Yazı Detayı
21 Mart 2017 - Salı 11:31 Bu yazı 385 kez okundu
 
SURİYE’DE KAYBEDİYOR MUYUZ?
Mehmet YAMAN
 
 

                İnsanlığın merkezi ve medeniyetlerin neş-ü nema bulduğu coğrafyamızda, hiç bitmeyen Bizans oyunları ciddi boyutlara yükseldi. Torosların deyimiyle, “kurdun sevdiği, dumanlıklı havaları” yaşıyoruz, bugünlerde. Ülkemiz ve coğrafyamızla ilgili olarak, sürekli azgın imha politikalarının yürütüldüğü uzun yıllardır malumken, şimdilerde bu ihanetler açık ve gözle görünür oldu.

                Hafızalarımızı yokladığımızda, 1990’lı yıllarda komünizm çöküp, Berlin duvarları yıkılırken, Buş ’ un, artık “bundan sonra yeşil tehlike (İslam) nin esas hedef olduğunu, mücadelelerinin İslam’la olacağını” açıkça ifade etmesinden sonra, batıda tüm projeler bu alana yönlendirildi. Yazarlar bu konuda romanlar yazıyor, film senaristleri bu konularla ilgili senaryolar hazırlıyor ve filimler çekilip dünyaya servisler ediliyordu. Yine bu Buş’un şer ekseni diye adlandırdığı, yer altı ve yerüstü maden ve zenginliklere sahip bulunan İslam ülkeleri üzerinde, oyunlar oynanmaya başlandı. Kendi yetiştirmeleri  Elkaide örgütü kanalıyla İslam ülkelerin yanlış ve karmaşık felsefelerle allak bullak ederken, şimdilerde de, yine kendi beslemeleri Daiş kanalıyla yakın coğrafyamızı kan gölüne döndürüp bu ülkeleri yeniden dizayn etme çabası içine girdiler.

                Düşmanca bir proje olan B.O.P projesi, yani “bizim de içinde olduğumuz Ortadoğu siyasal ve ekonomik coğrafyasını paylaşma ve siyasal ve ekonomik sınırlarını yeniden çizme projesi”, tüm hızıyla devam ediyor olup, bu projede görev alan yerel enstrümanların artık akıllarını başına almaları gerekmiş olup, iyice aydınlanan bu ihanet projesinin fiyaskosu için, karşı projeler ve ciddi politikalar oluşturulması zamanı gelmiş ve hatta geçmek üzeredir.

                İktidarıyla muhalifiyle, ülke yönetiminde görev alan yöneticilerimizin içinde bulundukları zaafları da istismar ederek, son zamanlarda, her taraftan açıkça taarruza uğramamız, ülkemizin parçalanmasında gelinen merhalenin ciddiyetini gözler önüne sermektedir.

                Irak ve Suriye’de uzunca yıllardır uygulanan ihanet politikalarına karşı, oluşturulan iştirak ve aymazlıklar da, artık sona ermelidir. Boynumuza geçirilmek istenen esaret halkasını görmek yetmez, bunu parçalamanın gerektirdiği hassasiyete de dikkat etmeliyiz.

                Merhum Fatih’in sefer hazırlıkları sırasında, kendisine sorulan, bu seferin nereye olduğu hakkındaki sorulara verdiği, paşa paşa! Bu seferin nereye olduğunu, bırak seni şu sakalımdan bir kıl bilse, onu söker atarım sözü, şimdiki liderlerimizin şiddetle dikkate alması gerektiği, önemli bir anekdottur. Ülke sınırlarımızı düşman saldırılarına karşı güvenceye alıp, yapay olarak çizilmiş ve M. Kemal Atatürk’ün de ilk mecliste tabii sınır olarak kabul ettirdiği ve her fırsatta bu sınırlarımıza ulaşılmasını temel bir hedef olarak gösterdiği, “Misak-ı Milli sınırlarımız” içinde bulunan ve bugünlerde kutlamasını yaptığımız Çanakkale savaşında da, binlerce evladını şehit vermiş olan kardeşlerimizi, ihanet sarmalından kurtarmak için yaptığımız bu siyasi ve askeri manevralarımızda, yöneticilerimiz çok dikkatli olmalı ve düşmanı ittifaka yöneltme değil, teke irca etme taktiğine çok dikkat etmelidir.

