Yazı Detayı
09 Mayıs 2019 - Perşembe 12:27 Bu yazı 395 kez okundu
 
Cehaletin Halleri
Yusuf ALİOĞLU
 
 

'Cehl' kelimesi Arapça kökenli olup bilmemek, nadanlık anlamlarına gelir.

 

Bilgi ile işi olmayana, işini bilgece yapmayana da ''cahil' deniyor.

 

Kısacası bilginin, bilmenin ve bilgeliğin karşıtıdır cehl, cehalet ve cahillik.

 

Bir yerde bilme kavramı, ideolojik aygıtların ürettiği sentetik bilgilerin ötesinde arkeolojik hamlelerle kendi arşivini, soy kütüğünü, kavram iklimini oluşturamamışsa orada cehalet devam ediyor demektir.

 

Sistemik bilinçlerin, ideolojik diplomaların, içeriksiz ve derinliksiz tezlerin dışında bağımsız ve onurlu bilmeler ile varlığı anlamak, anlamlandırmak ve hayatı mana yüklü duruşlar haline getirmek söz konusu değilse cehalet hala devam ediyor demektir.

 

Egemen ideolojinin sistem içi faaliyetlerinden biri olarak yapılan 'kültürleme' faaliyetlerini, ki bunlar açık dezenformasyon operasyonlarıdır, okuyamamak, deşifre edememek de bir tür cehalettir.

 

Foucault’nun dediği gibi, ‘Toplumu Savunmak Gerekir’ diyerek, toplumdan nassı, nastan da hakkı, adalet ve Alemlerin rabbi olan Allah’ı birlemeye varan bir bilgi/bilme sistemi gelişmemişse cehl kelimesi reenkarne olmuş aramızda dolaşıyor demektir.

 

Bir zamanlar, ‘okumuş da bir yerlere gelmiş’ hikayesinin, yalandan, geçici, oyuncak, minik kahramanlarından bir adam, yani bir yar-gıç, ‘Laik olmayan insan değildir’ diyordu.

 

Basit olarak insan olmanın laik olmaktan on binlerce yıl öncesine dayanan ontolojik ve epistemolojik bir vakıa olduğunu atlayarak son iki-üç yüzyılın ve en küçük kıtanın sorunlarından doğmuş bir türediliği varlığın asli unsuru olan insana öncelemesi akademik cehalet örneği idi.

 

Bu toprakların şahitliğindeki zamanın akışında, siyasal, dini, etnik, kültürel, iktisadi pek çok sıfatın ve rengin büyük aymazlıklarla cehalet örnekleri verdiğini biliyoruz.

 

Sömürü düzeninin inançları, kültürleri, dilleri, emekleri, şehirleri ve tarihsel hafızaları basit birer metaya dönüştürdüğü bir dünyada hakikate tanıklık etmemek; yaşlılar, kadınlar, çocuklar, kimsesizler için avazı çıktığınca bağırmamak bir cehalet türüdür.

 

İnsanoğlu, onur ve şerefini rabbimizin kendisine bağışladığı ‘kelimeler’ den alır. Kelimelerden örülmüş ve çözümleme kapasitesi (basiret) yüksek hayatlar mükerrem hayatlardır. Kelimelerin araçsallaştırıldığı ve sadece belge fetişizmine (klasik ya da modern) basamak kılındığı hayatlar ise cahiliye hayatlarıdır.

 

Kur’an’dan konu ile ilgili bir örnek vermek gerekirse, ‘Aldatıcılar seni Allah ile aldatmasın’ şeklindeki ayeti kerime bu konuda mutlaka istifade edilmesi gereken bir bakışın adresidir.

 

Tanrının bile cehaletin kullandığı nesnelerden biri haline gelmesi, ki tanrının nesneleştirilmesi fikrinin kendisi bir kopma ve kaymadır, alarmın derecesini ortaya koymaktadır.

 

Tanrının adının geçtiği her cümleye tav olmak, teolojik ibarelerle kitleleri bir kulvardan bir kulvara sürüklemek de cehaletin hayat bulmasının şartlarındandır.

 

Muhatap kitlelerin dini hassasiyetlerinin ileri düzeyde olduğu bir zamanın ayeti olarak ifadeyi ele alırsak Allah ile aldatılmanın her daim tedavüldeki kadim bir yöntem olduğunu, bunun yanında bu fitnenin ağına takılanların da adları her ne olursa olsun cahiliyenin tuzaklarına düştüklerini gösterir.

 

Hakeza ‘Alimler peygamberlerin varisleridir’ rivayetini de bu kapsamda ele almak mümkün. Risalet kurumunun izzet ve yüceliği üzerinden konuya baktığımızda, ilimde derinleşme hikmet ve irfan ile yol almıyorsa, bilinenler toplumsal sorumluluk adına konsolide edilmiyorsa, verilen çabalar ve harcanan mesailer insanlığın herhangi bir derdine derman olmuyorsa burada da akademik cehalet var demektir.

 

‘Hiçbir peygambere aldığı vahyi/mesajı insanlardan gizlemesi ya da onlara iletmemesi olacak şey değildir’ ayeti de yukarıdaki hadiste geçen alimlerle beraber okunarak cehalet haritası yeniden çizilebilir.

 

Çünkü bilgi bir kenar süsü ya da kişiye özel bir aksesuar değildir. Hakikatin merkezine ancak bilgi ile yürüneceğinden peygamberler de onların varisleri olan alimler de bu emaneti adreslerine ulaştırmaya çalışmışlardır.

 

Buradan akademik cehaletin sinir uçlarına dokunacak şu çıkarım da pekala mümkün olacaktır: İslam bilgi isteminde ‘kendine bilgi, kendinde bilgi’ gibi bencil, paylaşımcı olmayan içe dönük bilişselliklerin ne özne ne de nesne olarak bir değeri yoktur. 

 

Zira, mesajı iletmeyecek olan elçiyi perçeminden tutarak cezalandırma tehdidinde bulunan Allah, adeta cahiliyeye karşı gönderilen bir elçinin adımlarını tek tek izlemekte ve konunun ciddiyetine binaen ceza hukuku cümleleri ile konuyu irdelemektedir.

 

Cehalete karşı aydınlığı savunduğunu söyleyen akademisyenler, kitap ehli öğreticiler ve zihinlerindeki cennetten dışarı çıkamayan asosyal bilgiçler kendilerindeki ilim yükünün gereğini yerine getirmezlerse onların perçeminden kim tutacaktır?

 

Halkı hak ile sahici zeminlerde buluşturması gerekenler tam aksine hakikatin rengini ve soluğunu başkalaştıran işbirlikçiler olurlarsa ne olacak?

 

Haman, Bel’am ve Samiri gibi din satıcılarının perçeminden kim tutup cezalandıracak?

 

‘Hayat veren aziz kelimeler’ kibirli, bozguncu ve serkeş mahfillerde birer dolgu malzemesine, yanaşma kültürüne, tek kullanımlık basit bir araca ya da akademik fantezilerin mistik materyallerine dönüşmüşse ne yapacağız?

 

Kısacası, tuz koktuğunda ne yapacağız?

 
Etiketler: Cehaletin, Halleri,
Yorumlar
Diğer Yazılar
‘YENİ TÜRKİYE PARTİSİ’ ve BİNGÖL SERENCAMI
Oyunbozan değilim, oyun bozuk…
1960-70 YILLARINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Sanatçı ve Toplum
“Bir İnsanın Kim Olduğunu Güçle İlişkisi Belirler”
'Yazı'yı Denemek
Şehir ve Kent Geriliminde İnsan
Nereden Nereye
İLAHLAR ÇOCUKLARIMIZI TÜKETMESİN
GÖSTERİ TOPLUMU
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Arşiv