Yazı Detayı
02 Ocak 2020 - Perşembe 10:22 Bu yazı 1362 kez okundu
 
VİTRİN UYGARLIĞI
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Küresel kapitalist sistem, rahmetli Ali Şeriati’nin isabetle işaret ettiği üzere, kendi asli dinamiklerini sürekli yeniliyor ve kendisini değişen zaman dilimlerine uyarlayarak süreçlere iktidar suretinde dahil oluyor. (A.Şeriati, Kapitalizm Uyanıyor mu?, Dünya Y.)

 

Kapitalist aklın ve örgütlenişin bu hamleleri salt ötekine karşı kapitalizmin konumlanışı olarak değerlendirilmemelidir. Asıl görülmesi gereken, kapitalizmin kendisini genel olarak varlık, özel olarak da insan toplulukları karşısında ‘asli kurucu unsur’ olarak görmesidir.

 

Yani kendisini, 'kalıcı, meşru, yenilenebilen ve sürdürülebilen sistemik üst organ'a dönüştürmesidir.

 

İktidarın karmaşık doğasının (M. Foucault) tüm katmanlarını evrenin efendisi edasıyla arkasına alan ve otoriter bir dil ile eşyanın tek boyutunu topluma dayatan multi nasyonal kapitalizm, çoğulcu düşünsel zenginliği budamış ve bu yöndeki inanç ve umutları kötümser süreçlere itmiştir.

 

İslam, sosyalizm, uzak doğu idealizmi gibi alternatifleri acımasız yöntemlerle itibarsızlaştıran ve bitirmeye çalışan kapitalizm, ‘alternatif’ algısını ve buna bağlı imkan teorisini de böylece geniş toplum kesimlerinin zihninden söküp atmış, yegane çözümü ‘liberal demokrasi’  adresinde göstermiştir.

 

Bu zihinsel işgal sonrasında, serbest piyasa ekonomisi ile ilişkili her toplumsal kuram, disiplin ve eylem makul ve değerli bulunurken, bundan gayrı her bağımsız ve müstakil oluşum şeytanlaştırılarak tecrit edilmiştir.

 

Kapitalizm, egemen ideolojinin kurumlarını araçsallaştırarak, elleriyle yonttuğu kulelerini birer seküler mabed olarak yükseltirken, serbest piyasa mabedine trajik şekilde entegre ve enterne edilen kurumlardan biri de “bilim” olmuştur.

 

Sanayi devrimi sonrasında bilgi ahlakından uzaklaşarak yeni sömürü düzeninin korunmasına ve geliştirilmesine dönük bir aparata dönüşen bilim, kendindeliğini ve kendi içinliğini kaybederek kapitalizmin dinamiklerine destek verir duruma gelmiştir.

 

Serbest piyasa canavarının bilimi köle ruhlu hale getirerek iç etmesinin, M. Foucault deyişiyle uyruklaştırmasının sonucu, akademiyada teori pratiğin arkasında ve gölgesinde kalmıştır.

 

Atölye üretiminden fabrikasyon seri üretime geçişle beraber bilim, sanayi devriminin hizmetinde bir personele; niceliğe, istatistiğe ve sonuçlara ayarlanmış bir makine dişlisine dönüşmüştür.

 

Bilgiyi eylemin hizmetçisi kılan bu merkez kayması, bütün bir akıl ve onun etrafında dizilmiş kelimeler ve kavramlar dizgesinin ters yüz edilerek yeniden örgütlenmesi demekti. Kısacası paradigmaya dair bir makas değişikliği idi.

 

Yeni egemen döngü her alanı olduğu gibi siyasal alanı da etkiledi. Bu alanda daha otoriter bir akıl gezinmeye başladı. Metafizik, tarih, toplum, kültür, sanat, edebiyat gibi daha birçok alan yeni bir duruş aldı.

 

Bilimsel pragmatizmin gücü hegemonik ilişkilerin destekleyici unsurlarına dönüşmüştü artık.

 

Bilimsel bilginin otoriter kimlik ile aldığı yol kısa süre sonra pozitivizmi doğurdu.

