bir lezzet sarmalı. Dudaklarımdan yanaklarıma bir bordo şerit. Böğürtlen mangası alarm halinde.

 

Halifan kömürü fakirler için, Cizre kömürü zenginler için. Mangallar, maşalar, közler. Demirdöküm sobalar. Soba borularında çamaşır askıları. Koca koca güğümler. Isınınca tısss sesi. Sapı kızarmış çaydanlıklar. Bir yanağı ısıtırken diğerini ihmal eden çatır çutur alevler:

 

‘Yaprak döker bir yanımız, Bir yanımız bahar bahçe.’

 

Şehir Sineması’nda ecnebi filmi var. Hem de iki film birden. Renkli, sinemaskop.

 

‘Belki şehre bir film gelir.’

 

Elim ellerinde. Yürüyorum kaderime…

 

Mahallede düğün var. Düğün alanına açılan sokak başlarında sesler daha net, daha doyurucu. Davul ve zurna eşliğinde delilo oynayan gençler. Zazaca türkülere kitlenmiş delikanlı gırtlaklar. Topuk vurmalar, omuz titretmeler, havaya mendil atmalar, özgün figürler…

 

‘Bingöl dört dağ içinde / Yanarım yağ içinde / Kim Bingöl’ü sorarsa / Bir tanem var içinde.’

 

Uzaklaştıkça büyüsü farklılaşıyor sesin. Yürümüyoruz, tempo tutmuş da eşlik ediyoruz sanki. İçimizden düğün alayı akıyor.

 

Sokak kokusundan bir yeni mekan kokusuna açılıyorum. Daha Orhan Veli okumadığımdan, ‘Salon verir, sokak alırız’ diyemiyorum.

 

Uzunca bir taş duvarla örülmüş ve ucuz betonu tuzla buz olmuş tek katlı çok pencereli bir binanın iki basamaklı mozayik merdivenlerinden usulca süzülüyoruz içeri.

 

Kapının üstünde dikdörtgen bir tabela ve altın yaldızlı büyük harflerden iki kelimelik bir ibare: ‘Yenişehir İlkokulu.’

 

İçeri girdiğimde ilk gözüme çarpan çatıya açılan dikdötgen kapak. Ve kapağın altında yangına müdahale araçları: sapları da metalleri de kırmızıya boyanmış kazma, kürek, su kovaları…

 

Okulun koridorundayız. Etrafta kimseler yok. İlerdeki bir sınıftan masa sıra sesleri; müstahdemler temizlik yapıyor, yeni yıla hazırlık. Heyecanlı ve mütereddit adımlarla ilerliyorum. Ruhum sıkılmaya başlamıştı bile.

 

Bitmeyen daracık ve uzunca bir yoldan yürür gibiyiz. Birazdan Nirvana’ya mı varacağız. Dalai Lama yeşilliklerin ötesinde, tepedeki mabedde bizi mi bekliyordu.

 

Sağımızda solumuzda etekleri gri yağlı boya, üst tarafı sarı renk plastik ile boyanmış duvarlar. Duvar buyunca asılmış askılıklar ve daha üstünde farklı farklı resimler.

 

Dede Korkut, Alp Aslan, Mehmet Akif…

 

Müdür beyin odasına varıncaya dek bir tarih yürüyüşü yapmışız. Aklım ve gözlerim milimetrik asılmış, şık levhalardaki göz dolduran resimlerde kalmıştı.

 

Artık tedavülde olmayan eski kağıt paralardan “5 TÜRK LİRASI’ bağış sonrasında okul kaydımız yapılmıştı:

 

‘Şimdi okullu olduk…’

 

Babamın başımı okşayan elleriyle gökyüzü altında yeniden yürüdüğümde kayıt dışılığım bitmiş, ideolojik aygıtlar için bir hammadde misali bantların üzerinden takır tukur, aşağı yukarı bir sonraki müdahale noktasına akıyordum.

 

Ve elim ellerindeydi henüz…

 
Etiketler: BENDEKİ, NOTLAR, -9-,
Yorumlar
Diğer Yazılar
'CUMHURİYET'İN DOĞUSU'
VİTRİN UYGARLIĞI
İbni Battuta: Bilge Seyyah
ŞİİRİN GÜNCESİ -9- “Paltosu Pembe Kadın”
Ölçüsüz, Kaba, Merhametsiz, Gösterişçi ve Tüketici Bir Topluma Doğru
Kariyer-izm Modern Mankurtlaşmadır
Nuri Pakdil'in Ardından
Gorki Kozmolojisinden Kucağımıza Dökülenler
Gölgeler ve Gölgedekiler
ŞİİRİN GÜNCESİ -8- "Kaybola"
Sükut Üzere Bir İsyan Çağıltısı
Aydınlık ‘Aydın’ Yüzlerle Gelir
Zamanın Ruhuna Antik Çağlardan Bir Nefes Niyetine: ‘Ölüler Kitabı’
‘YENİ TÜRKİYE PARTİSİ’ ve BİNGÖL SERENCAMI
Oyunbozan değilim, oyun bozuk…
1960-70 YILLARINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Sanatçı ve Toplum
“Bir İnsanın Kim Olduğunu Güçle İlişkisi Belirler”
'Yazı'yı Denemek
Şehir ve Kent Geriliminde İnsan
Nereden Nereye
Cehaletin Halleri
İLAHLAR ÇOCUKLARIMIZI TÜKETMESİN
GÖSTERİ TOPLUMU
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
53
0
3
8
15
26
2
Başakşehir FK
53
0
3
8
15
26
3
Galatasaray
50
0
4
8
14
26
4
Sivasspor
49
0
5
7
14
26
5
Beşiktaş
44
0
8
5
13
26
6
Alanyaspor
43
0
7
7
12
26
7
Fenerbahçe
40
0
8
7
11
26
8
Göztepe
37
0
9
7
10
26
9
Gaziantep FK
32
0
10
8
8
26
10
Denizlispor
31
0
11
7
8
26
11
Antalyaspor
30
0
10
9
7
26
12
Gençlerbirliği
28
0
12
7
7
26
13
Kasımpaşa
26
0
14
5
7
26
14
Konyaspor
26
0
10
11
5
26
15
Yeni Malatyaspor
25
0
13
7
6
26
16
Çaykur Rizespor
25
0
15
4
7
26
17
MKE Ankaragücü
23
0
13
8
5
26
18
Kayserispor
22
0
14
7
5
26
Arşiv