Yazı Detayı
10 Eylül 2020 - Perşembe 15:09 Bu yazı 888 kez okundu
 
ÖNCE BEDEN VARDI..!
Yusuf ALİOĞLU
 
 

 

İnsanın tarihteki tekamülüne kabaca baktığımızda, 'beden' insan için evvela bir iletişim aracı idi. İnsanoğlu bedenini konuşturarak duygu ve düşüncelerini, üzüntü ve sevinçlerini, grup, aidiyet, statü gibi toplumsal içerikli durumlarını belirtirmiş.

 

Henüz harflerin ve kelimelerin bilinmediği ve seslerin bir düzene konmadığı zamanda insanın karşı tarafa hissiyatını aktarmak için bedenini kullanması, bedenini konuşturarak meramını anlatması normal bir davranış.

 

Ama bahsettiğimiz “beden dili dönemi” üzerinden on binlerce yıl geçti.  Milyarlarca insan yaşadı ve öldü. Onlarca medeniyet kuruldu ve yeryüzünün farklı coğrafyalarında binlerce dil ve alfabe gelişti.

 

Hasılı; insan tekinden insan tekine iletilecek bir mesaj varsa bunun için yeterli miktarda alfabe, harf, kamus ve kelimenin ve bilimsel gelişmelerle elde edilen onlarca iletişim aracının olduğu zamanlara eriştik. .

 

Dahası, mesaj endişesi olanların kültür, sanat, edebiyat, şiir, roman, hikaye, tiyatro, sinema, mektup gibi mesajı daha şık, açıklayıcı ve etkili kılan yolları kullandığı zamanları tecrübe ediyoruz.

 

Bu meyanda, dünyada her gün milyonlarca gazete ve dergi basımı yapılıyor; elektronik ortamda sayısız web sitesi (2015 verilerine göre 1.5 milyon) ve raflarda 130 milyondan fazla basılı kitap var.

 

Dünya film endüstrisi verilerine göre 1988 ve 2012 yılları arasında 2 milyondan fazla film (kısa film, uzun metrajlı film, video, dizi, belgesel vb.) yapılmış.

 

Sadece Türkiye’de 2017-2018 yıllarında 33 bin 772 tiyatro gösterisi yapıldı. Ve yaklaşık 8 milyon insan bu gösterileri izledi.

 

Evet! İletişim imkanlarının bu kadar insanileştiği ve ilmileştiği bir çağda büyük bir aymazlık, muhalefet ve ısrar ile tarih öncesi bir davranış olarak beden dilini kullanmak ve yaygınlaştırmak isteyen bir kültür hegemonisi ile karşı karşıyayız.

 

Modern insanı anakronik hamlelerle kuşatan hal-i hazır hegemonik kültür kapitalizm tandanslıdır. Kapitalizmin sürekliliği adına kullanılan güncel alt başlıklar ise tüketim ve görünürlüktür. Bu endüstrinin ham maddesi insan bedeni, sürdürücü enerjisi ise cinselliktir.

 

Sistematik şekilde renkli ve bol ışıklı hayatlar üzerinden macera ve romantizm dolu, sihirli anlatıların izleyenleri kafeslediği sosyo-ekonomik ve kültürel gerçeklikten uzak, ütopik, sanal bir dünya yaratılıyor.

 

Gerçeğin böylesine saptırılarak sahte algoritmalar (postmodern muhayyile) içinde sunuluşuna Feyerabend ‘ne olsa gider’, Umberto Eco ‘masumiyet çağının sonu’, Müslüman toplum modeli üzerine çalışmaları da olan Ernest Gellner ‘aşırı görelilik ve öznellik’, ünlü radikal Jean Baudrillard ise ‘hipergerçek’ diyor.

