Yazı Detayı
22 Aralık 2014 - Pazartesi 14:14 Bu yazı 1672 kez okundu
 
TEO-POLİTİK NOTLAR
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Merhametin aklı ile aklın merhametinden koptukça sınırların ve sınıfların teolojisini yeryüzü hapishanesi ideolojisine dönüştüren geleneksel ve modern egemenlerin ilahlık histerilerine karşı özgün ve bağımsız muhalefete bir mukaddime olsun bu yazı.

 

Oku’ (anla ve sorumluluk al)emrinin şeytanın gör dediği yerden bakılarak mistik ve mitolojik müktesebat ile okunmasının yarattığı aklın tezahürleri farklı coğrafyalarda ve farklı etnisitelerde tağyir ve tahrif örnekleri ile içeriden karşı duruşun geleneğini yarattı.

 

Mülkiyet ve sonsuzluk tutkusu insanın gizli ilahlık talebinin ilk dışa vurumları olarak siciline düşülen, kayıtlara geçen en önemli not oldu.

 

Mitler, anlatılar, esatir, kargo kültleri, antropomorfoloji, israiliyat, mesihiyat, atalar dini, rivayetler ve daha nice kutsala çalınmış çeldirici, aklın asli fonksiyonlarını felce uğratarak hakikatin çığlığını öteledi.

 

Literal çabaların ardında saklı Katolik fıkıhçılık ya da şekilci sürdürücülüğün ürettiği azgelişmiş rasyonellik vahyi mi yoksa cahiliyeyi mi savunuyordu bu bazen karışık notlara dönüştü.

 

Kur’an’dan çok rivayet kültürünün mesai konusu olması ve normlar hiyerarşisinde adı konulmamış bir üstünlük kavgasının nesih-mensuh üzerinden yapılarak hukukun köleleştirilip iç edilmesi de bir başka teo-politik not oldu.

 

Eskiyi daima öven, ululayan, öne çıkaran ve bugünü hor ve hakir görerek eski-yeni dikotomisinde güncel aklı mevcudun imkanlarına yoğunlaşarak çözüm üretmenin alanından çekip geçmişin önerilerinde can bulmaya iten yaklaşım da anılmaya değer bir başka nottur.

 

Hayırlı olan ‘yeni’ midir yoksa ‘eski’ midir tartışmasında hikmetli bakışlar ve rıza-i ilahi gibi esaslar yerine mektep, meşrep, mezhep taraftarlıkları öne çıktı.

 

Müslüman aklın tarihten çekilmesinin belki de en önemli sebebi olan teslimiyetçi akaid, geniş, derin ve karmaşık sorularla işi birilerine bırakarak haddini bilip kenara çekilme davranışını üretip durdu.

 

Hünsa kendisini hamile bırakırsa doğacak çocuk annenin mi yoksa babanın mı mirasçısı olacak türünden uzun kış gecelerinde kurgulanmış akla ziyan sorularla usul-u fıkıh yaptığını düşünenler de bizim mahallenin hesabına notlara iliştirildi.(El-Muvafakat)

 

Sorumluluk, bilinç ve eylem kavramlarını günlük hayattan çıkarıp atan bu inanç düzeneği felsefi olarak tarihin öznesi olma bilgisini ve özgüvenini yiyip bitirdi.

 

İlahi metinlerin, varoluş gayesi, keskin şuur, benlik inşası, kimlik kavgası, sosyal-siyasal muhalefet gibi aydınlatıcı yaklaşımlarla okunması lafızcı,parçacı/atomist ve nesneleştirici okumalar ile yer değiştirdi.

 

Kur’an baştan aşağıya bir iman-amel dengesi ile ‘Ben Müslümanlardanım’ dedirtirken birileri iman teolojisine diğerleri de amel teolojisine dönük kütüphaneler yarattı, toplum mühendislikleri yaptı, akıllar çeldi.

 

Sapmalar, sapanlar ve sapanlara uyanlar ayrı ayrı birer sosyoloji konusu oldukça, ‘tevhid vurgusu, saf bilgi, ahlak abidesi elçi’ gibi esas konular marjinal simaların ve mekanların konusu oldu.

 

Dışlayıcı, ötekileştirici ve tekfirci söylem binyıllık geleneği de arkasına alarak kuşatan ve özgürleştiren çoğulcu dinsel ve siyasal ağzı susturdu durdu.

 

Sosyal adaleti kılcallara yürüterek geniş bir coğrafyada, ‘yeryüzünde fitne kalmadı’ dedirtecek naif yönelişler, kulluklar ile pedagojik ve hikemi belirlemeler yerine kaba fıkıhçı, fütuhatçı ve ucu ruhbancılığa çıkan örnekler sergilendi.

 

Kitabın kendinde saklı ruhu, ilahi koruma ile tahriften muhafaza edildi ise de Müslüman aklın kitap bilgisi ve bilinci kitap ile arasına konulan sayısız engel ile aşılması imkansız hallere; yabancılaşmaya dönüştürüldü.

 

Sayıların dilinden ve rakamların büyüsünden din kotarmaya çalışan klasik ve güncel Hurufiler bir ‘hidayet rehberi’ olan vahiy soluğunu tarih öncesi hurafelere kurban ettiler.

 

Epistemolojik yetersizlik, metodolojik belirsizlik, iktidar hırsı, ganimet çılgınlığı, dünya sevgisi, ideal yoksunluğu, parçalanmış bilinç gibi haller yönsüz ve hedefsiz kitleler yarattı.