                Başkomutan sıfatını taşıdığını söyleyen kişinin özellikle, önceden hedeflerini faş etmesi ve bunları dünyaya bağıra bağıra ilan etmesi (eğer ihanet yoksa ki, ben sanmıyorum), akıllıca olmasa gerektir. Ta başta Münbiç’in geri verilmeyeceği ve aldatmalara karşı uyanık olunması hususunda yaptığımız ikazlar maalesef gerçekleşti. ABD bir taraftan PYD’ nin çekildiğini söylerken bir taraftan da, silah takviyesi yapıyordu. Biz aciz bir kul olarak bunu bilirken, liderlerimiz de biliyordu. Münbiç’e geliyoruz diye bağırırken, düşmanların birleşebileceğini sezmemiz gerekiyordu. Bu ilanımız üzerine Rus’u, ABD’si Alman’ı, Fransız’ı, İngiliz’i hatta bunların siyasetine alet olan İran’ı bile birleşip PYD, FETÖ, DAİŞ, PKK ve Hizbullah’ı koruma ve bize karşı piyon olarak askeri alanda kullanmak için acilen ittifaka girdiler ve önümüzü tıkadılar. “Bu tarz söylemlerin bu sonucu getireceğini söyledik ama, dinleyen olmadı. Münbiç konusu, ani bir taarruzla şoklanarak bitirilmelidir.

Bir taraftan da, özellikle Dışişleri alanında yaptığımız konuşmalar, batıyı da adeta birleştirdi ve oralar, millet düşmanı örgütlerin cirit attığı meydanlar haline getirildi.

                Bu ittifaklar, tehlike çanlarının iyice yaklaştığının bir işaretidir. Yakında Hatay ilimizle ilgili de ciddi işgal planlarının hayata getirileceği ihtimalini hiç unutmayalım.

                Bu referandum meselesinde iktidar, muhalefet adı altında bir takım kişilerin çekmeye çalıştığı kulvara koşuyor ve onların politikalarına uygun konuşma yaparak, zamanlarını verimli kullanamıyor. Gelecek maddeleri teknik ve bilimsel gerekçeleriyle birlikte, mukayeseli olarak anlatmak, yapılacak en önemli faaliyet olmalıdır, iktidar için. Bu maddeleri incelemiş bulunan uzman bir hukukçu olarak, ortalığı toz duman eden ve yer yer bazı iftiraları da bünyesinde taşıdığını gördüğümüz ucuz ve içeriksiz yorumlar karşısında, cidden üzüntü duyuyoruz.

                Ey iktidar, hem dış ilişkilerde ve hem de referandum meselesinde ayağınız yere basmalı. Altınızdan zeminin kayıp gittiğinin farkına varmalısınız. Yunan Savunma Bakanı ile, Genelkurmay Başkanının kendi aralarında konuştukları, “Türkiye’ye saldırmanın en iyi zamanı. Keşki ekonomik yönden biraz güçlü olsaydık” tarzındaki sözleri, düşman devletlerin işbirliği ile, bize saldırmaya ve sınırlarımızı allak bullak etmeye hazırlandıklarının bir işaret fişeğidir. Bu ikazlar, ağır ama bilinmelidir ki, dost ikazlarıdır.

                İçinde bulunduğumuz referandum döneminin suhuletle, birbirlerini imhaya ve düşman oyunlarına fırsat verecek biçimde tuzağa düşmeden, önümüze gelecek referandum maddelerinin teknik ve gerçeklere bağlı bir biçimde izahını yaparak, olgun bir ortamda geçirilmesinde, iktidar ve muhalefetin ortak sorumlulukları vardır. Toplumun fazla gerilmemesi ve kutuplaştırılmaması için, gereken hassasiyetin gösterilmesi ile, tümümüzü ilgilendiren felaketimizin hazırlandığı, düşman ittifakına fırsat vermeyecek tarzda birliktelikler oluşturulması temennimizle, saygılar…

 
 
Etiketler: SURİYE’DE, KAYBEDİYOR, MUYUZ?,
Yorumlar
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv