Yazı Detayı
30 Mart 2018 - Cuma 08:51 Bu yazı 462 kez okundu
 
FİKRETMENİN KARAKTERİ
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

           Fikir, fikretme, fikriyat dinamik bir içeriğe sahiptir. Hem aksiyonedir hem de anti tezine karşı reaksiyonerdir. Hem hamle üstüne hamleler geliştiren hareketlilik haline sahiptir hem de muarızlarına karşı en hızlı şekilde gardını alan, kendini gözden geçiren ve konumunu güncelleyen bir fıtrata sahiptir.

 

            Fikretmenin özünde statiklik dolayısıyla da statükoculuk yoktur. Tarihe ve zamana karşı şahitliğin en adil figürü olarak daima bir halden bir hale yolculuk içindedir.

 

            Fikretmenin dikte ettirme, dayatma, zorlama fonksiyonu da yoktur. Olabildiğince geniş bir sahaya sahiptir ve ürünlerini özgür ve özgün şekilde dillendirir, kıyıya bucağa ulaşabilmek için her daim çırpınır durur.

 

            Dinamik kodları ile ezberler bozar, davranış değişiklikleri yaratır, kulakların ve kalplerin pasını alır.

 

            Bunları yaparken asla iktidarcı bir refleks ile zihinlerde egemenlik kurmayı hedeflemez.

 

            Asla rövanşist yönelimler, intikamcı refleksler, kin yüklü programlar ve yok etme azminde değildir.

 

            Putları yıkmaya dair söylemi asla yeni putlar inşa formatında değildir. Ezberler bozarken yeni ezberler ile hafızaya sulta kurmaz.

 

            Tart-ışmayı önerir. Fikirleri tartmak ve ağır olanından yana rey kullanma karakteri ile pozisyon alır.

 

            İtirazlara, eleştirilere, sorulara ve karşı tezlere daima açıktır. Öyle ki bunları kendi hayatiyetinin idamesi ve ikamesi için olmazsa olmaz görür.

 

            Doğruyu yanlıştan ayırma ve elde ettiği ürün ile yeni bir boyuta sürgünler verme suretinde sürgit eylem halindedir. Onun için tek düze ve tekrarcı değildir.

 

            Doğruları sabiteler kılarak ulaşılmadık coğrafyalara, bilinmedik, duyulmadık haykırışlara kulak kesilir. Kalb-i selim ile dinler, sabiteleri ile ayıklama yapar ve güzel olanları ana gövdeye monte ederek yeni denizlere yelken açar.

 

            Ulaştığı her entelektüel merhale, yeni malzemeler, sorunlar, yöntemler ve öneriler ile bir sonraki boyutta daha salim, daha muhkem ürünler şeklinde tezahür eder.

 

            Yani fikretmenin durağanlık ve elindeki malzeme ve mevziler ile iktifa özelliği yoktur. Bunu yitirdiği anda muhafazakarlaşır ve özündeki 'hareket' cevherine yabancılaşır.

 

            Dolayısıyla; mevcut, atiye rahim olur ve ona doğum sancıları ile nur topu gibi kelimeler verirse meşru ve makbul olur.

 

            Ama mevcut tartılmadan, tartışılmadan, ötesine ve berisine dokunulmadan mutlak mahdut olarak kabullenilirse fikretmenin dinamik doğası buharlaşır ve kendisine tabi olanlara asla 'hüsn' kabilinden yemişler sunamaz.

 

            Tartılmamış ve tartışılmamış birikimler evrensel aidiyetimize ( eşyanın kodları) ve ontolojik çıkarımlarımıza (insanın hikayesi) dair sorunlu ve meşruiyeti tartışılır zeminler açar.

 

            Bunun İslami literatürdeki karşılığı iman ettiklerimizin zeminsizleşmesidir. Yani iddiamızın havada durması, sağlam kulptan mahrum olması; tutamaksız, dayanaksız, sığınaksız ve barınaksız kalması demektir.

 

            Müminin en büyük iddiası inancıdır. Buna dair tartma ve tartışma süreçleri yaşamamış, her dönemeçte fikriyatını yeniden hesaba çekmemiş, güneşin, ayın ve yıldızların ilah olabilme ihtimalini (Hz. İbrahim örneği) güncel aklın parametreleri ile elden geçirmemiş; rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için deha yerine belge, kanıt, ifade, resmi mühür ve imza (İ.Özel) peşinde koşturmamış kısacası tezlerini yaşadığı zamanın düşünce malzemeleri ile gözden geçirmemiş bir iddia gerçekçi ve sahih olmaktan uzaktır.

