Yusuf ALİOĞLU Biriktirdiklerim -1-
Yazı Detayı
16 Kasım 2020 - Pazartesi 16:56 Bu yazı 593 kez okundu
 
Biriktirdiklerim -1-
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Varlık sebebinin bilgisi altyapı, gerisi üstyapıdır.

 

Gösteri ve tüketim girdabına tutulmuş bir çağın varlık meselesinden başlamayan her hamlesi sonuçsuzdur.

 

Sükunet iyilerin, kaos kötülerin eseridir.

 

Bizim için kötümserlik istisna, iyimserlik esastır.

 

Bilinenden bilinmeyene uzanan kesintisiz bir bilgelik yoludur ömür.

 

Akışı duru, duruşu akışkan ömürlerdir anılmaya değer olan.

 

Her yeni gün, her yeni nefes ve her yeni adım ‘yeni sözler’ söylemenin vasatıdır, ruhsatıdır. 

 

Hareket, zaman içinde akan ve mekan üzere nefeslenen uzun bir ırmaktır.

 

Yoğunluklar öğreticidir. Eşyanın künhüne yoğunlaştıkça imtihanlar sahici olur. 

 

Uzaklarda, fil dişi kulelerinde gelişme olmaz, mesafe alınmaz; hakikatin incileri pazarda, rekabet ortamında parıldar.

 

Hatırsız ve hatırasız bir tecrübeyi, anlamak için kafa çatlatılan bir hatıraya çevirebilmektir maharet.

 

Sanat, bodur karmaşadan çok boyutlu sadeliğe mütevazi bir yolculuktur.

 

Sanatçı, akşamdan sabaha, kısa gölgelerden upuzun gölgelere buğulu bakıştır.

 

Şiir, inancın ve eylemin sanat ilmindeki içtihadıdır.

 

Edebiyat, renklerin prangalara vurulduğu ölümcül tekdüzelikten sığınacağımız yegane ilaçtır.

 

İnancı, eylemi ve adam gibi adamları olan edebiyat diriltir, yaşatır, yarınlara taşır.

 

Edebiyatçı, sözü de, yazıyı da, sukutu da silah gibi kullanabilendir.

 

Edebiyatsız mesaj, edebiyatsız eylem, edebiyatsız yürüyüş olmaz. Yolda olmanın bir adı da edebiyattır.

 

Türkiye’de kültür, sanat ve edebiyat maalesef devlet tandanslıdır. Ulusçuluk aklı ile kılcallara taşınan kanın yaratıcılığı sahtedir, aldatıcıdır, geçicidir.

 

Kültür, sanat, şiir ve düşünce, teknik ve ekonomiden, protokol ve mevzuattan, envanter ve bilançodan önce gelmeli, ziyade yer tutmalıdır.

 

Varlığı umutla karşılamak sönmeyecek bir istikamet ışığıdır.

 

Umut bilgidir, bilgeliktir.

 

Umut, eylem ile büyümek, yeryüzünü eylem rızkı ile buluşturmaktır.

 

İnsan insanın emanetidir.

 

Mülkün egemenliğinden dostluğun saadetine kaçmalıdır insan.

 

Hamili söz yakınımdır.

 

Dua, Allah’ın kudretini hakkıyla takdir edecek bir ömre kilitlenlenmektir. Kat kat görmek, sayfa sayfa işitmek, derinleri daha derinleri hissetmektir…

 

Mekanı eylemle yıkamak, düşünceyle tütsülemek ve istikamet üzere yarınlara taşımak; işte bütün mesele.

 

Mekanı yeni ve yeniden tanımak; Mezopotamya, Mısır, Yunan, Hint, İran müktesebatını yeniden bizim hikayemiz gibi okumak; örfün geleneğini, kültürün ve sayısız eserin çağıran dilini yeniden dinlemek.

 

Kentler vardır yabancılaştırır, uzaklaştırır, inkar ettirir. Şehirler vardır kucaklar, kimlik ve şahsiyet kazandırır; inancın surlarını yükseltir, tatmin olmuş nefisleri buluşturur.

 

Şehirler, tarihteki yürüyüşümüzün ayak izleridir.

 

Şehrin zamanında yıkanmış sözlerle açmalıyız gözlerimizi, şehrin salası okunmalı kulaklarımıza, şehrin örsünde dövülmüş demirlerle kuşanmalıyız kavgamızı. Şehrin duvarlarına vermeli sırtımızı, şehrin kuyularından içmeli, şehrin topraklarında lebbeyk demeli.

 

Şehirler iktidar ile değil, heykelleri ve meydanları ile değil; ürettikleri bilgi ve hikmetle, medreseleri ve hocalarıyla, kitapları ve kütüphaneleriyle anılmalıdır.

 

Adam gibi tüketmesini bilmeyenler adam gibi üretmesini de bilmezler.

 

Savaş, sanatın ve estetiğin üzerine dökülen kezzab gibidir.

 

Dedikodu, düşük yoğunluklu şiddettir.

 

Ulus kimliklerinin sığlığından evrensel kimliğe yürümek özgürleştirir.

 

Ruhun şiiri, ruhun romanı, ruhun sineması kısacası ruhun üretimi olmadıkça anlam arayışları anlamsız kalacaktır.

 

Okumayana tercih sorulmaz; çünkü seçmeyi mümkün ve makul kılan okumaktır.

