Yazı Detayı
23 Mayıs 2019 - Perşembe 10:04 Bu yazı 589 kez okundu
 
“Bir İnsanın Kim Olduğunu Güçle İlişkisi Belirler”
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Vefatının 2. yıldönümünde rahmetli Akif Emre’yi yukarıdaki aforizması ile anmak ve anlamak, hatırlamak ve hatırlatmak istedim.

 

Münevverlerin fazlaca yetişmediği, belli bir vukuf kesbedenlerin ise siyaset, iktidar ve güç anaforuna tutularak eksen kayması yaşadıkları bir coğrafyanın post modern demlerinde Akif Emre tanıklığı önemli bir örneklik olarak durur önümüzde.

 

Gerek kalbinin ‘İz’leri ve ‘Göstergeleri’ olan eserlerine baktığımızda ve gerekse yakın arkadaşlarına kulak verdiğimizde Akif Emre’nin yaşadığı ömür boyunca düşünsel süreçlerinin daima ‘hakikate doğru’ bir hareketlilik halinde olduğunu görürüz. Kalbinin selametine ve akletmesine dair ‘Çizgisiz Defter’inde kendi gündeminden beslenen, kendisine hocalık yapan ve her daim talebe ruhuyla yürüyen özel bir adamdır o.

 

Kendi zihin coğrafyasında seyahatlere çıkar, kendi penceresinden gözlemler yapar ve gündemini kendi verileri ile teze dönüştürürdü. Türkiye’nin anayasa değişikliğine kilitlendiği bir zamanda o, birileri için hiçte sempatik olmayan bir konuyu, örneğin, Gülbeddin Hikmetyar meselesini taşırdı yazılarına.

 

Birileri İsrail ile reel politik üzerinden yakınlaşırken o yüreğinden gelen bir sesle Gazze ve Kudüs derdi. Uluslar arası ilişkiler ve güç dengeleri gibi ayartıcı kelimelerden bağımsız olarak, birilerinin Çin dedikleri bir vasatta, o samimi bir Müslüman olarak Doğu Türkistan diyor ve buralardaki zulmü gözler önüne sermeye çalışıyordu. Aynı şekilde birileri Suudi Arabistan ile yakın ilişkiler derken o Rabıta’nın iç yüzünü deşifre etmekten geri durmazdı.

 

Yıldız Ramazanoğlu’nun dediği gibi daima ‘net idi ve nazik bir dili vardı’. Pop kültürün ikon yazarlarından olmak için bir çabası olmadı, modern zamanların görünürlük putuna asla prim vermedi.

 

Bağımsız kelime kullanma, bağımsız fikir sahibi olma ve bağımsız gündemler ile çağın ruhunu okuma çabası kanaatimce münevverin bariz vasfı idi ve bunlar da onda ziyadesiyle mevcut idi.

 

‘İzler’ ve ‘Göstergeler’ adlı çalışmalarında rahmetlinin zihin dünyasının enginlikleri ile tanıştık. Kalemi edebi kaygıyı imleyen estetik bir marifet, satırları mü’mince düşünmeyi öğreten birer değer idi. Post modern dönemlerle beraber emperyalizm ile savaşmayı unutan Müslümanlara ‘Küreselliğin Fay Hattı’ adlı çalışması ile sömürgecilerin küresel kuşatmasını işleyip emperyalizm karşısında Müslümanca duruşu anlatmaya çalışmıştı.

 

Özgün bir Müslüman olarak üretmeyi esas aldı. Tekrardan ve kendini tekrarlamaktan uzak kalmak için farklı okumalar, meşguliyetler ve ürünler ile kendini daima güncellemeye çalıştı. Çünkü ona göre insanlığa umut olmanın yolu çağın ruhunu doğru okumaktan ve buna göre ürünler sunmaktan geçiyordu.

 

Asla bir sokak satıcısı gibi bağırıp çağırmadı. Yakın dünyadan uzak dünyaya hep ilgili oldu. İktidar ilişkilerinde içkin zaaflara mesafeli durdu. Uyarılarını ve tavsiyelerini güzel sözlerle, nasihatlerle, tavsiyelerle ama kıvırmadan doğruca söyledi. Dünyayı izledi, popüler konumlardan çok ahlakın ve inancın sesine kulak vererek mevzi aldı.

 

Acıktığında yediği putları olmadı elhamdülillah. İstikrarı ve devamlılığı gözledi.

 

Soner yalçın’ın dediği gibi ‘cip kültürüne yenilmedi, eşyanın kölesi olmadı’. Tamahkar değil, gözü tok bir mütevazi olarak tamamladı ömrünü.

 

Teammüden hakikati örten işbirlikçilere mesafe koydu, eleştirdi, doğru bildiklerini söyledi. Söyledikçe de yalnızlaştı.

 

Zaten düşünmenin ve düşüncenin kendisi bir yalnızlık serüveni değil miydi?

 

Yalnızlık içre bir teheccüd ile sağcılık ve muhafazakarlıktan beraatini ilan eden ender adamlardan oldu.

 

Sibel Eraslan’ın isabetle belirttiği üzere ‘tek ve tenha’ idi.

 

Müslümanları kapitalizm konusunda ısrarla uyaran şu sözleri asla unutulmamalıdır:

 

“İslam, eğer kapitalist ilişki biçimlerinin payandası ve tüketim toplumunun bir parçası olarak popüler kültürün nesnesi haline geliyorsa, bu Müslümanlık ile kurduğumuz ilişki son derece arızalı demektir.”

 

Sağ, sol ve muhafazakar çevrelerden aldığı eleştiri, itham ve iftiralar aslında onun ne kadar doğru bir seyir ile yürüdüğünü gösteriyordu.

 

Birilerine göre o klasik bir sağcı, birilerine göre de o Safevi yayılmacılığının Türkiye temsilcisi idi.

 

Oysa Akif Emre sığ ve düzeysiz ithamları bir çırpıda geçen kuşatıcılığı ile daima bir ‘vicdan’ oldu.

 

Ümmetin derdi ile dertlenen bir münevver vicdan; mazlumu ve mağduru sabitlenmiş gündem yaparak güne başlayan tavizsiz bir savaşçı.

 

Ümmet bilinci ile Kudüs, köylerine kadar gezdiği Endülüs, Mostar, Keşmir, Türkistan, Isfahan, Semerkant, Bosna belgeselleri, kişisel kütüphanesi ve geniş fotoğraf arşiviyle tarihte biriktirdiklerimize ve yitirdiklerimize dikkatlerimizi çekti.

 

‘Varoluş bilinci, kalplerin ilkbaharıdır’ diyerek dirilişe dair bir bakışın, bir yaklaşımın tecdid mücadelesini verdi.

 

Vefatından bir hafta önce kaleme aldığı ‘Çürüme de Umut da Hep Olacak’ başlıklı yazısında ‘her şeyin olağanlaştığı, her tür çürümenin normal karşılandığı bir ortamda normal davranmak ne kadar normal bir şeydir? diyerek içimizi kemiren yozlaşmaya ve çürümeye dikkat çekmiş, kirlenmenin vardığı boyutlardan rahatsızlığını ifade etmişti.

 

Avazı çıktığınca, ‘Bir çıkış olmalı, yoksa bir sanrı uğruna ruhları bir sam yeli kasıp kavuracak’ dediği endişelerini derkenar ettiği yazısında, ‘Dokunduklarımızı çürüten, işittiklerimizden gördüklerimizden dolayı içimizi, dışımızı karartan her ne varsa ya da neyin var olduğunu düşünüyorsak, bize öyle gelen her ne varsa her şeyi tepetaklak edecek bir silkinişle ölü toprağını üstümüzden atmakla işe başlamalı mesela’ diyerek umuda ses olmaya çağırdı.

 

Ve bizlere ümidini asla yitirmeyen bir bilge edasıyla urvetu-l vuska kabilinden adresler gösterdi: “Çürümeyen, umudu, yaşamayı, yaşamanın anlamını yitirmeyen, dokunduklarından, seslendiklerinden ötürü bereketi beraberinde getiren inanmış yürekler var olduğunu bilmek umudun kendisidir.”(18.05.2017)

 

Fikrin namusuna dair bir Akif Emre geçti bu dünyadan…

 

Rabbimiz rahmetiyle muamele etsin.

 
Etiketler: “Bir, İnsanın, Kim, Olduğunu, Güçle, İlişkisi, Belirler”,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -8- "Kaybola"
Sükut Üzere Bir İsyan Çağıltısı
Aydınlık ‘Aydın’ Yüzlerle Gelir
Zamanın Ruhuna Antik Çağlardan Bir Nefes Niyetine: ‘Ölüler Kitabı’
‘YENİ TÜRKİYE PARTİSİ’ ve BİNGÖL SERENCAMI
Oyunbozan değilim, oyun bozuk…
1960-70 YILLARINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Sanatçı ve Toplum
'Yazı'yı Denemek
Şehir ve Kent Geriliminde İnsan
Nereden Nereye
Cehaletin Halleri
İLAHLAR ÇOCUKLARIMIZI TÜKETMESİN
GÖSTERİ TOPLUMU
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Arşiv