 

            Taklitçi, tekrarcı ve ezberci bir hafızanın vahyin dinamik izleklerinden nefeslenmesi düşünülemez. Bu tutum eşyanın kodlarına kısacası vahyin hızına asla ayak uyduramaz.

 

            Taklit üzere iman formülasyonu, ‘her daim bir işte olan Allah’ (Rahman / 29) inancıyla taban tabana zıttır.

 

            Taklit, tekrar ve ezbercilik özgün ve özgür mü’min şahsiyetlerin yetişmesinin önündeki en büyük engeldir. Bu anlayışı kurumlaştıran çevreler ve isimler de fertlerin sahih bilgiye ve özgün karakterlere ulaşmasının önünde duran fikir fukaralarıdır.

 

            Bu statikliğin, donukluğun ve tarihte kalmışlığın karşısına dinamik içeriği ile takip, iz sürme, dikkat, rikkat, tahkik, sekine ve sabır kavramlarını geliştirmeliyiz.

 

            Eşyanın ve olayların künhüne vukufiyeti, inceleme ve araştırma, farkında olma, keskin bilinç, gelişmiş şuur, diri vicdan, tatmin eden kanaat yani yakin yani bütün şek ve şüphelerden arınma, ayıklama ve kurtulma tarzındaki bir hayat tarzı ile karşılamalıyız.

 

            Fikretme çabası, her alanda modern ve geleneksel ilahlardan sıyrılma sonuçlarını bağışlayacaktır bizlere. Bu yöntem eğitimden sanata, iktisattan siyasete bütün alanların ilahlarına ve iktidarlarına ‘hayır’ diyebilen devrimci ruhlar yeşertecektir, yetiştirecektir.

 

            Fikretme mazlumdan yana ve zalime karşı duruş ile düşünceyi her an yeniler.

 

            Fikretme basiretli olmayı öğütler. Varoluşun nidüğünü ve nasılını ince bir bakışla kavratır. Bu ince ve estetik bakış sayesinde görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen putlar yıkılır. Çünkü fikretmenin cinsiyetçiliği, tarihçiliği, coğrafyacılığı, etnisiteciliği, mezhepçiliği, meşrepçiliği olmaz.

 

            Fikretme tek tipçiliği öteler. Farklı olmanın önünü açar. Özgün kimlikleri ve pratikleri tavsiye eder. Farklı siyasetçiler, sanatçılar, ilim adamları yetiştirir. Farklı diller ve dinler için, farklı gruplar ve klikler için varolmanın yegane şartıdır fikretme. ‘İmma şekura ve imma kefura’ yani nihai serbestlik sözleşmesine hayat verecek yegane fırsat fikretmenin bünyesindedir.

 

            Fikretme fikirler arasında arabulucu (Aliya İzzetbegoviç) sıfatıyla düğümler atar ve düğümler çözer. Doktrinleri, teorileri, okulları, mektepleri dinler ve onların arasını bulur. Ya da iki ayrı uç noktada seyreden düşünce kümelerine eleştiri ve tavsiyelerde bulunarak arada buluşmayı önerir.

 

            Yazanları, çizenleri, konuşanları, iddiası olduğunu söyleyenleri aydınlatmaya çalışır. Ne karartır ne de karartmaya müsaade eder.

 

            Fikretme kişiye benlik ve bencillik arasındaki derin ve bir o kadar da önemli farkı öğretir. ‘Ben’ olmayı yani kendi ayakları üzerinde diriltilecek ve kendi amel defteri ile yüzleşecek kişi olmayı tavsiye ederek ‘bencil’ olmaktan yani nefsini ululamaktan, merkeziyetçi davranmaktan sakındırır.

 

            Fikretme kişiye korku ve ümit arasında bir düzlem önerir. Fikir ehli bu menzillere kazık çakıp kalma yanlışına düşmeden ikisi arasında makul bir salınımla yola revan olur.

 

            Fikretme müstağnilikten muttakiliğe götürür; iyiliği emretmeyi ve kötülükten sakındırmayı aktif bir meziyete dönüştürerek kimlik, kişilik ve şahsiyet bilincini faal kılar.

 

            ‘Tatmin olmuş nefs’ (Fecr/27)  mertebesine bu muazzam denge ile varılır ancak.

 

            Fikretme en nihayetinde, ‘sürekli doğruyu aratan’ (Taha/78), ‘istikamet üzere kılan’ (Nisa/175) ve ‘ben müslümanlardanım’ (Fussilet/33) dedirten asil bir eylemdir.

 
Etiketler: FİKRETMENİN, KARAKTERİ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Arşiv