Yazı Detayı
01 Mayıs 2018 - Salı 16:21 Bu yazı 589 kez okundu
 
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

                Az gelişmiş, taşralı ve merkezci yüklenmeler ile zamanın ruhunu doğru okumak; yerel iddialar, tüketen tekrarlar ve bodur projelerle insanlığa ‘büyük haber’ler vermek mümkün değil.

 

                Bilinç ve farkındalık olmaksızın, tahkik ve tecdide dair etütlerden yoksun şekilde hayata ait ezbere ya da öğretilmiş konumlar alıyoruz.

 

                Günün, güncelliğin ve aktüalitenin yıkıcı, yıpratıcı, oyalayıcı pratiklerinde satır satır dökülüyoruz.

 

                Bilgelik ve özgünlük, idealizm ve hakikat yolculuğu bizden uzaklaştıkça yön verilen sürüler halinde yaşananları meşrulaştıran teslimiyetçi tavırlar geliştiriyoruz.

 

                Kalabalıklardan bağımsız kimlik ve kişilik inşa etme yeteneğimizi devrederek, tek başına bir şuur ve aksiyon merkezi olma potansiyelimizi terk ederek kendimize ve topluma yön verme şansını kaybediyoruz.

 

                Oysa yığınlar içinde hizayı bozma ve aykırı söylemler geliştirme bir riskle beraber şahsiyet inşa eder ancak.

 

                Çünkü her inşa bir mücadele ve feragat sürecidir.

 

                 Ancak birey, grup ve toplum fedakarlık ve yüz çevirme erdemini çoktan arkasında bırakmış durumda.

 

                Modern zamanlarda kuşatıcı ve kesin bir söylem olarak ‘İnna Lillah’ diyerek aidiyet güncelleme yerine yaşamları kadifeleştiren eklemlenmeci tutumlar gözlüyoruz.

 

                Kapladığımız mekanlara ve dokunduğumuz coğrafyalara fizikötesinden bir soluk, bir müjde, bir pencere olarak bakma cesaretini ve duyarlılığını yitirmiş görünüyoruz.

 

                Küresel paradigmaların popülist sokaklarında dolanmak veya seküler bir okulun/öğretinin kıyısına yılışarak kendini bulmak! bir izzetsizlik halinde giderek yükselen ve tartışmasız değere dönüşüyor.

 

                Bu zihinsel ve kültürel kuşatılmışlık karşısında hakikat adına bir yekinme zorluyor şartları.

 

                İnsanlığın ilk sahih duruşu olan muvahhid duruş, yerel ve küresel aldatıcılara karşı kendini var ve imar etme savaşı vermelidir. Bunun yolu da öncelikle takvayı imleyen bir ifade ile ‘sıradışılık’ gerektirir.

 

                Aykırı, sorgulayıcı ve önermeci tavırlar bizlere sorumlu ve bilinçli hayatları vadediyor.

 

                Tıpkı Asr suresindeki baştan aşağıya kesin ve keskin bir bilinci muştulayan ‘iman, salih amel, hakkı ve sabrı tavsiye’ gibi.

 

                Kendince ve kendiliğinden bir mücadeledir bunun adı. Yani iğneden ipliğe yaşam tarzı, şakile.

 

                Modern ilahlara, mabetlere ve kurgulara karşı taklitçi ve tahrifçi olmayan ‘şahsiyet’ eksenli bir tarz ve mücadele.

 

                Modern tiranların inancımıza ve inananlara dair ‘ötekileştiren’ simülasyonuna karşı hikmet yüklü, istikamet üzere bir mücadele.

 

                Siyasal bir aktör olarak tarih sahnesine çıkışımızı manipüle eden her renk ve tondaki ifsada karşı özgüven yüklü sadık bir mücadele.

 

                Sorgulayarak anlamayı ve kabullenmeyi dışlayan, var olanı ve olacakları bir yazgı, bir kader olarak sunan masalcı ve menkıbeci tezgahlara karşı özne olmanın mümkün ve mücbir hallerini savunan bir aziz mücadele.

 

                İyiliklerin çoğalması ve kötülüklerin azalmasına dair yeryüzü ölçekli hedefimiz aktif ve özneci bir inanç ilkesidir.