 

Akledenin dokuz köyden kovulduğu ve akletmemenin övülerek tavsiye edildiği tarihin iniş çıkışlarında ironik örneklerle ayetler ve rivayetler bu yönde tedavüle sokuldu; dokunulmaz, girilmez, bakılmaz, ,işitilmez, anlaşılmaz alanlar oluşturuldu.

 

Köklerini antik Yunan, Hint ve İran pratiklerinden alan ruhçu, neo-platoncu, tasavvufi teori ve uygulamalar etrafında oluşan okullaşmalar ve ritüeller üzerinden zühd ve raka’ik suretinde Müslüman aklın genleri ile oynadı.

 

İctihadı yani dış dünyayı ve gelişmeleri akıl ile karşılamayı yasaklayan ve bunun yerine yine ironik bir şekilde başkalarının aklını ikame ederek itaate/taklide davet eden ve Foucault’nun ‘uyruklaştırılmış bilme’ dediği hususa hayat veren uygulamalar da bize ait notlar arasında anılmalıdır.

 

Birilerinin kendi okumalarını/çıkarımlarını murad-ı ilahi, şer’i şerif/şeriat, gayretullah olarak sunması baştan aşağıya bilinçli ya da bilinçsiz bir keyfiliği ve tahrifi, kavramların köklerinden uzaklaştırılmasını, bağlamın buharlaştırılıp anlamsızlaşmasını, salih çabaların sulandırılmasını beraberinde getirdi.

 

Senet tenkidinden çok metin tenkidine önem vererek yepyeni bir metodoloji ile ümmetin karşısına çıkanların derdest edildiği; sünen ve sahihlere alınan rivayetler kadar bunların dışında kalan ve sayıları yüzbinleri aşan rivayetin kontrolsüz dolaşımına dikkat çekerek makul bir yol olan kitaba, sünnete ve akli/tarihi gerçeklere uygunluk (H.Kırbaşoğlu/ Üçüncü Yol Mukaddimesi)kriterini öne çıkaranların dinlenmeyip marjinalleştirildiği örneklerimizi de not etmeliyiz.

 

Aklın dinamik hallerini, eşyanın kendinde mündemiç öğretici kavislerini, tabiatın sihirli dilini, mekanla buluşan dilin nefis ürünlerini dondurmak ve ‘ey nas’ diye hitap edilen kalabalıkları ‘deli gönlüm azmet sürü olmaya’ (S. Kara/Kara Şiirler) saflığı ile ‘ol’ emrinde vücud bulmuş her zerre ile hizaya sokmaya çalışan cesur oryantasyonları da not etmeliyiz.

 

Mahalle fetvaları ile ümmetin sorunlarına çözüm ürettiklerini sananların zamanın ruhunu ıskalayarak büyük düşünce mirasını ayağa düşürdüklerini; eklemlenmeci, öykünmeci ve taklitçi köle ruhu ile İslamı sosyo-ekonomik, siyasi, edebi, kültürel dilinden mahrum bırakarak herhangileştirdiklerini; bilgiyi ve bilgi kümelerini nakilcilik metodu ile İslam’ın varsa yoksa yegane kaynağı haline getirerek ‘O her an bir iştedir’ inancına uzak düştüklerini de notlarımızda anmalıyız.

 

Adaleti sadece el kesme ile kavrayanların bilgide adalet, vahyin sesine kulak kesilmede adalet, elçinin kusursuz örnekliğini örneklemede adalet, tarihte adalet, paylaşımda adalet, siyasa yapımında adalet, hukukta adalet, atalar konusunda adalet, diller ve renkler konusunda adalet, düşünenlere adalet ve düşünceye adalet bağlamında karşılamadıklarını da bir yol not etmeli.

 

İslamcılığın öldüğünü ve kalıntılarının da liberalizm ile bireysellik sahillerinde mehtaba karşı şiir okuduğunu söyleyen modern Samirilere karşı,  ‘Allah ‘hayy’ ise, Allah katında din ‘İslam’ ise ve Allah’ın eli inananların üzerinde ise İslam’i aidiyetlerin bitmesi muhaldir’ diyenlerin Ebu Hanife akıbetine uğratıldıklarını da bir kenara not etmeli.

 

Kendi beğenilerini, kültürlerini, fırkalarını, sınırlarını Allah ve resulü diye pazarlayan bu pespaye akla İslam’ın kurucu aklının aşkınlığını ve yegâne adlandırmanın ‘müslüman/mü’min’ olduğunu; ilahi buyruğun insan kabiliyetinin fevkinde ama insan için ve insana göre olduğunu hatırlatmayı da sorumluluk notu olarak anmalıyız.

 

Notları not edip şu çağrıyı yinelemeliyiz: romantik tarihselliklerden sahici evrenlere, ılımlı entegrasyonlardan akıllı formasyonlara, konformist ataletten adaletçi eylemselliklere, muhafazakar tekrarcılıktan (tekrir)ve hasılı tahsil taklitçiliğinden tenkitçi ve dinamik öğrenmelere, işbirlikçi teslimiyetçiliklerden savaşçı cömertliklere, yüzleşme endişesinden hesap soran aktivizme, sahte kutsallıklardan gerçekçi inançlara dönük sabır yüklü her eyleme selam olsun.

 

 

 

 

 
Etiketler: TEO-POLİTİK, NOTLAR,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv