Yazı Detayı
18 Ekim 2017 - Çarşamba 17:32 Bu yazı 452 kez okundu
 
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Çağımızın yüz akı şahsiyetlerindendir Aliya İzzetbegoviç.

 

Kaderine terk edilmiş bir coğrafyadan Müslümanların izzet ve şerefine dair yakılmış bir meşale, Firavun’un sarayından hukuksuzluğa başkaldırı, modern girdapların çekim alanından kulluğun sükutuna çakır gözlü bir çağrıdır o.

 

Bir eylem adamı, bir mütefekkir, bir teorisyendir Aliya.

 

‘İslam Deklarasyonu’ adlı eseri ile yukarıdaki sıfatları ziyadesiyle hak eden bir hasıla sunar dünya Müslümanlarına.

 

Adı geçen eser ‘deklarasyon’ kelimesinde saklı özgüven potansiyeli ile aslında ölü topraklara serpilmiş bir hayat muştusu gibidir.

 

Her daim istiskal ile şahsiyetleri dumura uğramış, varlık sebeplerini ve mücadele azimlerini kaybetmiş, en kötüsü Malik Bin Nebi’nin tabiriyle ‘sömürülmeye müsait’ hale gelmiş Müslüman coğrafya için Martin Luther metinlerinden öte bir diriliş metnidir.

 

Deklarasyon, doğru bir yöntemle başlar ve Müslüman olduğunu iddia eden halklara ‘İslamlaşma’ programı önerir.

 

Zira ruhunu yitirmiş dünya için, Müslümanca düşünmek ve yaşamak dışında umut olabilecek hiçbir alternatif kalmamıştır. Çağın ruhu, batılıların biçtiği şartların ve sınırların inkar ve imhasından geçmektedir. Kendimizi ancak kendi zamansal ve mekansal buluşmalarımız ile ihya ve inşa edebiliriz.

 

Metnin çağrısına göre, İman edenlerin yeniden iman etmesi ve dünyanın, Müslümanların, zayıf bırakılmışların kaderini tayin etmesi gerekmektedir.

 

Deklarasyonun ana hedefi kahreden bir pasifliğe bulaşmış Müslüman halklara yeniden mücadele bilinci yüklemektir. Muhammed İkbal’i hatırlatan bir yaklaşımla, düşüncenin yeniden inşası ve Müslümanların ulusçuluk, kabilecilik, klancılık putundan kurtularak birlik olabilmeleri yani ümmet veya tek millet olmaları işlenir.

 

Geri kalmışlığımızın sebeplerini irdelediği bölümde muhafazakarlar ve modernistler üzerine değerlendirmeler yapılır. Ona göre her iki akım da sahih dini düşüncenin teşekkülünde birer engeldirler. Biri tarihte donup kalmayı diğeri ise kendini inkar etmeyi tekrar edip durmaktadır.

 

Aynı bölümde Müslüman halkların bağımsızlık maceralarını da iğdişleyen Aliya kalitesini konuşturur ve batılılarca hediye edilen bağımsızlıkların gerçekçi olmadığını, asıl bağımsızlığın ‘manevi bağımsızlık’ olduğunu söyler.

 

Müslüman kitleleri silkeyen sahici sorular sorar Aliya. Örneğin, ‘Bugünkü dünyada Müslümanlar neyi ifade ediyor’ sorusuyla siyasetten ekonomiye, kültürden sanata, bilimden teknolojiye kendimizi boy aynasında gösterir bizlere.

 

Eğitimsiz, fakir ve bölünmüş kısacası bütün izzet ve kudretini kaybetmiş bir coğrafya kendisi ve dünya için neye tekabül eder.

 

Aliya deklarasyon boyunca sık sık dirilişin yegane şartının ‘Kur’an’ın öncelenmesi’ olduğunu söyler. Kur’an’ın zaman içinde yüksek sesle okunan ve manası buharlaşmış bir kitaba dönüştürülmesini şiddetle eleştirir. İçi boş camiler ve ülküsüz ve korkak beyaz sarıklılar üzerinden tedavüldeki din anlayışlarını geri kalmamızın sebepleri arasında gösterir.

 

Deklarasyonun isabetle işlediği bir diğer konu ise eğitimdir. Halklarımızın eğitimsiz ya da yanlış eğitimli olduklarını söyleyen Aliya, bunun direnme ve mücadele bilincini körelttiğini ve zincirsiz köleler topluluğu oluşturduğunu söyler.

 

Bütün sınıfları ve sınırları aşan bir keskin bilinç ile terbiyenin halkın tamamına uygulanmasını ve bilimin kazanımlarını yedeğimize alarak onur yüklemesi yapan terbiye modelleri geliştirmemiz gerektiğini ifade eder.

 

Deklarasyon son derece net bir duruşla ‘ulusçuluk’ ve ‘laiklik’ ile arasına mesafe koyar. Hiçbir şekilde te’vile başvurarak kelimeleri sempatik kılmaya çalışmaz. Aksine yabancılaşmalarımızın, mankurtlaşmalarımızın sebebini bu kelimelerde bulur.

 

Aliya izleğinde ‘aydın’ hassaten mühim bir meşguliyet deruhte eder. Ahlakı ve bilgiyi önceleyerek gerçekleşecek siyasal devrimi aydınlar öncülüğünde yapmayı önerir.

 

Ona göre İslami Toplum, yukarıların aşağıyı şekillendirmesi ile değil, yüreklerin fethi, ahlak ve erdem hareketi ile olur ancak. Aliya’nın bu satırları bütün zamanlarda kulak kabartılması gereken bir öneme haizdir. Zira içinde sosyolojik bir gerçeklik olarak bireysel ve toplumsal değişimin yasalarını barındırmaktadır.

 

Aliya deklarasyonuna özne olan İslami düzen, İslami toplum ve İslami iktidardan oluşur. Biri öz ve içerik, diğeri ise form ve şekildir. Yani Aliya okumasında İslam, yüzü salt ahirete dönük, dualar ve tespihlerle mırıldanmalar arasında geçmiş bir uzlet toplumunu ve aklını temsil etmez. Aksine o, İslam’ın sadece bir din yani religion olmadığını, onun bir hayat tarzı olduğunu söyler.

 

Bu satırları ile Seyyid Kutub’u hatırlatan Aliya, İslam düşüncesinin ancak İslam toplumunda tezahür edeceğini söyleyerek, ‘Müslüman Bireyden Müslüman Topluma’ hedefini gösterir. Adı geçen okuma tarzında, din ve siyaset mütemmim cüzler gibi durarak hayatı hakikat adına düzenleme faaliyetinde beraberdirler.

 

Deklarasyon evrensel bir kabul olan kanunilik yerine hukukilik vurgusu ile tutarlılık açısından zirve yapar. Kendini mutlak hakikat kılmak yerine cumhuru, seçimi, sorumluluğu, sorgulanabilirliği ve istişare/şura kültürünü öne çıkarır.

 

Hayatı dua ile değil çalışma ile dizayn etmeyi öneren deklarasyon, bu yaklaşımı ile mucizenin ancak hayrette bırakan emek ürünleri olduğunu ve mehdinin de tembelliğimizin diğer adı olduğunu söyleyerek geleneksel aklın omurgalarını çatırdatır.

 

Müthiş bir özgüvenin ve söylenecek sözü olmanın rahatlığı ile tezler sunar deklarasyon. İnsan ve toplum, eşitlik, Müslümanların kardeşliği, Müslümanların birliği, mülkiyet, zekat ve faiz, eğitim, öğretim, özgürlük, bağımsızlık, emek, mücadele, cumhuriyet, kadın, aile, yöntem ve azınlıklar gibi geniş bir yelpazede sıralanmış konular özgün tanımlamalar ile okuyucu ile buluşur.

 

Deklarasyonun nihai hedefi ‘İslami Düzen’dir. Bu noktada Aliya amansız bir devrimcidir. Hedeflenen toplumsal programa devrim ile gidileceğini öngörür. Ancak onun devrimi kitleleri kırıp geçiren, diktatöryal sonuçlar doğuran bir devrim değil, madde ile manayı özgürce buluşturan nesnel koşulların yaratılmasına dair bir eylem halidir.

 

Aliya literatüründe bir de tecdid vardır. Devrimin muhafazakarlaşmaması, kendi çocuklarını yememesi ve kısır döngüye girerek kendini inkar etmemesi için iç dinamizm de diyebileceğimiz emniyet sübabı olarak tecdidi önerir. Bireyin daima kendini ve toplumunu ıslah ameliyesi ile meşgul olması, iyiliği emredip kötülükten sakındırması tecdit’dir. Tecdid çok yönlü bir kelime olarak aynı zamanda Müslümanların İslamlaşmasıdır.

 

Özetle:

 

Aliya Müslümanların eşya, toplum, iktidar, bilgi gibi konulardaki duruşunu sahici ve ikna edici tahlillere tabi tutarak okumalar yapar. Zillet ve perişanlık halini öne çıkan resim olarak tanımlar ve buradan çıkmanın yegane yolunun yeniden Müslümanlaşmak olduğunu iddia eder.

 

Kanaatimizce bu tespit Kur’an’ın da onayladığı bir doğrudur. Zira vahiy süresince müşriklere Allah’ın varlığının değil de birliğinin anlatılması ve özelde de muhatap olarak Müslümanlara ‘Ey iman edenler, iman ediniz’ denmesi bunun destekleyici delillerindendir.

 

Aliya İslam toplumu hedefini önümüze koyar ve ‘İslam güzelliklerini bu toplumda sunabilir’ der. Bunun için de aydınların öncülüğünde ahlak ve erdem hareketi ile gönüllere sirayet etmeyi önerir. Önce ahlaki devrim sonrada siyasi devrim.

 

Zira ona göre, ‘İslam’ın olduğu yerde kayıtsızlık yoktur’.

 

Ve tüm bunları yaparken üç malzememiz olduğunu söyler: ‘şahsi örneğimiz, kitap ve söz’.

 

Alemler içinde selam olsun Aliya’ya…

 
Etiketler: 'İslam, Deklarasyonu':, Yeniden, İman, Çağrısı,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
26
27
2
2
8
12
2
Medipol Başakşehir
26
23
2
2
8
12
3
Beşiktaş
22
19
2
4
6
12
4
Kayserispor
22
19
2
4
6
12
5
Fenerbahçe
20
25
2
5
5
12
6
Sivasspor
19
18
5
1
6
12
7
Bursaspor
18
22
4
3
5
12
8
Göztepe
18
22
4
3
5
12
9
Akhisarspor
18
18
4
3
5
12
10
Alanyaspor
17
25
5
2
5
12
11
Trabzonspor
16
23
4
4
4
12
12
Kasımpaşa
15
20
5
3
4
12
13
Yeni Malatyaspor
14
16
6
2
4
12
14
Antalyaspor
13
14
5
4
3
12
15
Atiker Konyaspor
11
12
7
2
3
12
16
Osmanlıspor FK
8
17
8
2
2
12
17
Gençlerbirliği
8
14
8
2
2
12
18
Kardemir Karabükspor
8
12
8
2
2
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.