 

                Bu inanç manzumesi zamana ve mekana renk vermenin, aktör olarak tarihe not düşmenin adıdır. Ve yine bu ilke, savunmacı, muhafazakar, özür dileyici, pasif ve miskin tutumları uzaklaştırıcıdır.

 

                Bugün hakikate ait hiçbir ilkenin ve anlayışın modern toplumlarda ve ilişkilerde belirleyici olmaması inananların harekete geçmesi için yeterli bir ihtardır.

 

                Öyle ki, inandığını iddia eden kalabalıkların her adımda biraz daha seküler ve modern algılar ile kendilerine yabancılaşması yüzleşilmesi gereken elzem bir konudur.

 

                İbadet konularının geleneksel ve folklorik araçlara dönüştürülerek hayatın gerçekliğinde bir yaptırıma sahip olmaması acilen ele alınması gereken bir mevzudur.

 

                İnanç çizgileri sayesinde anılmaya değer olan bir toplumun, deist, ateist, anarşist, nihilist yetiştirmesinin ardındaki geleneksel ve modern sebeplerin kritiği yapılmalıdır.

 

                Teknoloji ve sermaye yoğun güçlü çeldiricilerle klasik inanç bariyerlerinin yerle bir edildiği zamanlarda kapitalizmin ağababalarına karşı dünya halklarına söylenecek sözü olmamak; felaha davet edecek bir alternatifi olmamak aksine var olanlara sığıntı gibi eklemlenerek popülist refleksler ve adresler ile çıkışlar bulmaya çalışmak sahih bir konum ve çaba değildir. 

 

                Akışkan moderniteyi anlayan ve karşı koyan bir bilince ihtiyacımız var. Zihinsel bağımlılıklardan uzak, vahyin rehberliğinde ve insanlık ölçeğinde bir retoriğe ihtiyacımız var.

 

                Taşralı mistifikasyondan kopan, eskilerin rivayetlerini din olarak sunmaktan uzak duran, sekülerizm ile hesaplaşmayı göze alabilen, aklı faal kılan, cari sistemik ilişkileri deşifre edebilen, her türlü istismarı kıvamında okuyabilen okumalara ihtiyacımız var.

 

                Zamanı dönüştürecek, tarih, toplum ve siyaset bilincini yeniden inşa edecek akleden kalplere, küresel tartışmalarda inisiyatif alabilecek selim vicdanlara ihtiyacımız var.

 

                Kolonyalizmin, yerli ve yabancı müstevlilerin, mustağrib ve müsteşriklerin, siyasi ve kültürel işbirlikçilerin üzerimizdeki hesaplarını kavramalı ve karşı duruşlar geliştirmeliyiz.

 

                İçerik üretmeliyiz. Hoşumuza gitmese de, asude gölgeliklerimize, konformist akışlarımıza halel gelse de ‘sadece tüketici’ olduğumuzu kabullenmeliyiz.

 

                Bilinç mücadelesine dair etütlerimiz olmalıdır. Kendimizi yeniden kendimiz tanımalıyız. Ruhumuza yuva yapmış ‘sömürüye müsait olma hali’nden kurtulmak hürriyet yürüyüşünün ilk adımı olmalıdır.

 

                Alemlerin rabbinden alemlere bakış atan sözler söylemeli, öneriler sunmalıyız.

 

                Yüce kitabımızı hayatın içine taşıyan üsve-i hasenelere öncelik etmeliyiz. Ayrılıkçı ve ayrıştırıcı mezhep ve etnisite merkezli dilin tuzaklarından uzaklaşarak insanlık ve ümmet merkezli bir dilin imkanlarını yoklamalıyız. Sayıları hakikatın ölçütü olmaktan çıkaracak ve nitelikleri yüceltecek öneriler ile Newton’cu paradigmaya mesafe koymalıyız.

 

                Bugün büyük bir aymazlık ve had bilmezlik ile evlerimizin içine kadar sokulan ve müdahalelerde bulunan Anglo-Sakson felaket ile yüzleşebilecek; ‘modernleşme denen durdurulamaz, takıntılı, saplantılı, alışkanlaştıran, eriten ve ergiten değişim’ (Z.Bauman) ile hesaplaşabilecek kalemlere, kürsülere, mikrofonlara ihtiyacımız vardır.

