Yazı Detayı
14 Ağustos 2017 - Pazartesi 14:01 Bu yazı 415 kez okundu
 
POST MODERN TÜKENİŞ
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Metnin dışında bir şey yoktur’ ya da ‘Gerçek yoktur, sadece metafor vardır’ diyen Fransız Jacques Derrida ‘yapı sökümcü’  çalışmalar gibi ‘logos’a yani akla güveni iptal eder.

 

Yapı çözümcüler hakikate götürme iddiasındaki metodolojileri birer kurgu ve hatta tuzak kabul etmiş, bir yerde periferide olan bir gerçeğin başka bir yerde merkezde olabileceği tezi ile rölativizmi yeniden yorumlamışlardı.(İ.Kalın)

 

Bu sürecin sonucu olarak da post-modernizm, kaos ve komplekslilik teorileriyle birlikte entelektüel hakimiyeti ele geçirir.

 

Bu düşünce tarzı göreceliğe (rölativizm/relativism) prim verdi.

 

Bu düşünce tarzı hakikate karşı kayıtsız kalmayı besledi.

 

Ve batı insanı sonunda ‘akla veda’ etti.

 

Büyük anlatılar masal oldu; ne anlatılsa gider oldu.(Düşüncenin Okullaşması, K.Atalar)

 

Post-modernizm merkeziyetçiliğinde batının yüzyıllardır kutsadığı rasyonalizm çöküyordu.

 

İdealler ve ideolojiler Daniel Bell’in dediği gibi artık ölmüştü.

 

Kavgalı zamanlar yerini sevdalı zamanlara bırakıyor; zeminsizleşen gençliğe sev-genç yakıştırmaları geliştiriliyor ve özetle ‘savaşma seviş’ deniyordu.

 

Yaşanan dünya, ideallerini kaybetmiş bir dünyaya dönmüştü.

 

Soğuk savaş kavramsallaştırmasındaki aldatıcılık ile kitlelerin enerjileri renksiz ve kokusuz ya da Fukayama’nın dediği gibi tatsız-tuzsuz bir işlevselliğe akıtılıyordu.

 

Bundan sonra bizi, tatsız tuzsuz bir dünya bekliyor’ dediğinde Francis Fukayama tam da bunu söylüyordu.

 

Ortaçağ skolastisizmine ve kilise otoritesine başkaldıran sekülerliğin insanda yarattığı içe dönük tahribatın ve tatminsizliğin bir versiyonu da post-modernite ile nüksetmeye başlamıştı.

 

Değerlerden arındırılmış bir dünya ne kadar mümkündü?

 

Değer yargılarının rölativiteye kurban edildiği bir dünya ne kadar cazip olabilirdi?

 

Öne çıkan isim olarak Zbigniev Brzezinski batı toplumlarında içkin bu krize dikkat çekmişti.

 

Batı toplumunun yaşadığı manevi ve ahlaki boşlukta tek başına politik bireyin korunmasının bir şey ifade etmediğini; batı düşüncesinin insanların önüne koyduğu ‘güzel hayat’ metaforunun hedonizm, kendini tatmin ve tüketim kültüründen başka bir şey olmadığını; insanlığın bundan farklı bir şey olduğunu ve maneviyattan yoksun sekülarizmin kendi kültürel yok oluşunun filizlerini içinde taşıdığını söyleyen Brzezinski, ‘Şu andaki Batı sekülarizminin insan haklarının en iyi taşıyıcısı olduğunu düşünmüyorum’ diyordu.                

 

‘İşte bu yüzden, Amerika’nın süper güç konumunun dayanaklarının bayağı zayıf olduğu endişesini taşıyorum’ demekten de kendini alamıyordu.

 

Bu bağlamda; muhtedi Fransız Rene Guenon (1886-1951) yıllar önce ‘Modern Dünyanın Bunalımı’ adlı eserinde manevi yoksunluk merkezli açıklamaları ile Batının gerileyişine hatta çöküşüne dikkat çekmişti.

