Yazı Detayı
17 Mayıs 2019 - Cuma 16:40 Bu yazı 396 kez okundu
 
Şehir ve Kent Geriliminde İnsan
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Şehirler insanın yeryüzündeki ayak izleridir.

 

İlk şehirlerin M.Ö. 4000 yıllarında Mezopotamya ve Mısır’da kuruduğu aktarılır.

 

Mekke, Medine, Kudüs, İstanbul, Konya, Mardin, Bağdat, Kerbela, Meşhed, Kahire, Endülüs, Buhara, Semerkant, Üsküp, Kırcali, Bosna ve diğerleri bu halkanın zincirleridir.

 

Kent mükemmeldir, insan değerlerinin en somut ifadelerine ulaştığı mekandır’ diyor Joseph Grange şehirler için.( The City: An Urban Cosmology, J.Grange)

 

Her ne kadar John Zezan gibiler ‘modern kent, teknoloji yoğun yaşam ve yabancılaşma’ bağlamında bu tespiti eleştirel karşılasa ve modern ilişkiler açısından haklılık payları olsa da düne ait değerleri bugüne taşıyan ‘estetik yüklü bilgi ve davranış kümeleridir’ şehirler.

 

Ancak, ‘şehirden metropolise geçiş’te somut ve niceliksel karşılığı olan sayısız eser 'nitelik yoğun üretim bereketi' akametine uğramıştır.

 

Tip projeler, standart siteler ve simetrik kampüsler insanın derunundaki renkleri tüketmiş; elbisesi, arabası, evi, kaldırımı, parkı, bahçesi, yiyeceği, içeceği ve estetik cerrahisi ile ‘benzer’ varlıklara indirgemiştir.

 

Tarihte uzun yolcuklarla ulaşılan hayal şehirler vardı. Nadir bulunduklarından içinden çıkılmak istenmeyen yerlerdi oralar. Koca arz üzerinde benzerleri olmadığından emsalsiz bir çekim gücüne sahiptiler.

 

Muhteşem bir çekim alanına sahip olan bu ‘mekansal biriciklik’ duygusu insana  ütopik alanlar  yaratma hayalini (Platon, Farabi, Thomas More, vb.) hediye etmişti.

 

Buralarda şiirden sinemaya geniş bir duygu ve düşünce platformunda mekansal seçkinlik temaları işlenirken temaların merkezinde hep kent olagelmiştir. Lewis Mumford’a göre bu ütopyaların merkezinde hep bir kentin olması tesadüf değildi. Çünkü kentler geniş bir toplumsal ilişki ağının hem yaratıcısı hem de düğüm noktası idi. (Tarih Boyunca Kent, L.Mumford)

 

J.J.Rousseau da kenti farklı kılanlar bağlamında, “köyü, kasabayı evler oluşturur, kenti ise yurttaşlar” diyerek kentteki ‘öteki ile birlikte yaşama’ imkanına dikkat çeker.

 

Ama yaşadığımız zamana ait ‘mekan’ algısı tarihteki naifliği ezerek ve her yeri ‘coğrafileştirerek’ kelimenin kendinde içkin sihrini ve cazibesini yerle bir etti.

 

Max Weber’in,‘Kişi, kentin kendisini yaratan bilgi kaynağı dışındaki her şeyi kent metinlerinde bulur’ sözlerinde belirttiği gibi kentlerde her şey vardır ama tarih, toplumsal hafıza ve insan yoktur.

 

Çünkü kentler, sanayi ve ticaret aygıtları ve bunların yarattığı işbölümü ve uzmanlaşma kriterleri ile kadim şehirlere ait sosyal ve psikolojik duyargaları, maneviyat yüklü alanları, dilde ve söylemde kendini fark ettiren seçkileri bitirdi.

 

Mumford’un dediği gibi, modern kentler bir yüzleriyle birlikte yaşama imkanı ve hukuk düzeni sunarken diğer yüzleriyle de savaş, iktidar, hiyerarşi gibi nedenlerle karanlık bir alan oluşturmuşlardır.

 

Modern kentler duyguları ve düşünceleri aynı olan, teori ve eylemselliğe dair dalga boyları tek tipleşmiş bireyler yarattı.

 

Bilgisayar diliyle konuşursak ‘kopyala-yapıştır’ nev’inden çoğalmaların ve aynılıkların yaşandığı gürültü, kirlilik, şiddet, güvensizlik, yalnızlık, intihar gibi eylemlerin çoğaldığı yerlere dönüştü kentler.

 

Neolitik kentlerden çamur deryası varoşlarına modern kentler yayılmacı ve mülkiyetçi duyargaları ile sosyal ve ekolojik dengede çözülmelere neden oldu.