 

İnsanı bölerek ve parçalayarak ele aldıkça sosyal ve kültürel çölleşme hep olacaktır.

 

Düşünce ve eylem et ve kemik gibidir.

 

Eyleme çağıran harfler, eylemci kelimeler, eylemde cümleler biriktir ey insan.

 

Her nefesin, her bakışın, her sözün, her duyuşun ve her duruşun sorgulandığı o gün için düşünmek, slogan atmak, eylemde olmak…

 

Öksürsen plazalar, avm’ler, rezidanslar yıkılır, hödük maskeler düşer. Tükürsen işbirlikçiler, şarlatanlar, insan müsveddeleri boğulur. Tükür adaletten ve merhametten uzak bedbahtların yüzüne.

 

Sahici dostluklar, kardeşlikler, yoldaşlıklar dünyayı ferahlatacak reçetedir.

 

Bilinci vahiyle keskinleştiren; vahiyden hız, vahiyden hiza alan nesiller.

 

Hakkıyla alınmış tek nefeslik hamleler ile put galerilerinden, çok seçenekli ayartıcı benlikten sıyrılmalı ve vicdanın dinmeyen sesi olmalı.

 

Takdir ederken allame değilseniz, tenkit ederken de allame olmayabilirsiniz.

 

Kudüs zamanın da zamanıdır. Taşlarında elçinin kokusu, duvarlarında peygamber soluğu vardır.

 

Sözü eğip bükmeden, ne uzun ne de kısa; tek bir medeniyet vardır, o da vahiy medeniyetidir.  Yani kitap medeniyeti, akletme medeniyeti, adalet ve merhamet medeniyeti.

 

Medeniyetin muadili yoktur, karşılığı ise cehalettir. Onun için medeniyetler çatışmaz, medeniyetle cehalet çatışır.

 

Medeniyetler çatışmaz, çünkü çatışma cehaletin çocuğudur. Medeni olanlar selam ve esenlik dilerler. O halde ya çatışan iki taraf da barbardır, ya da taraflardan biri medeni öteki barbardır.

 

Ancak iman edip salih amel işleyenler özgürdür. Ve ancak mü’minler özgündür.

 

Özgürlük ve özgünlük düşünmenin rahmidir. Sanat da bu rahmin insanoğluna lütfu ve ihsanıdır.

 

Başkalarının yanlışları ile değil kendi doğrularımızla yücelmeliyiz.

 

Kimliğimizi emeğimizle inşa etmeliyiz. Referansımız emeğimiz ve ürünlerimiz olmalıdır.

 

Şiirin beslediği eylemi kana kana içenler kadar mesut ve bahtiyar ol ey insan.

 

Şiir yoksa barış, kardeşlik, ince düşünme ve diğergamlık da yoktur.

 

Eylemler doğuran eylemler paylaşmalı; paylaştıkça olgunlaşmalı, mevziler aşmalı.

 

İçtenlik ve sabır, eylemi meyveye süren sloganlardır.

 

Eyleminiz yoksa siz de yoksunuz dostlar.

 

Eylem biriktirin, eylemlerde yarışın, eylemlerde sükun bulun.

 

Ayağı ayağımıza denk adamlara koşmalı. Sohbete vurgun yürekli adamlar. Vurgun yedikçe büyüyen, devleşen adamlar.

 

Üçyüzaltmış derece göremeyen bir aydın ya kısıtlıdır ya da kasıtlıdır. Kısıt ve kasıt sıfat düşüren nakısadır.

 

Sömürgecilerin radarlarına takılmak onurumuzdur. Çünkü Gırnata’dan Buhara’ya, Üsküp’ten Bağdat’a, İstanbul’dan Diyarbekir’e hayatı hayatlayan, ruhu dirilten parmak izlerimizle biz varız.

 

Düşüncemiz istikamet üzere olmaktır, eylemimiz istikamet üzeredir.

 

Özetlemek özden uzaklaşmaktır. Özetlemek tahrifat, özetlenen muharref, özetleyen muharriftir.

 

Sıradanlaşmak, kalabalıklar içinde kaybolmak, nesneleşmek, istatistik olmak izzetimize haleldir.

 

Sıra dışı olmak, hizayı bozmak, durun diyebilmek, hey diye çağırabilmek, hayır diyebilmek, muhalif olmak takvadandır.

 

Romanlar okuyarak hayatlar tanımalı; yaşanmışların derinliklerine inip kendimizle karşılaşmalı ve tekrar tekrar roman okumalı.

 

İktidar salih amel üretmeye ve kamunun rızasına erişmeye ayarlı olmadıkça yıkıcıdır, ısırıcıdır, yabancılaştırıcıdır.

 

Kendi mecramızda bulanmadan ve bulaşmadan akabilmek en büyük selamettir.

 

Takip eden değil takip edilen yürüyüş kutludur, bereketlidir.

 

Arayışımız ölümsüzlüğe dair büyük ve güçlü olmalıdır. Yarınların sözlerini saklamalıyız kalbine toprağın.

 

Bittiğimiz yer başlayacağımız yerdir.

 

Sınır bizim lügatlerin kelimesi değildir.

 

Büyük bir inanç ve güvenle, sarsılmaz duruşlar ve bitimsiz istikametlerle sözlerin en güzeli:

Adım Müslüman.

 
Etiketler: Biriktirdiklerim, -1-,
Yorumlar
Haber Yazılımı