 

                İbni Sina ya da Farabi’ye ait eserlerin batı üniversitelerinde okutulma afyonunu geride bırakarak bugün takip edilen bir bilimsel dergimiz, okutulan bir makalemiz var mı diye bakmalıyız.

 

                Nakliyecilik ya da rasyonalizm ile malul kalabalıkların gündeminden uzak durmalı ve Tagore misali alternatif programlarımız ile karşı koyma cesaretini göstermeliyiz.

 

                Akışkan hayat bizi nesneleştirememeli. Engelleme ve manipülasyonlara rağmen nefsimizin öznesi olmaya çalışmalıyız. Zaman bendedir ve mekan bana aittir diyen bir aklın araçları ile yol almalıyız.

 

                Bilgi, kültür, kurumlar ve medeniyet üretmeliyiz. Eskilerin tespitlerini tekrar edip durmak ya da yenilerin ibarelerini sayıklamak bir maharet değildir. Bilginin gücünü zamanın ve mekanın ötesinde değerler ve hedefler ile konsolide etmeliyiz.

 

                Bugünün Müslümanları ve Müslüman dünyası medenilik ile ne kadar akrabadır bunu çözümlemeliyiz. Katar ve Zimbabve arasındaki kişi başına gelir farkının % 400'lerin üzerinde olmasını atlayamayız.

 

                Bugünün medeni ulusları ve paktları! Müslümanlar için gerçekte hangi tanımı yapıyor ve neyi reva görüyor bunu deşifre etmeliyiz. İtalya’da milli hasılanın %11’ini göçmenler üretirken seçimlerde oy haklarının olmaması hangi toplumsal sözleşme ile açıklanabilir.

 

                Medyatik konumlanışlar, manşet inançları ya da küfürler, altyazı tarafgirlikleri, ‘tabela’ davaları, kültürsüzlük üzerine eklenen dünyevileşme çılgınlıkları bizi tüketiyor.

 

                Özgür kişiliklerin ve hür düşüncenin önünde birer engel olarak duran, bütün mesaisini iktidar ilişkilerine teksif eden, düşünmeyi, tartışmayı ve eleştirmeyi zinhar men eden yapılar ve çevreler egemenlik süreçlerinde meşrulaştırıcı birer dolgu malzemesi olmanın ötesine geçemezler.

 

                Tevhid, merkeze inançların alındığı bir söylem ise bizi parça zindanına ya da parçalanmaya davet eden içeriden ve dışarıdan her sese karşı ‘asıl olan bütünden bakabilmektir’ diyebilmeliyiz.

 

                Ne bulduysa yiyen ineklerden farklı olarak seçici ve eleştirel okumalarımız olmalıdır. ‘Kesin olan tek şey belirsizliktir’ mottosunun her alanda dalga dalga tezahürlerini fark etmeliyiz.

 

                Bireycilik fitnesine tutulmadan ayakları üzerinde bir sütun gibi yükselen ve ışığı ile ümmetin bir kavramına, bir konusuna, bir sorununa, bir coğrafyasına aydınlık olan bireylerimiz olmalıdır.

 

                Yaşadığımız zamanlarda mü’minlerin, sınırsız şiddetin, ahmakça itaatin, bükülebilir ve yönlendirilebilir propaganda malzemesi olmanın, el yordamıyla yürümenin, ikinci sınıf eğlencenin, çılgınca tüketimin, terkedilmiş bilgi ve teknolojinin, komplo teorilerinin, nostaljik manzumelerin ve sinema senaryolarının pasif istatistikleri olmaları bizleri rahatsız etmelidir.

 

 

 
Etiketler: ZAMANA, DÜŞEN, BİLİNÇ, SAHNELERİ, ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
5
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
6
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
7
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
8
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
9
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
10
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
11
Göztepe
49
0
11
10
13
34
12
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
13
Göztepe
49
0
11
10
13
34
14
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
15
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
16
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
17
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
18
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
19
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
20
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
21
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
22
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
23
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
24
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
25
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
26
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
27
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
28
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
29
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
30
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
31
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
32
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
33
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
34
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
35
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
36
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Arşiv