 

Eskiden şehirler, içindeki geniş insan birikimine bağlı olarak şekil alırken ve sonra da insanı şekillendirirken şimdi insan kentlerin elinde bir oyuncak gibi şekillenmektedir.

 

Bu sonuç, Lewis Mumford’un, ‘Kentlerin imi, onun maksatlı sosyal karışıklığıdır’ cümlesinde olduğu gibi, ‘karmaşık şehir, tekdüze insan’ modelini yaratmıştır.

 

Kentler ve kentliler doğayı sevmez, her karış toprak beton olmak zorundadır.

 

Modern kentler yarattıkları kentsel figürler ve devasa anıtlar ile insanın algı alanında hem tanrısal pozlar hem de acziyet manzaraları yaratmaktadır.

 

Rivayetlere göre Mayalar hariç bütün medeniyetlerin şehirleri vardır. İbrani geleneğinde ilk kenti bulanın Habil’in katili Kabil olduğu aktarılır. Babil, Sodom ve Gomora gibi kentler de medeniyet ve şehir ilişkisinde anılacak olumsuz ve tikel örneklerdir.

 

Pozitif formatından koparılan şehirler Stanley Diamond’un deyişiyle, ‘Dışarıda fetihçi, içeride baskıcı’ bir tanıma doğru evrildiler.

 

Şehirlerde ilk zamanlar var olan içkin ruhsal yönelimler zamanla dışsal mega anıtlara dönüştü. Seküler kutsallıklar üzerinden yakalanan modern tapınma modelleri ile fıtratın sesi dindirildi. Modern ve geleneksel algıların kent mekansallığındaki asimetrik karşılaşması toplumsal katmanlar ve sınıflar arasında uçurumlar yarattı.

 

Güç, iktidar, korku ve endişe kokan dev anıtlar kentlerin görünürlüklerine egemenlik imzası atarak örgütsüz ve savunmasız kalabalıkları terbiye amaçlı kullandı. Böylece yeni bir toplumsal hafıza oluşturulmaya başlandı.

 

Büyüyen kentler insanlar arası dokunuşları tüketti. Daima koşan, daima bir yerlere ulaşmaya çalışan, daima tedirgin, daima stres dolu zamanlar sosyal ilişkilerin doğal boyutlarını kemirerek bitme aşamasına getirdi.

 

Hesapsız ve estetik yoksunu yapılar insanları güneş, yıldız, gökyüzü ve tabiattan kopardı. Zamanın döngüselliği güneş, ezan ve çan gibi araçlarla takip edilirken, modern yaşam zamanı mekanik bir algıya dönüştürdü.

 

Bu donuk hayatı gözleyen Fransız yazar Nicolas Chamfort kentin bu haliyle çekilmezliğini şöyle ifade eder: ‘Paris, sakinlerinin beşte dördünün kederden öldüğü gösteriş ve zevkler kentidir’.

 

E.Durkheim de intihar ve deliliğin modern kentleşmeyle birlikte artmasına dikkat çeker.

 

Paranın Felsefesi’ adlı meşhur eserin müellifi  sosyolog George Simmel, kentlerin 1900’ler sonrasında yalnızlığın ve duygusuzluğun mekanları olduğunu belirtir.

 

Bu duygusal yoksunluk kent insanını vakıayı kabullenmeye ve kentin şekillendiriciliğine boyun eğmeye götürür.

 

Şehir ve kent gerilimine tutulan insan hakikatten modernliğe, fıtrat ve vicdan ekseninden yapay yüzeyselliklere; sahici olandan sentetik olana; insani ve ahlaki olandan istatistiki olana evrilip durmaktadır.

 

Modern kentlerin yarattığı onulmaz travmaları John Habberton’un tespitiyle tamamlayalım: ‘Büyük bir kent büyük bir yaradır, hiçbir zaman iyileşemeyen bir yara’.

 
Etiketler: Şehir, ve, Kent, Geriliminde, İnsan,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Zamanın Ruhuna Antik Çağlardan Bir Nefes Niyetine: ‘Ölüler Kitabı’
‘YENİ TÜRKİYE PARTİSİ’ ve BİNGÖL SERENCAMI
Oyunbozan değilim, oyun bozuk…
1960-70 YILLARINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Sanatçı ve Toplum
“Bir İnsanın Kim Olduğunu Güçle İlişkisi Belirler”
'Yazı'yı Denemek
Nereden Nereye
Cehaletin Halleri
İLAHLAR ÇOCUKLARIMIZI TÜKETMESİN
GÖSTERİ TOPLUMU
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Arşiv