 

Olaylar ve olgular hakikatlerden daha önemlidir’ diyen Almanların tarih felsefecisi Oswald Spengler  (1880-1936) de ‘Batı’nın Çöküşü’ adlı eserinde pesimistik yorumları ile sürecin anlaşılmasına katkıda bulunmuştu.

 

Rumen asıllı Dinler Tarihçisi Mircea Eliade da Birinci Dünya savaşı ile beraber batıda paradigmal kırılma yaşandığını düşünenlerdendir. Ona göre, batının sonsuz ilerleme fikri, bilim ve teknolojinin barış ve sosyal adaleti sağlayacağı iddiası, rasyonalizm ve agnostisizm bu süreçte ciddi şekilde itibar kaybına uğramıştır.(Umran)

 

Varlık alemine anlamsız bakışlar ile bir hayat sürdürmenin sıkıcılığı her açıdan apaçık ortada idi.

Goethe’nin ‘’Güneş olduğu için göz vardır’ ya da ‘Gözü, ışık yaratmıştır’ cümlelerindeki derinlik, Schopenhauer’un ‘Güneş ancak gören için vardır’ cümlesindeki sığlıkla yer değişiyordu.

 

İnsan, eşya, hayat, varlık, tabiat gibi ontolojik hakikatlerin istatistik bilgilere indirgenmesi insanı yabancı zamanlar ve mekanlar ile karşılaştırmıştı.

 

Bilgi, ideoloji, değer, hakikat, felsefe, hikmet gibi epistemolojik dayanakların geçersizliği iddiası ve tatile çıkarılan akıl yaklaşımları da hayatın hedefine dair flu, kaotik kompozisyonlar çizmişti.

 

Kürşat Atalar’ın dediği gibi, belki de kantarın topuzunu bu yönde fazlaca kaçırdığını düşünen egemen ideoloji bu kez Samuel Huntington ile aslında tehdidin ‘dışarıdan’ geldiğini söylemeye başladı.

 

Yine içe dönük heyecansız ve hedefsiz hayatların yarınlara dair sunduğu pesimistik toplum gözlemleridir ki, örneğin Amerika, ‘Haçlı Seferi’ ifadelerini gündemleştirerek savaş tamtamları çalmaya başladı.

 

Kendi hayatları için söylenebilecek sözleri kalmadığından bir bunalımın eşiğine gelmiş batılı toplumlar belki de bunun için azgelişmiş toplumlara demokrasi ve laiklik ihracına başladılar.

 

Ve buradaki komplike hedeflerden olmalı ki Batılılar okunan ezana, kılınan namaza, tutulan oruca dokunmadan bir Müslüman toplum mühendisliğine giriştiler.

 

Dikkat edilirse son dönem sömürge aklında, ‘İslam’ı yıkınız’ sloganlarından çok ‘Müslümanları terbiye ediniz’; ‘onları grekoromen aklı ile aydınlanmanın kutsal kavramları olan sekülerizm, rasyonalizm ve hümanizm ile tanıştırınız’ denmeye başlandı.

 

Burayı iyi okumak lazım. ‘İslamsız Müslümanlık’ stratejisinin ardında yatan nedir?

 

Birincisi, yaklaşık iki yüz yıllık sömürü tarihine rağmen doğuda hala modern projeler adına tehdit oluşturabilecek dini hassasiyetler devam etmektedir. Bu hassasiyetler yarınlarda küresel efendiler için potansiyel yıkıcı güç tehdididr.

