Yazı Detayı
10 Temmuz 2017 - Pazartesi 11:53 Bu yazı 439 kez okundu
 
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Dindar olduğunu iddia eden bir kavmin çocukları arzın göğsünü hesapsızca, kitapsızca, çılgınca, fütursuzca kazma kürek yarıyor, yağmalıyor.

 

Yıkın efendiler yıkın…

 

Bu han-ı iştaha sizin.

 

………..

 

Hayat kelimelerin etrafında döner.

 

Adem’e ilk önce kelimeler öğretilmiş, ömrü böylece mamur kılınmıştı.

 

Ait olduğumuzu iddia ettiğimiz kültür dünyası son derece zengin kelime salkımları ile daima gecemize ve gündüzümüze bir kutlu el gibi uzandı ve etrafımızı bayındır kıldı.

 

‘İnsan, medeniyet, şehir, ahlak, hukuk, sanat, çevre’ gibi kelimeler bizlere maveradan parıltılar sundu.

 

Zihin rahmimiz, her an parçalanarak çoğalan kelimelerin evreninde hayretimize hayret katan genişlemeler yaşadı.

 

Karanlıktan sonra aydınlığın nimetleri sayısız tezahür şeklinde üstümüze sağanak oldu.

 

Biricik ve şeref abidesi olduğunu anlayan insan, bir ömür alnını secdeye çiviledi.

 

Aileler ‘öf’ bile dememe sınırında aldıkları hikemi terbiye ile yaşlıyı, genci, kadını, erkeği yeniden tanıdı ve tanımladı.

 

Bebeler cinsiyetlerine uygun kundaklarda sala ve ezan sesleri ile hayatın billur makamlarına uyandı.

 

Odalar, salonlar, sofalar, sofralar yaşa ve cinsiyete göre nefsin tezkiye mekanizmaları gibi pırıl pırıl işledi.

 

Pencerelerden ruhun pencerelerine tok sesli yardım elleri yeşerdi.

 

Kapılardan sokaklara, caddelere ‘selam’ kelimesinde saklı emniyet, güven, sulh, selamet bakışları aktı.

 

Günde beş defa şehrin yani Medine’nin merkezinden felaha çağrılar yapıldı. Kulluk, barış ve esenlik çağrısı merkezden çevreye aynı ton, hız ve samimiyette yayıldı.

 

Çitleri gülden bahçelerde gül alan, gül satan ve gülü gülle tartan adamlar, yaprak yaprak kardeşlik, dostluk, ahbaplık, arkadaşlık, yoldaşlık, komşuluk rayihası oldu.

 

Alışverişin helal, tefeciliğin ise haram olduğunun somut resmi olan pazar yerleri, emek, üretim, istihdam,  helal kazanç, ihtiyaç, tasarruf, israf gibi akıl inşa eden kelimelerin etrafında toplumsal dönüşümün alanları oldu.

 

İnsan olmakta saklı nakıslık ve nisyan halleri üzere akıp giden hayata süreç içinde sefih akıllı ve düşük ahlaklı müdahaleler geldi.

 

Kırsal toplum nosyonunun ziraat ve üretim eksenine, hızlandırılmış modernite programları ve hormonlu endüstriyel çıktılarla sınıf atlatılmaya çalışıldı.

 

Beyni ve kalbi pastoral dünyaya ayarlı nefisler, makine sesleri, bol ışıklı vitrinler, rengarenk kıyafetler, reklam panoları, gecelik faiz hadleri, iktidar ilişkileri, bürokratik çalımlar gibi duyarsızlığı imleyen bileşenlerle savrulup durdu.

 

Birey-toplum ve birey-devlet ilişkilerindeki yamukluklar sonucu kamu mallarına, hazine birikimlerine göz dikerek palazlanan ve Hz. Salih kıssasında anılan ‘dokuzlu çete’yi andıran fesat şebekeleri bitiverdi.

 

İthal makyaj takımı ile boyanıp badanalanan feodal kırıntılardan kaportası kapitalizme çalan sosyal kümeler devşirildi.

 

Şiddet sistematikleşti. Konformist mütalaalar çoğaldı. Boşanmalar arttı. Aile kurumu terbiye ve telbiye geleneğinden hızlıca uzaklaştı. Okuma ve akletme sünneti teknoloji destekli ‘yeni muhafazakarlık’ kıskacında zemin ve derinlik kaybına uğradı.

 

Engellilerine tahammül edemez hale gelen toplum, engelli toplama merkezleri kabilinden uzmanlara terkedilmiş alanlar yarattı.

 

Yaşlılarını hız ve haz döngüsünde bir problem olarak görenler uzman! gözetiminde yaşam alanları yarattı.

 

Televizyonlardan evlere lağam ‘kanal’ları aktı; antenlerden yuvalara negatif elektrikler yüklendi.

 

Sohbet toplumundan sağırlar tiyatrosuna dönüştü sahne.

 

Ve Allah’ın karargah kılın dediği evlerimiz yedi yabancı desinatörler eliyle eğlence, otel ve tüketim şubelerine dönüştü.

 

Şehir ve medeniyet formasyonundan uzak kimseler ve onların ‘yerli işbirlikçileri’ yaşadığımız mekanlara ait mühendislik faaliyetleri ile kadim formasyonu tüketmeye başladılar.

 

Şimdilerde küçücük bahçesi, birkaç ağacı, gül fideleri, zakkum çiçekleri, hanımeli kokusu, dört bir yana dolanan sarmaşıkları ile bahçeli evler birer birer yıkılıyor.

 

Daha yirmi yılını doldurmamış binalar yeniden yapılmak üzere yerle bir ediliyor.

 

Parksız, bahçesiz, kıytırık oyun alanları ile tıkış tıkış siteler mantar gibi bitiyor.

 

Oysa şehir tarihçileri, şehirlerin, yapılar, meydanlar, kaleler, kuleler, surlar, kemerler, kuyular üzerinden kimliklerini sürdürdüğünü söylerler.

 

İnsanlar tarih ve toplumsal bilinç ile münasebetlerini soyut değerlerin yanında, sanat, estetik, mimari zevk, somut değer, kültürel miras ve sa’y yüklü eserler üzerinden devam ettirirler.

 

Toplum ve mekânsal aidiyet konusunda fikriyatı ve endişesi olmayanlar elbette bu meseleden uzak dururlar.

 

Hesapsızca yıkılan her yapı şehrin hafızasına indirilmiş modern bir darbedir.

 

‘Niçin yıkıyorsunuz’, ‘yerine ne ikame edeceksiniz’ gibi sorulara ahlaki ve vicdani cevaplar verilmelidir.

 

Yıktığınız yapılarla hangi yaşam tarzını yıktığınızı ve yaptığınız binalarla hangi yaşam tarzını buyur ettiğinizi biliyor musunuz?

 

Çünkü şehrin önceki silüeti bir kimlik ve kişilik ifadesi idi. Eksiği gediği ile tarihten akan hafızanın tezahürü idi. Sitelerin ve avm’lerin ise ruhu yok. Yakın vadede şahsiyetsiz beton yığınları aynı sıfatlarla anılan insanlarla dolu bir topluma dönüşecektir.

 

Onun için:

 

‘İnsan şehrin çocuğudur’ ve ‘şehirler insanın yeryüzündeki ayak izleridir’ ilkesinden hareketle insan ve şehir iletişimi ve etkileşimi zengin bir zihinsellik ile ele alınmalı, bağrında merhamet ve estetik barındıran şehirlerin inşası esas olmalıdır. Tevazuyu ilham eden ve istiğnadan uzak tutan yatay çalışmalar merkeze alınmalı; kimlik ve şahsiyet dokuyan, tarih ve toplum bilinci yükleyen eserler öne çıkarılmalıdır.

 

İmar faaliyetleri ‘insan, ahlak ve estetik’ üçlüsü üzerinden devam ettirilmelidir.

 

Doğal çevreye dair kaygılar bilinç düzeyinde canlı tutulmalı, proje kelimesinde saklı aldatıcı ve dili sakilleştirici tutumlar ile soğuk ve gri şehirler oluşturulmamalıdır.

 

………………

 

Dindar olduğunu iddia eden bir kavmin çocukları arzın göğsünü hesapsızca, kitapsızca, çılgınca, fütursuzca kazma kürek yarıyor, yağmalıyor.

 

Yıkın efendiler yıkın…

 

Bu han-ı iştaha sizin.

 
Etiketler: YIKIN, EFENDİLER, YIKIN!..,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
5
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
6
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
7
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
8
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
9
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
10
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
11
Göztepe
49
0
11
10
13
34
12
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
13
Göztepe
49
0
11
10
13
34
14
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
15
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
16
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
17
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
18
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
19
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
20
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
21
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
22
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
23
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
24
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
25
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
26
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
27
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
28
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
29
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
30
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
31
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
32
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
33
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
34
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
35
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
36
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Arşiv