Ali BAZENCİR N’AYIRRR, N’OLAMAZZ…
Yazı Detayı
01 Temmuz 2022 - Cuma 11:07 Bu yazı 2940 kez okundu
 
N’AYIRRR, N’OLAMAZZ…
Ali BAZENCİR
 
 

Türk sinemasında aktör ve aktris seçilme egemen ölçütün tiyatro kökenli ve akademik eğitimden ziyade yakışıklılığın ve güzelliğin olduğu zamanların öznesi.

Artist dergisinde çıkan fotoğrafı ile Halit Refiğ tarafından beyaz perdeye kazandırılan Eskişehir’in Odunpazarında dünyaya gelen Fahrettin Cüreklibatur’un tıp hekimliğinden Cüneyt Arkın olarak jönlüğe tercihinin bilinmezliğini kendisi gibi kara toprağa gömerken, Adana ilindeki sağlık personeli görevini bir daha yapmamak üzere Yeşilçam’ı yeğlemiştir.
1970-80 ler Dönemin kahir ekserinin gidişatına paralel çocukluğumuzda tarafı olmaya zorlandığımız futbol takımı, siyasi görüş gibi Cuno’ cular ( Cüneyt Arkın ı sevenler) veya Yılo’cular ( Yılmaz Güney i sevenler) kültürel fraksiyonlaşma hafızalarımıza kazınmıştı.
Her ilde olduğu gibi Genç caddesinde bulunan Bingöl şehir sinemasının yazlık gösteriminde oyuncuların dudak hareketleri ile seslendirmenin eş zamanlı uyumu uğruna N’AYIRRR, N’OLAMAZ seslerinin mütevazi tek katlı yapıların duvarı arasında yankılanarak gecenin sessizliğinde misafir kulaklara hüzün yüklüyordu.
Şehrimizin mahalle ve sokaklarında görsel şölen endüstrisi yatırımcıları tarafından Megafon monte edilmiş Toros modelli Renault marka taşıtların ön yolcu koltuğunda eline not tutturularak kaba Türkçe ile gırtlaktan mikrofona ‘’Dikkat, Dikkat.” Bu akşam saat yirmi sıfır sıfırda “Dünyayı Kurtaran Adam Şehir sinemamızda…’’ şeklinde gezdirilerek gelecekte dünyanın karşı karşıya kaldığı tehlikeler ve kurtarıcı tiplemelerine davetle herkes haberdar ediliyordu.
Film sahnelerinin en can alıcı noktasında kameraların uygun açılarla ihtişamlı şekilde gerçeğinden farklı boyutlandırarak bembeyaz ata binmiş elinde kılıcı sırtında yay ve oklarıyla sahneye katılımla birlikte izleyicinin sağır eden ıslık, bağırtı ve alkışın sinemacı Yaşar tarafından bile kontrol altına alınamaması seyircinin küçük mutluluklarla geleneğini yaşattığı tebessümlü yılların aranılan aktörüydü.
Emeviler döneminde Malatyalı Battalgazi’nin Bizanslılara karşı yürüttüğü destansı mücadele Anadolu kahramanlarını tanıtımını yayarak, Fatihin fedaisi olan Kara Murat’ın balkan ve Avrupa’da yaşanan savaşlarda kahramanlık gösterdiği akıncı figürü, akıncı beyi Malkoçoğlu şeklinde tarihte öne çıkan şahsiyetleri gösteren rollerle izleyicisine geçmişini çıplaklıkla aktarmayı, Köroğlu canlandırmasıyla da Bolu beyine karşı mücadele veren kahraman şair efsane rolünde de varlık ve boy göstermiştir 
Yine Dünyayı Kurtaran Adam eserinde üstlendiği başrolde yaşadığı coğrafyanın sınırlarını zorlayarak yüklenilen ağır misyonla uluslararası ünü hedefleyerek, Devamla Yalnız Adam, Hakanlar Çarpışıyor, Babaların Babası, Çöl Kartalı, Osmanlı Kartalı İnsan Avcısı, Üç Kağıtçılar gibi iddialı yapımlarda da Türk izleyicisinin beğenisini hakketmeye çalıştı. Cemil Dönüyor, Vatandaş Rıza, Maden gibi yapıtlarla emekçi sınıfı, işçi ve alt klasmandaki vatandaşlarını da unutmadan duygu ve düşüncelerine tercüman olmayı ihmal etmiyordu.
Bir dönem Anavatan partisinden siyaset için meclisin kapılarını aşındırsa da bulunduğu sıra ve seçmeni aynı düşünceleri taşımadığından olsa gerek ki bu isteğinin rövanşını daha sonra işçi partisine kayıt olmakla tolere etmeye çalışmıştır.
4. Altın koza film ödülüne dönemin çalkantılı siyasi gel gitleri arasında veto edilen Yılmaz Güney den sonra ki aday olmasından ötürü layık görülmüştür.
Aşk, Aksiyon, Tarihi konulu filmlerde dublör kullanmadan bir yerleri sakat olarak birçok filmi özümseyerek rol aldı.
Gerek filmlerinde kullanılan kostümlerin anlatı ve görselin geçtiği tarihle çelişik göstermesi, gerekse de prodüksiyonda kadraja giren döneme ilişkin uygunsuz resim, figür ve eşyaların bulunması , yüksek kale burçlarından atlayarak tek parça halinde mücadeleye kaldığı yerden devam etmesi, tek atışla yayından çıkardığı ok sayısı kadar Bizanslıya isabet ettirerek haklaması gibi akla ziyan sınırların zorlanarak,  izleyici muhakemesi hafife alınan ve örtüşmeyen sahnelerin ağırlığı eleştirileri bulunsa da, daha iyisi yapılıncaya kadar küçük detaylar biçiminde geçiştirilmiştir.
Meslektaşı Fatma GİRİK in ölümünden sonra "İnanamıyorum, bir dönem bitti. Nasıl dayanırım ben bu acıya... Sen ne iyi insandın. Ne kadar alçak gönüllü, dosttun. Mavi mavi bakardın... Nur içinde yat. O anlatılmaz, o hepimizin yüreğinde... Türk insanın yüreğidir o. Baştan aşağı Anadolu'dur o. Anadolu anasıdır o. Fatma'm bekle beni orda geliyorum" diyerek gözyaşlarına boğularak izleyicilerine esas sahip olduğu mizaçla alakalı fikir veriyordu bütün yufka yürekliliğiyle...
Ruhun şad olsun.

 
Etiketler: N’AYIRRR,, N’OLAMAZZ…,
Yorumlar
Haber Yazılımı