 

Artık Francis Bacon’ın bayrağı dalgalanıyordu: ‘Doğaya egemen olma tutkusu, hedef alanı büyüterek ‘tarih, toplum ve insan’ ile ilgili bir egemenlik söylemine dönüştü.

 

Siyaset bilimcilerinin sıklıkla kullandığı ‘toplum mühendisliği’ ifadesinin modern anlamda kökleri işte buraya dayanır.  

 

Böylece pozitivizm bilimsel bilgiyi saf dışı ettiği gibi kendi istikametinde akan gündelik toplumsal davranışları da derleyip düzenleyen sistematik müdahaleci bir güce dönüştü.

 

Pozitivizmin dışarıda bir şey bırakmayan bu total ifsad hareketinin toplumu sıkıştıran ve sığlaştıran etkilerini Nurdan Gürbilek şöyle değerlendirir:

 

‘Bakılanla kurulan ilişki aslen bir seyir ilişkisine, sözün kendisi bir vitrine dönüştü. Birçok şeyin gösterildiği için ve göründüğü kadarıyla var olduğu, sergilendiği için ve seyredildiği kadarıyla değer kazandığı bir toplum çıktı ortaya. Epeydir vitrinde yaşıyoruz hepimiz.’ (N.Gürbilek, Vitrinde Yaşamak, Metis Y.)

 

Kurtul Gülenç de bu konuda dikkate değer bir katkıda bulunur:

 

‘Pozitivist tutum dünyayı bir takım ahlaksal, kültürel ve politik değer ve ideleri yansıtan anlamlandırılmış bir kosmos olmaktan çıkararak, yaşanan hayatların ancak seyredildiği ölçüde değer kazandığı olgular vitrinine çevirmiştir.’ (K.Gülenç, Frankfurt Okulu, Ayrıntı Y.)

 

Atrık Zygmunt Bauman’ın akışkan hayatını hatırlatan olgularla çevrilidir etrafımız.

 

Ve ‘Özerk birey yoktur’. Çünkü, ‘bireyin vitrinde yaşamaktan başka çaresi kalmamıştır.’ Alış veriş mağazalarında krakerden karakterlere dönüşen birey, cam kenarında oturma ve görünür olmanın dayanılmaz hafifliği ile kalabalıklar içinde bir istatistiktir sadece.

 

Eşref-i mahluk olarak en güzel surette yaratılan insanın ‘kendi nefsine karşı tanıklığını’ (Kıyame/14) bol ışıklı salonlarda yitirmesine şerh koyan Erdem Bayazıt, ‘veda’ metaforu üzerinden yaşadığımız yabancılaşma serüvenine şu satırlarla şerh düşer:

 

“Kalabalık toplanıyor büyük meydanlarda

 

--Aşka veda

 

İnsanlar geçiyor yollardan

 

--İnanca veda

 

Şehir kapanıyor içine

 

--Toprağa veda

 

Dolaşıyor bir heykelin taştan eli üstlerinde insanların

 

Kuşlar göç ediyorlar, bulutlar göç ediyorlar

 

‘Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların’

 

--İnsana veda”

 

                                                                                                              (E. Bayazıt, Şehrin Ölümü, 1968)   

 

Galiba Max Horkheimer, ‘birey modern toplumda silinmiş bir varlıktır’ derken tam da bunu kastediyordu.

 

Tüm bunların yanında, pozitivizmin hayatın her yanını teknolojik araçlarla doldurması ve kontrol etmesi de Jurgen Habermas’ı hatırlatan bir deyişle, ‘yaşam dünyasının sömürgeleştirilmesi’dir.

 

Çünkü bağımsız birey gibi bağımsız gündelik hayatlar da yoktur artık. Her ana ve mekana müdahale etmek için her an kendisini yenilemeye çalışan bu kontrolsüz güç, bilgi skalasının organik bir değeri olan ‘tecrübe’yi de saf dışı bırakmaktadır.

 

Tecrübe, bireyi geçmiş ile çok yönlü bir iletişim halinde tutan ortak aklın ürünüdür. Toplumsal değerlerin birçoğunda tecrübe eksenli bilgi ve davranış vardır. İnsana ışık olan bu birikimin bir anda ve fütursuzca yok sayılması, aklın veriler arasında kurduğu alış veriş kurgularını sarstığı gibi kök ve aidiyet bilinci üzerinden birey ve toplum psikolojisini de derinden etkilemiştir.