 

Budrillard’a göre dünyada “hipergerçek bir yaşam tarzı” gerçek yaşamın yerine konmaktadır. Bu sadece fizik aleme bir müdahale değil aynı zamanda mana dünyasına da müdahaledir. “Gerçek-ötesi-gerçek” şeklindeki postmodern tasarım, bilinen doğruları tersyüz eden ve yeni bilgiler ikame eden sahte ama güçlü bir manevradır.

 

Bu sahnede nesnelerin kullanım değerinden çok gösterge değeri öne çıkar. (Baudrillard)

 

Semboller, remzler, işaretler ve imajlar öylesine yoğun şekilde hayatı kuşatır ki kanlı-canlı somut gerçeklik yitirilir, yerine kansız-cansız hipergerçeklik ikame edilir; hayali olan ile gerçek olan ayırt edilemez.

 

Sahici ve sahte olanın karıştırılarak sunulduğu flu ortamda seyircinin maruz kaldığı bilgi, görseller, akışkan hayat ve subliminal mesajlar yeni bir aklı inşa eder. 

 

İşgal ve iptal edilmişlik ile malul bu akıl, zafer, özgürlük ve kendini gerçekleştirme sandığı yenilgi, hezimet ve istiskal psikolojisi ile bedeni üzerinden kendini tanımlamaya başlar.

 

Hegel’in “her ussal olanın gerçek ve her gerçek olanın ussal” olduğu önermesini hatırlayarak söylersek modern uzamda yeni yakınlıklar ve uzaklıklar, yeni doğrular ve yanlışlar vardır artık.

 

Merkeze bedenin ve görünürlüğün alındığı bu sistemde, öncelikle ‘sınırsız istekler ve sınırlı süre’ geriliminin beslediği muazzam çelişkiler yaşanır.

 

İktisada giriş kitaplarındaki ‘sonsuz ihtiyaçlar’ hurafesini hatırlarsak, yaratılan sınırsız talep simülasyonu üzerinden korumasız kitlelerin nasıl bir hayal ve gerçek anaforuna tutulduklarını, nasıl kişilik bozuklukları yaşadıklarını ve her hazza ulaşma irrasyonelliği ile ne kadar mutsuzlaştıklarını daha iyi anlarız.

 

Öznenin parçalı kimliğe indirgendiği bu evrende, Aristippos’un Kyrene Okulu’nu geride bırakan bir hızla, varlık alemi, değerler dünyası, toplum, tarih, örf gibi değerler birer birer anlamsızlaşarak etrafa savrulur.

 

'Deneyimlenmemiş haz kalmamalı' mottosu ile beden imparatorluğu, beden cumhuriyeti, beden oligarşisi, beden monarşisi gibi düzenler üzerinden beden siyasası ve beden endüstrisi gelişir.

 

Yiyecek ve içecekler, giysiler, ev mimarisi, aile hayatı, evlilik ve boşanmalar, din ve gelenekler fantastik kurgular üzerinden yeniden şekillendirilir.

 

Yan sanayi, kalifiye eleman, teknik destek, ürün ve kalite gibi iç içe sektörler üzerinden bedenini keşfetmiş, bedenine tapınan, kimliğini bedeni üzerinden tanımlayan yeni bir insan tipi sürülür piyasaya.

 

Tinsel/ruhsal olanın yerini tensel/bedensel olan almıştır artık. Zamanın ve mekanın cinsellik yoğun formasyon ile kuşatıldığı deterministik bir pratik vardır. Dilce susulup bedence konuşulan bu çağda çıplaklık yaygınlaşır, eşcinsellik, pedofili sıradanlaşır, kadınlar nesneleşir ve dahi çocuklar istismar edilir.

 

Değerler skalası paradigma değişikliğine uğrar; söz/kelime/bilgi yerine beden/haz/gösteri ikame edilir.

 

Ve Descartes’a selam duran aforizmalar envanterine sanayi atığı muhatabımız eklenir:

 

‘Bedenleniyorum, o halde varım.'

 

Tanrı ile yollarını ayıran kolonyalist seküler aklın vardığı postmodern menzil beden mabedidir.

 

Bu mabedin etrafında seğirten protestan ahlak ise yaşanan yoğunluğu sermaye-iktidar ilişkilerine tahvil ederek anamalcı düzenini muhkemleştirmekte, insan benliğine yeni zindanlar giydirmektedir.

 

Modern toplumu ‘üretim’ parantezinde tanımlayan Fransız sosyolog Alain Touraine, postmodern toplumu eleştirel bir yaklaşımla modernlikten yani üretimden uzaklaşan ‘tüketim toplumu’ olarak tanımlar. Bugün en fazla beden fetişizmi ile görünürlüğünü sürdüren tüketim toplumu aklı, insan bedenini insan için en büyük fitne haline getirerek onu dipsiz kuyuların karanlığına sarkıtmaktadır.  

 
Etiketler: ÖNCE, BEDEN, VARDI..!,
Yorumlar
Diğer Yazılar
BİRLİKTE İZLEDİK
UYMAK, UYUMAK, UYUŞMAK
'Yaklaşıyor Yaklaşmakta Olan...'
Asra Bedel Ömürler
“Görünmezsem Çıldırırım”
HESAPLAŞMA
FETTAN
'CUMHURİYET'İN DOĞUSU'
VİTRİN UYGARLIĞI
İbni Battuta: Bilge Seyyah
ŞİİRİN GÜNCESİ -9- “Paltosu Pembe Kadın”
Ölçüsüz, Kaba, Merhametsiz, Gösterişçi ve Tüketici Bir Topluma Doğru
Kariyer-izm Modern Mankurtlaşmadır
Nuri Pakdil'in Ardından
BENDEKİ NOTLAR -9-
Gorki Kozmolojisinden Kucağımıza Dökülenler
Gölgeler ve Gölgedekiler
ŞİİRİN GÜNCESİ -8- "Kaybola"
Sükut Üzere Bir İsyan Çağıltısı
Aydınlık ‘Aydın’ Yüzlerle Gelir
Zamanın Ruhuna Antik Çağlardan Bir Nefes Niyetine: ‘Ölüler Kitabı’
‘YENİ TÜRKİYE PARTİSİ’ ve BİNGÖL SERENCAMI
Oyunbozan değilim, oyun bozuk…
1960-70 YILLARINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Sanatçı ve Toplum
“Bir İnsanın Kim Olduğunu Güçle İlişkisi Belirler”
'Yazı'yı Denemek
Şehir ve Kent Geriliminde İnsan
Nereden Nereye
Cehaletin Halleri
İLAHLAR ÇOCUKLARIMIZI TÜKETMESİN
GÖSTERİ TOPLUMU
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
6
0
0
0
2
2
2
Alanyaspor
6
0
0
0
2
2
3
Fenerbahçe
4
0
0
1
1
2
4
Hatayspor
4
0
0
1
1
2
5
Antalyaspor
4
0
0
1
1
2
6
Beşiktaş
4
0
0
1
1
2
7
Fatih Karagümrük
4
0
0
1
1
2
8
Göztepe
4
0
0
1
1
2
9
Kayserispor
3
0
1
0
1
2
10
Sivasspor
3
0
1
0
1
2
11
BB Erzurumspor
3
0
1
0
1
2
12
Kasımpaşa
3
0
1
0
1
2
13
Denizlispor
1
0
1
1
0
2
14
Yeni Malatyaspor
1
0
1
1
0
2
15
Gençlerbirliği
1
0
1
1
0
2
16
Trabzonspor
1
0
1
1
0
2
17
Gaziantep FK
1
0
1
1
0
2
18
Konyaspor
1
0
0
1
0
1
19
MKE Ankaragücü
0
0
1
0
0
1
20
Çaykur Rizespor
0
0
2
0
0
2
21
Başakşehir FK
0
0
2
0
0
2
Arşiv