Yazı Detayı
14 Mayıs 2019 - Salı 12:09 Bu yazı 321 kez okundu
 
Nereden Nereye
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Mücahitlerin müteahhit, müteahhitlerin de her şeye müsait olduğu ve klasik bir ‘değişim sosyolojisi’ vakası olan durumla ilgili ne kadar mesafe kat ettik, nerelere geldik?

 

Doksanlı yıllarda yerel yönetimler ile tanışan ve iktidarın bir türü ile imtihan olan Müslümanlar rüşdünü ıspat sadedinde güzel örnekler sergilemişti.

 

Sosyal ve kültürel belediyecilik konusunda mesafe almış, kötü ve yanlış uygulamaları iyi ve doğru pratiklerle sonlandırmış, daha kucaklayıcı bir dil ve davranış ile geniş kesimlerde sempati ve güven duygusu uyandırmıştı.

 

Ancak yerel yönetimlerden genel yönetime geçildiğinde bu makas değişikliği özellikle ve öncelikle idareciler ve halk arasındaki üçüncü nevzuhur kesimde ‘fırsat ideolojisi’ne dönüştürülerek kötü tecrübeler biriktirmeye başladı.

 

Bu yıllarda geniş sosyal ve kültürel çevreleri kuşatan siyasalar, güçlü kadrolar ve isabetli karar süreçleri nedeniyle bazı kişiler, gruplar ve hareketler hep gri alanlarda kaldı, fark edilmedi, ya da tam teşhis söz konusu olamadı.

 

Yıllar geçtikçe her seçimle beraber perçinlenen iktidar uzantısı alanlar eş anlı olarak kendi kurtlarını da bünyesinde çoğaltmaya ve büyütmeye devam etti.

 

İçeride ve dışarıda güçlü ülke politikaları doğru ya da yanlış iyi niyetli uygulamalarla devam ederken ana gövde sosyolojisinde ciddi değişiklikler yaşanmaya başladı.

 

Bir yanda Türkiye siyasi tarihi açısından uzun sayılabilecek iktidar ilişkilerinin yarattığı fırsatçı örnekler diğer yanda düne kadar iktisat dünyası ile uzaktan yakından alakası olmayan geniş bir kesimin hızla meslek değiştirip taşeron, müteahhit, yüklenici, dosya sahibi gibi sıfatlarla ilgili cazibe bandında yerini alarak siyasal olanı iktisadi olana tahvil etme davranışları ziyadesiyle arttı.

 

Eş anlı olarak, bürokraside ilerleme, bir üst mevkiye geçme, Nirvana’ya ulaşırcasına Ankara’ya kapak atma süreçlerini gözledik. Maalesef bu örneklerde adam kayırma, adamcılık, adam harcama, iftira, ehliyetsizlik, liyakatsizlik fazlasıyla öne çıktı.

 

Sivil Toplum Kuruluşları sıçrama tahtalarına döndü. Bir yerlere göz kırpanlar, yeni makamlara talip olanlar, bürokraside iş bitirmek isteyenler, tayinciler, torpilciler hep buralarda toplandı. Geçmişten bugüne saf ve samimice bir uğraşın peşinde olan insanların karşılık beklemeyen emekleri de bu bedevilerin doyumsuz iştahları karşısında geride kaldı, etkisiz ve yetkisiz hale geldi.

 

Ülkenin farklı noktalarında daha geniş spektrumlu oluşumlar izledik. Bölgecilik, mikro milliyetçilik üzerinden hak, adalet, helal, haram gibi kurucu kavramların buharlaşmasını izledik.

 

Şehir, insan ve mimari konusu bağlamından kopartılarak savruk imar örnekleri ile yeşil alan, tarihsel hafıza, silüet, habitat, tarih ve coğrafyanın kesişmesi gibi bir medeniyet aklını sürdüren izlekler birer birer gölgede kaldı, etkinliklerini yitirdi.

 

Kadın ve aile konusu teknokratlarca alınan tedbirlere rağmen global kültürleme operasyonlarının sonucu olarak derin çatlaklar, ağır yaralar ile yoluna devam etti. Boşanmalar arttı, aile içi şiddet, cinayet ve daha nice gayrı ahlaki davranış hızla yayıldı.

 

Gençler ana kucağı ve baba ocağı yerine tv, cep telefonu, internet, sosyal medya gibi modern teknoloji bileşenlerinin kucağında büyüdüler. Hafızalarını gerçek hayat değil sanal alem şekillendirdi. Eğitim ve terbiyelerini ne idüğü belirsiz sitelerde tamamladılar. Diplomalarını fenomen, youtuber gibi renksiz, tatsız ve köksüz kişilerden aldılar. Sevgilerini, korkularını, heyecanlarını, tutkularını, beğenilerini nick name üzerinden paylaştılar. Gizledikleri kimlikleri, kişiliksiz, özgüvensiz, karaktersiz, şahsiyetsiz olmalarına yol açtı. Bir tık kadar sevdiler, bir tık kadar sevildiler.

 

Mahalle, cadde, sokak kavramlarını mutasyona uğratan; bakkaliye, kıraathane, çarşı, pazar gibi buluşma ve sohbet mekanlarını tarihe gömen alış veriş merkezleri (AVM) kutsal birer tapınak gibi hayatımızın orta yerinde pis bir çıban, habis bir ur gibi belirdi. Kale, beden, kemer, çarşı, kuyu, cami, kule gibi şehrin kimliğini toparlayan adresler yerine AVM’ler hayatımızın dolaylı tümleci oluverdi.

 

Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de nur topu gibi bir çocuk bulduk kucağımızda: trol. Asude gölgeliklerde tecessüs faaliyetleri ile yalan, dolan, iftira, abartı, gizleme, saklama, mış gibi yapma kısacası magazin kültürü ile algı oluşturan bir taife-i cin. Trollerin elinde hakikat, genetiği değiştirilmiş organizmalara dönüştü. Dini onlardan öğreniyor, tarih, medeniyet, siyaset, coğrafya, sağlık, kültür, sanat, şiir, sinema gibi konularda eğitimimizi onlarla tamamlıyorduk. Trol kelimesinin bir anlamı da gemilerde kullanılan ağdır. Yani kelimenin tam anlamıyla toplum trolleniyordu.

 

Artık kocaman bir gösteri toplumu olmuştuk. Yediklerimizi, içtiklerimizi, giydiklerimizi teşhir etmenin dayanılmaz hazzı ile tanışmıştık. Mekanları ve kişileri selfi ile hızlıca dolaşıma sokuyor, basılmadık yer, görülmedik manzara, tadılmadık lezzet bırakmamak için vahşi bir yarış ile yola devam ediyorduk.

 

Bütün bu teorik ve kavramsal girdiler elbette insan zihnini evirip çevirecek, geçişli ve kademeli olarak zihinlerde bir dönüşüm (transformasyon/tahavvül) yaşatacaktı.

 

İktidar, meta, teknoloji, küreselleşme, konformizm gibi girdiler 'yeni bir insan ve yeni bir toplum' örnekleri geliştirdi.

 

Tutkular, tepkiler, hassasiyetler, öncelikler, vazgeçilmezler, rutin ya da ekstralar değişmeye başladı. Zaman, mekan, eşya ve insan metaforları üzerinden yeni algılar, yeni inançlar gelişti. Olaylara ve olgulara yönelik mesafeler yeni ölçüm aletleri ile güncellendi.

 

İlim, irfan, cihad, şahitlik, infak, hicret, kardeşlik  gibi amatör ruhlu zaman sohbetlerinin ana temaları unutuldu. Okuma eylemi gök kubbede kalan hoş bir ses oluverdi. Evlerdeki kütüphanelerin soyu kurudu. Örtünme biçimleri değişti, sakallar kesildi ya da usulüne uyduruldu.

 

Örtülü şüphe, sakallı tereddüt, besmeleli çelişki yeni aklın hallerinden oldu.

 

Varlık konusu, ateizm, deizm ve gnostisizm sarkacında geniş bir yelpazede sanayi devrimi sonrasında belki de ilk kez bu kadar yüksek bir ilgiyle gündem oldu.

 

Aşama aşama seküler katmanlar hayatın içinde belirginleşti. Devlet yıllar önce din ile arasına mesafe koymuştu. Şimdi ise toplum ve birey din ile mesafeli bir duruşu tercih ediyordu.

 

Referanslar kutsaldan profana evrildikçe ‘Karanlık bir gecede, kara taş üzerindeki kara karıncanın ayak sesi’ ile özdeşleştirilen inanç umdeleri ve endişeleri mevzi kaybediyordu.

 

Temel ilkeler ile etrafı çizilmiş düşünce istemi ve bilgi kümeleri güncel ve modern olan bilgi ile yer değiştiriyor, bilgi kırıntıları şekil fetişizmi ile araçsallaştırılıyordu.

 

İmajın tanrılaştığı bir sahnede normatif hiçbir dekor yoktu ve cari düşünce tek kelime ile 'pragmatizm' idi. ‘Ticaret ayrı, kardeşlik ayrı’ diyen binlerce yılın yabancısı bir ses değiyordu çarşıya pazara.

 

Bütün bunlar inandığını iddia edenlerin zihinlerinde flu alanların genişlediğini gösteriyor. Farklı anket çalışmalarında öne çıkan ‘dini pratiklerin azalması’ da bunun formel sonuçlarındandır.

 

Tek parti dönemi uygulamalarına karşı büyük bir aşk ve vecd ile kutsalına sarılan, onu yarınlara sağ salim ulaştırmaya çalışan, bu uğurda maddi ve manevi eziyetler görse de bir adım geri atmayan, çok bilmeyen ama bildiklerine samimice iman eden mütedeyyin insan tipi kitaplarda kalmıştı artık.

 

Menderes dönemini nefes almak, yekinmek, düştüğü yerden kalkmak, yeni hamleler geliştirmek üzere bir fırsat bilen ve bu uğurda bizzat Menderes hükümetleri ile bile ters düşmeyi ve bedelini ödemeyi göze alan içten ve pazarlıksız insan sayısı çok azdı artık.

 

1960’lardan 12 Eylül 1980’lere kadar çok az telif eser ama çoğunlukla tercüme eserler üzerinden bir zihin inşasına koyulan, el yordamı ile düşe kalka kavram haritaları çizen, şiirler yazan, dergiler ve gazeteler çıkaran, Kudüs geceleri ile gündem oluşturan, Mekke ve Medine’nin yönetimini Arap ligine bırakmama bilincine ulaşan, ABD ve SSCB emperyalizmine birlikte hayır diyebilen, ideal politik ile bir ümmet hedefine koşturan gönüllü mü’minler oldukça azalmıştı.

 

1980 ve 2000’ler arasında bir yanda dünya Müslümanları ile ilgilenen diğer yanda sistemik sorunları tartışan bir akıl vardı. En fazla İslami eserlerin basıldığı, en fazla Müslümanların okuduğu, kültürel etkinliklerin en fazla bu cenahta olduğu yıllardı. Genç bir delikanlıdan orta yaş olgunluğuna giden yolda ayakları yere daha sağlam basan cümleler kuruluyor, çalışmalar yapılıyordu. Tiyatro, film, müzik gibi konularda sonraki yıllar için ümit soluğu olan eserler veriliyordu. Bunun yanında yazının başında da belirtildiği üzere doksanlı yıllarda yaşanan yerel yönetimlerdeki başarı rüzgarı da sürece apayrı bir renk ve heyecan katıyordu.

 

Ancak 2000’ler sonrasında iktidar paydasında dünyevi olanla karşılaşmanın yarattığı mistik gerilim ve isabetsiz sonuçlar iki hususu tartışılır kıldı: ya ülke düzeyinde iktidar aygıtını doğru kullanmanın bilgisine (teori, kadro ve pratik) yeterince vakıf olunamamıştı ki bu da bir erken dönem iktidar tecrübesini ve hazırlıksızlık kavramını önümüze koyar ya da tam olarak neye talip olduğunu bilmeyen biraz romantik çokça da asimetrik inananlar olayı vardı.

 

Sonuç olarak; dünden bugüne inandığını söyleyenlere ait akıl samimiyet mevzileri kaybederek eklemlenmeci duruşlarla hayata tutunmaya devam ediyor. Yerine göre sol, sağ ve liberal bagajlar kullanmaktan geri durmuyor. Üretkenlik yerini taklide, içerik yerini şekilciliğe bırakmış durumda. Şekilcilikte içkin bir metafizik tecrübesi yaşanıyor. Hızlıca gelenekselci veya modern olunabiliyor. Bu durum ilkeselliğin yerini popülizme bıraktığını gösterdiği gibi aynı şekilde düşünce dünyamızda kültür ve ideoloji gibi beşeri ürünlerin (tul-u emel) de hakikati örttüğünü ifade eder.  

 
Etiketler: Nereden, Nereye,
Yorumlar
Diğer Yazılar
'Yazı'yı Denemek
Şehir ve Kent Geriliminde İnsan
Cehaletin Halleri
İLAHLAR ÇOCUKLARIMIZI TÜKETMESİN
GÖSTERİ TOPLUMU
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Arşiv