 

İkincisi, teknoji yoğun zamanlarda Batı ve özellikle ABD aleyhtarı bir dünya ile bazı çıkarların sürdürülmesi zora girmektedir. O halde Müslümanları desteklemese de kösteklemeyen bir batı imajı/algısı oluşturulmalıdır. Onun içindir ki Kuzey Afrika kökenli ‘Arap Baharı’ hareketlerine Libya örneği dışında sessiz kalınmış, görünen olumsuz bir müdahalede bulunulmamıştır. Libya ise tamamen enerji kaynakları konusundaki özel konumundan dolayı paranteze alınarak farklı davranılmıştır. Ancak bu farklı davranış da genel konsept içinde tolere edilmiştir denilebilir.

 

Batının İslam Dünyası hesaplarında ‘enerji kaynakları ve küresel hakimiyet’ vardır.

 

Ancak olayın kadim dinler savaşı, medeniyetler çatışması, kültürel farklılıklar, modernite ihracı gibi dışa dönük; sosyal adaletsizlik, işsizlik, problemli gençlik, uyuşturucu alışkanlığı, çatışan çıkar grupları, artan bütçe açıkları, mutsuz kitleler gibi içe dönük besleyici ve yönlendirici etkenlerinin olduğunu da kabul etmeliyiz.

 

İktidar ilişkileri daima kontrol altındaki kitleler seçeneği ile ilgilidir. Onlara yönelik manipülatif açıklamalar, figürler, senaryolar, dostluklar ve düşmanlıklar ile bir şekilde kontrol edilmek istenirler.

 

Post-modernizm, selefi modernizm kadar dayanıklı çıkmadı. Daha kısa sürede havlu attı.

 

Türkiye Cumhutiyeti elitlerinin yıllarca toplumu ajite ettikleri ‘irtica’ tehdidi gibi sanal siyasal argümanlar nasıl buharlaşıp tarih olduysa, küresel kuşatmanın paradigması olarak kullanılan post-modern ağız ve ona ait araçlar da aynı şekilde buharlaşma ve tükenme süreci yaşıyor.

 
Etiketler: POST, MODERN, TÜKENİŞ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
19
0
2
1
6
9
2
Galatasaray
19
0
2
1
6
9
3
Başakşehir
18
0
1
3
5
9
4
Kasımpaşa
18
0
3
0
6
9
5
Başakşehir
18
0
1
3
5
9
6
Kasımpaşa
18
0
3
0
6
9
7
Antalyaspor
16
0
3
1
5
9
8
Antalyaspor
16
0
3
1
5
9
9
Göztepe
15
0
4
0
5
9
10
Beşiktaş
15
0
2
3
4
9
11
Göztepe
15
0
4
0
5
9
12
Beşiktaş
15
0
2
3
4
9
13
Trabzonspor
14
0
3
2
4
9
14
Trabzonspor
14
0
3
2
4
9
15
Ankaragücü
13
0
4
1
4
9
16
Ankaragücü
13
0
4
1
4
9
17
Konyaspor
13
0
2
4
3
9
18
Konyaspor
13
0
2
4
3
9
19
Alanyaspor
12
0
5
0
4
9
20
Alanyaspor
12
0
5
0
4
9
21
Yeni Malatyaspor
12
0
3
3
3
9
22
Yeni Malatyaspor
12
0
3
3
3
9
23
Sivasspor
10
0
3
4
2
9
24
Sivasspor
10
0
3
4
2
9
25
Fenerbahçe
9
0
4
3
2
9
26
Kayserispor
9
0
4
3
2
9
27
Bursaspor
9
0
2
6
1
9
28
Fenerbahçe
9
0
4
3
2
9
29
Kayserispor
9
0
4
3
2
9
30
Bursaspor
9
0
2
6
1
9
31
Çaykur Rizespor
8
0
3
5
1
9
32
Çaykur Rizespor
8
0
3
5
1
9
33
Bb Erzurumspor
6
0
5
3
1
9
34
Bb Erzurumspor
6
0
5
3
1
9
35
Akhisar Bld. Spor
5
0
6
2
1
9
36
Akhisar Bld. Spor
5
0
6
2
1
9
Arşiv