 

Bugün, büyük zihinsel gerilimlerin kucağında korumasız ve aciz bir varlığa dönüşen birey, teknoloji totaliterizmi ile karanlık yarınlara yürümeye devam etmektedir.

 

Herbert Marcuse’un dediği gibi; ‘Teknoloji, tahakkümün meşruiyetini ortadan kaldırıp özgürlük savaşı vermek yerine tahakkümün meşruiyetinin pekiştiren bir rol üstlenmiştir.’ (H.Marcuse, Tek Boyutlu İnsan, İleri Endüstriyel Toplumun İdeolojisi Üzerine, May Y.)

 

Teknoloji hegemonyasının yarattığı siyasal güç ve ağır kültür blokları, aklın ve ahlakın alanını daraltarak seküler inanç hiyerarşisi yaratmış; düşünme ve estetik yığınların gündeminden uzaklaştırılmıştır.

 

Anlama eylemi yerine teslimiyet eylemi dayatılan kalabalıklar büyük bir simülasyon girdabına tutularak farklı hakikat tanımları ile meşgul edilmekte, sığ ve yavan hayatlara salt ‘seyir’ makamında dahil olmaktadırlar.

 

Sonuç:

 

“Modern birey, uygarlık vitrininde boyutsuz bir salınımla seyreden ve seyredilen bir nesnedir artık.”  

 
Etiketler: VİTRİN, UYGARLIĞI,
Yorumlar
Diğer Yazılar
'CUMHURİYET'İN DOĞUSU'
İbni Battuta: Bilge Seyyah
ŞİİRİN GÜNCESİ -9- “Paltosu Pembe Kadın”
Ölçüsüz, Kaba, Merhametsiz, Gösterişçi ve Tüketici Bir Topluma Doğru
Kariyer-izm Modern Mankurtlaşmadır
Nuri Pakdil'in Ardından
BENDEKİ NOTLAR -9-
Gorki Kozmolojisinden Kucağımıza Dökülenler
Gölgeler ve Gölgedekiler
ŞİİRİN GÜNCESİ -8- "Kaybola"
Sükut Üzere Bir İsyan Çağıltısı
Aydınlık ‘Aydın’ Yüzlerle Gelir
Zamanın Ruhuna Antik Çağlardan Bir Nefes Niyetine: ‘Ölüler Kitabı’
‘YENİ TÜRKİYE PARTİSİ’ ve BİNGÖL SERENCAMI
Oyunbozan değilim, oyun bozuk…
1960-70 YILLARINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Sanatçı ve Toplum
“Bir İnsanın Kim Olduğunu Güçle İlişkisi Belirler”
'Yazı'yı Denemek
Şehir ve Kent Geriliminde İnsan
Nereden Nereye
Cehaletin Halleri
İLAHLAR ÇOCUKLARIMIZI TÜKETMESİN
GÖSTERİ TOPLUMU
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
53
0
3
8
15
26
2
Başakşehir FK
53
0
3
8
15
26
3
Galatasaray
50
0
4
8
14
26
4
Sivasspor
49
0
5
7
14
26
5
Beşiktaş
44
0
8
5
13
26
6
Alanyaspor
43
0
7
7
12
26
7
Fenerbahçe
40
0
8
7
11
26
8
Göztepe
37
0
9
7
10
26
9
Gaziantep FK
32
0
10
8
8
26
10
Denizlispor
31
0
11
7
8
26
11
Antalyaspor
30
0
10
9
7
26
12
Gençlerbirliği
28
0
12
7
7
26
13
Kasımpaşa
26
0
14
5
7
26
14
Konyaspor
26
0
10
11
5
26
15
Yeni Malatyaspor
25
0
13
7
6
26
16
Çaykur Rizespor
25
0
15
4
7
26
17
MKE Ankaragücü
23
0
13
8
5
26
18
Kayserispor
22
0
14
7
5
26
Arşiv